Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Balbay: "Darbe notları benim değil"

    Ayşegül USTA/İSTANBUL, (DHA)
    19 Kasım 2009 - 16:54Son Güncelleme : 19 Kasım 2009 - 16:54

    İKİNCİ Ergenekon Davası'da iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle tutuklu olarak yargılanan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, emekli Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu söylenen günlüklerle birlikte 2003-2004’deki bir darbe tasarımının önemli kanıtı olarak gösterilmeye çalışılan notların kendi tuttuğu notlar olmadığını söyledi.

    Mustafa Balbay, dosyaya konulan ve kendisine atfedilen notların, kendi orijinal notlarından esinlenilerek üretildiğini öne sürdü. Bilgisayarlarına usulsüz ve kanuna aykırı olarak el konulduğunu belirten Mustafa Balbay, bilgisayarının içeriğine kanuna aykırı şekilde müdahale edildiğini söyledi.

    CUMHURİYET GAZETECİLİK İŞLEVİNİ YERİNE GETİRDİ

    23 Mayıs 2003’te Cumhuriyet Gazetesi’nin manşetinden yayımlanan Genç Subaylar Tedirgin başlıklı haberinin iddianamede ‘darbe planlarına yönelik kaos için düşünülen psikolojik harekat planını başlatmak’ olarak değerlendirildiğini ifade eden Mustafa Balbay şunları söyledi:
    "Konu sadece suçlama değil, benim gazetecilik kariyerime yönelik çok ağır bir ithamdır. Sanki her şey güllük gülistanlıkmış da ben ve Cumhuriyet Gazetesi ortalığı karıştırmış gibi bir izlenim yaratılmak isteniliyor. Oysa gerçek şu ki, Cumhuriyet her dönem olduğu gibi o günlerde de gazetecilik işlevini yerine getirdi. Ankara’da yaşananları haberleştirdi. 23 Mayıs 2003 günü Cumhuriyet gazetesinde manşetten yayımlanan ’Genç Subaylar Tedirgin’ başlıklı haber benim imzamı taşıyordu. Askerin içinden aldığım birkaç bilgi kırıntısını, duyumu toparlayıp haber yapmış değildim. Görüşmenin içeriğinin tam olarak anlaşılabilmesi için her konuyu tire tire aktardım."

    Bir haber yalnızca manşete çıkan 2-3 sözcükle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Mustafa Balbay, "Eğer haberin içeriği tümüyle genç subayların kimi tedirginliklerine, kimi eylemlerine, iddianamede yer verildiği gibi kimi mektuplara dayalı olsaydı, savcıların bu habere ilişkin iddiaları da belki bir nebze anlaşılabilirdi" dedi.

    HABERDE GENÇ SUBAYLARIN HİÇBİR EYLEMİNDEN BAHSEDİLMİYOR

    Söz konusu haberde en az on tane mesaj olduğunu belirten Mustafa Balbay, "Dönemin Genelkurmay Başkanı, Başbakan’a Meclis gündemindeki yasaları anımsatıyor, 19 Mayıs kutlamalarına ilişkin açıklamalardan yakınıyor, TSK’yı yıpratıcı adımların AKP’nin genel tutumundan da cesaret aldığını söylüyor. Bu durumun TSK’da rahatsızlık yarattığını, genel bir tedirginlik olduğunu, bu arada genç subayların da tedirginlik hissettiğini anlatıyor. Haberde genç subayların hiçbir eyleminden söz edilmiyor.

    Sayın savcılar, iddianamede yer alan kimi ’genç subaylar’ imzalı mektuplarla bu haber arasında bağlantı kuruyorlar. Bu çok zorlama bir çabadır. Benim yaptığım haberde böyle bir mektuptan söz edilmiyor. Eğer o gün gerçekten Genelkurmay karargahına mektupların gönderildiğini kesin olarak öğrenseydim, bu bilgiyi de değişik kaynaklardan doğrulatmaya çalışır ve yazardım. Ancak, haberde de görüleceği gibi böyle bir durum yok" diye konuştu.

    O DÖNEMDE BİR DARBE ALGISI ALMADIM

    Savunmasında 2000’li yılların başında Türkiye’de yaşanan bazı olayları da anlatan Mustafa Balbay şunları söyledi:
    "O dönemde bir darbe algısı almadım ama çok ciddi tedirginlik aldım. Siyasetçiler, sokaktaki insanlar, herkesin çok ciddi kaygısı vardı. Bana bu kadar gelmedi. Gelseydi ne yapardım. Doğrulatmaya çalışırdım. Daha sonra haber yapardım. Bütün bu gerilimlerin ışığında bu gazetecilik yapıldı. Bütün bu tartışmaların yanında Türkiye’nin bir barış anlayışı vardı. Bu süreçte askerler kendi içlerinde ’bu hükümet Türkiye’yi nereye götürür’ diye kaygı içindeydiler. Yargı içinde de kaygı vardı, siyaset içinde de kaygı vardı. Biz bu dönemde bu nabzı tutmak zorundaydık."

    Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök’ün de Ergenekon soruşturması kapsamında tanık olarak verdiği ifadesinde ’bazı rahatsızlıkları başbakana ilettim’ diye beyanının bulunduğunu sözlerine ekleyen Mustafa Balbay, Hilmi Özkök’ün beyanları ile kendi yaptığı haberin örtüştüğünü savundu.

    Meclisin her açılışında ve kapanışda ’Meclisten bekletilerim’ başlığıyla yazı yazdığını bu geleneğini cezaevinde de sürdürdüğünü sözlerine ekleyen Mustafa Balbay, " ’En kötü Meclis bile kapalı Meclisten iyidir’ düşüncesini taşıyan ben, şu anda Meclisi ortadan kaldırmaya çalışmakla suçlanıyorum" dedi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı