"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Balbay kararı

ANAYASA Mahkemesi’nin Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal hakkındaki verdiği kararı herkes çok iyi anlamalı.

Kararın arkasında ‘tezgâh’ vehmedenler, kararı hükümet-cemaat çekişmesine bağlayanlar, seçim yatırımı sananlar çok iyi anlamalı. Dünkü Türkiye’de veya bugünkü Türkiye’de, yargı tutuklama kararı verdiğinde alkışlayıp tahliye kararı verdiğinde tepki gösterenler çok iyi anlamalı.
Çünkü bu karar, hukukla ilgili bir konuyu siyasi önyargılardan arındırarak bakabilmenin ve AİHM içtihatlarını uygulamanın bir örneğidir.
Anayasa Mahkemesi üyeleri değişik kaynaklardan, değişik tarihlerde bu göreve geldikleri halde, bu kararı oybirliğiyle vermişlerdir. Bu son derece önemlidir.

‘İYİ ANLAMAK’

Kararın evvela yargı camiasında iyi anlaşılması gerekir. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, 3. Yargı Paketi yasalaştığında, tutuklu vekiller konusunda, aynen şöyle demişti:
“Yargı çıkardığımız yasaların ruhunu iyi anlamalıdır. Tutuklama bir tedbirdir, tedbirlerin mahkûmiyete dönüşmemesi lazımdır.” (5 Temmuz 2013)
Çünkü 3. Yargı Paketi ile “adli kontrol” kurumu getirilmiş, bu kayıtla tahliye kararları verebilmenin yolu açılmıştı.
Fakat mahkemeler hiçbir tutuklu vekil hakkında bunu uygulamadı.
Ve işte, 2010 referandumunda “evet” çıkmasıyla oluşturulan “bireysel başvuru” yoluyla, Anayasa Mahkemesi, bu nitelikteki uzun süreli tutuklamaların insan hakları ihlali olduğuna karar verdi.

HANGİ MAHKEME?

Anayasa Mahkemesi’nin kararında “kararın, mahkemesine gönderilmesi” hükmü de var, yani tutuklama kararını veren 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne... Bu, hangi mahkemenin yetkili olduğunu açıkça gösteriyor: 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bu karar kendisine geldiğinde, Mustafa Balbay’ın tahliyesine karar vermelidir.
Bazı hukukçuların savunduğu gibi aylar sonra Yargıtay’ın karar vermesini beklemek yanlıştır; Anayasa’ya aykırı durumun devam etmesi demek olur bu.

MAHKEME NE DEDİ?

Yüksek Mahkeme’nin verdiği kararın iki gerekçesi var: Bir, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ın seçilmiş vekiller olması... İki, seçilmiş vekillerin uzun süre tutuklu kalmalarının yanlış olduğu.
Milletvekili olmayıp sadece “uzun süre” tutukluluk olsaydı Yüksek Mahkeme yine bu kararı verir miydi? Gerekçeli karar yayınlanmadan bu konuda bir şey diyemem. Üstelik her dosya farklıdır.
Balbay, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruda “tutuklanmasını haklı gösteren somut olay, olgu ve bilgi mevcut olmadığı halde tutuklandığını” da iddia etmişti. Yüksek Mahkeme Balbay’ın bu iddiasını “açıkça dayanaktan yoksun” buldu, tutuklamayı haksız saymadı. Sadece “seçilmiş” olmasını ve tutuklama süresinin “uzun” olmasını dikkate alarak “ihlal” kararı verdi. Onun için, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı “beraat” değildir. Bu konuda karar yetkisi Yargıtay’a aittir.
Yargıtay’dan sonra Anayasa Mahkemesi’ne gelebilir.

NEDEN ÇOK ÖNEMLİ

Balbay kararını birkaç bakımdan çok önemli buluyorum ve alkışlıyorum. Evvela, “evrensel hukuk”un bir uygulamasıdır. AYM’nin kullandığı bütün kavramlar AİHM içtihatlarından alınmıştır. Hukukumuzun evrenselleşmesi yönünde çok önemli bir gelişmedir.
İkincisi; Ergenekon ve benzeri davalar üzerinden ateşli siyasi kavga yapanların, bu karar vesilesiyle “evrensel hukuk”u hatırlayacaklarını umuyorum. Bu davaları tamamen düzmece veya sanıkları tamamen suçlu gibi görenler, umarım ki, “hukuk”un “siyaset”ten üstün tutulması gerektiğini fark ederler.
Hukuk siyasetten ve ideolojilerden üstün tutulmazsa, kavgalarımızda kim tarafsız hakem olacak?! Adaleti kimden bekleyeceğiz?!

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI