"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Baldızımdan çocuğum oldu

Değerli Güzin Abla, ben Almanya’da yaşayan orta yaşlı, iş hayatında çok başarılı bir hukukçuyum.

Bundan sekiz sene önce meslektaşım olan bir Türk hanımla tanışıp evlendim. Evliliğimiz çok huzurlu olduğu halde, çok büyük bir hata yaptım. Eşim işlerinden dolayı arada bir, birkaç haftalığına ülke dışına gider. Onun yokluğunda baldızımla birlikte oldum. Kendisi benden altı yaş büyük ve çok çekici bir kadın. Ve bu birliktelikten bir çocuğumuz oldu. Bacanağım çocuğun kendisinden olduğunu sanıyor. Kendisi çekingen ve içine kapanık biri ve baldızımı tatmin edemiyor. Zaman zaman yine de beraber oluyoruz.

Eşimin çocuğu olma şansı da bulunmadığı için, baldızım bu durumdan hiç de rahatsız değil. "O sizin de çocuğunuz" diyor; tabii bizim hanımın bunlardan haberi bile yok.

Ne halt ettim, ne büyük hata yaptım; çok geç anladım ve artık telafisi de mümkün değil. Şimdi ne yapacağımı bilmiyorum. Başka bir şehre taşınmayı bile düşündüm. Bana bir yol gösterebilirseniz, çok yardımcı olursunuz ablacığım. Vicdanım beni rahat bırakmıyor, artık hayatımda huzur yok. Her şey benim suçum.

RUMUZ: AVUKAT/ALMANYA


Vay vay vay! Bir avukat, bir hukuk adamı da bunu yaparsa; artık cahil, cühela, eğitimi bile olmayanları düşünmek bile istemiyorum.

"Bir hata yaptım, artık telafisi mümkün değil" diyorsun da oğlum, aklın neredeydi? Hiç değilse çocuk için önlem alsaydın ya. Hem bu nasıl bir abla? Bu nasıl bir baldız? Eminim pek de hoş ve tasasız bir biçimde kız kardeşiyle canciğer, kuzu sarması görüşmektedir. Sen de bu pısırık bulduğun, eşini tatmin etmediği için onun görevini üstlendiğin bacanakla akşamları sık sık kahve içip, tavla oynuyor ve siyasi sohbetler ediyorsundur eminim. Şimdi benden ne bekliyorsun? Ben seni nasıl teselli edebilirim? Belki sen mesleğin gereği, inanmadığın halde zaman zaman bir suçlunun suçsuz olduğunu ispat etmeye çalışıyorsundur. Bağışla ama, ben inanmadığım bir davayı savunamam.

"Hem hatalıyım, vicdanım beni rahat bırakmıyor" diyorsun, hem de hálá baldızınla yatmaya devam ediyorsun. Bu mu pişmanlık? Baldızın çok rahatmış. Sen değil misin sanki? Artık insanlar ne hale geldi, duyduklarıma inanamıyorum. Böyle giderse ben bu köşeyi nasıl sürdürürüm! Bu kadar vurdumduymazlık, bu kadar rahatlık, bu kadar saygısızlık... Ve ne yazık ki söylemeden edemeyeceğim, bu kadar ahlaksızlık artık gerçekten katlanılır gibi değil.

Bir ilişkiyi sürdürecek cesaretim yok

Güzin Abla, yazılarını okuyarak hayattan ders almaya çalışıyorum; fakat hiç de mutlu hissetmiyorum kendimi. Nedenini de bulamıyorum. 22 yaşında güzel, alımlı, meslek sahibi bekar bir genç kızım. Ama kendimi hiç de genç ve dinamik hissedemiyorum. Belki dışarı yansıtmıyorum ama her zaman sıkıntılı, durgunum. Yakın bir arkadaşım, hayatımda özel biri olmadığı için böyle hissettiğimi söyledi. Bu doğru mu?

Belki gerçekten özel hayatım yok, ama olmasını da istemiyorum. Çünkü biliyorum ki, bir ilişkiyi sürdürecek cesaretim yok; ya da karşıma doğru kişi çıkmadığı için böyle düşünüyorum.

Mesela birkaç gün önce kariyer sahibi 35 yaşında bir doktorla çıktım ve ondan hoşlandım; o da benden hoşlandı. Hayat dolu, esprili biriydi. Sanırım sorun bende, içimde nedensiz bir korku var.

RUMUZ: CANDY


Kızım, giderek gerçekten kimseye güven duyulamayacak hale gelen dünyamızda, yukarıdaki yazıda gördüğün gibi ablana, eşine bile güvenemeyeceğin bir ortamda nasıl olur da korkular içinde olmazsın? Benim köşem ne yazık ki, gerçek yaşamın bir yansıması, toplumun bir aynası. İnsanların güvenilmez olduğunu burada bile görmen mümkün. Ama her ne olursa olsun, önce kendine güvenmelisin. Meslek sahibi bir genç kadın olarak hiç kimsenin seni ezemeyeceğine inanmalısın. Tabii ki bir erkek arkadaşın olmalı, ama onu iyi tanımadan kendini kaptırmamalısın. Korkuyorum diye de yaşamın yanından geçip gidemezsin. Yaşamdan kaçamazsın, deneyip göreceksin.

Sevgililere askerdeyken huzur vermek gerekir

Geçenlerde bir asker kardeşimin mektubunu yayınladınız, okurken göz yaşlarımızı tutamadık.

Benim nişanlım da askeri öğrenci; inşallah bu yaza mezun olup subay olacak, en az 20 yıl bu mesleği sürdürecek. Sevdiğini askere göndermek neden bu kadar zor geliyor insanlara? 18 aya katlanamıyorlar mı? Bu memleketin çocukları Doğuda dağlarda sabahlıyor; niceleri aylarca yatak yüzü görmüyor. Orada yaşanan hayat, filmlerdeki askerlik kadar eğlenceli değil. Nedense bu kardeşlerimin üstündeki psikolojik baskıyı kimse düşünmüyor. Askerdeki sevgiliden telefon beklemek, aramayınca sitem etmek ne kadar doğru; anlayamıyorum.

Size mektup yazan asker kardeşimin ve tüm Mehmetçiklerimizin yanaklarından öperim. Allah hepinizi korusun, sevdiklerinize ve vatana bağışlasın. Ben şehit torunuyum. Nice analar, bacılar, üç günlük gelinler şehit verdi bu vatana... Bu aslanları biz bir buçuk sene beklemişiz, çok mu? Hele bu yüzden ihanet söz konusu bile olmamalı. Sen evinde rahat uyu diye vatan bekleyene ihanet, vatana ihanettir. Bugün asker sevdiğiyim, yarın şehit eşi de olabilirim. İlahi takdir! Nasıl canımız, malımız feda ise, sevdamız da feda olsun bu vatana. Allah herkesi sevdiğine kavuştursun 

<ı> HİLAL G.


Canım kızım, içime su serptin. Ben de artık gençlerde vatan sevgisi kalmadı diye üzülüp duruyordum. Yine umutlandırdın beni.
X