Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Balbay: Adalet çok büyük arazi değil, terazidir

    Cem TURSUN/İSTANBUL, (DHA)
    21 Ocak 2011 - 16:04Son Güncelleme : 21 Ocak 2011 - 16:04

    İKİNCİ Ergenekon davasının 99’uncu duruşmasında talepler bölümünde söz alan tutuklu sanık gazeteci Mustafa Balbay Hizbullah üyelerinin tahliyelerinden sonra yaşanan tartışmalara değinerek, "Bu davada yargılananlardan nasıl bir örgüt çıkarılabileceğini bilemediğini dile getirdi. Balbay, "Hizbullah davasında biri ’pişmanlık yok’ diyor herkes uyuyor, KCK davasında ’Kürtçe konuşuluyor’ deniliyor herkes uyuyor, ama buradaki sanıklar ancak iddia makamının bu iddianamesiyle bir araya getirilebilecek kişilerden oluşuyor" dedi.

    "SONUCU MEÇHUL BİR DAVAYLA TUTUKLUYUM"

    Aralarında Uğur Mumcu’nun da bulunduğu birçok gazetecinin faili meçhul cinayetlere kurban gittiğini söyleyen Balbay, kendisinin ise sonucu meçhul bir davayla tutuklu bulunduğunu dile getirdi. Balbay, "Burada tutuklu bulunmamız faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasında ters etki yapıyor. ’Araştıran bir gazeteci olarak söylüyorum. 1990’ların cinayetleri faili meçhul, 1990’lardan sonra faili hemen bulunan cinayetler. Ama katilleri 17-22 yaş arasında Dink, Santoro cinayetleri... Bunlar tesadüfi değil araştırılması gereken şeylerdir" dedi.

    "YARIN SİZ DE AYNI MANTIKLA SUÇLANIRSINIZ"

    Önceki duruşmalarda Arif Doğan’ın sorgulaması yapılırken savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in kendisine "Siz JİTEM’in neresinde bulunuyorsunuz" diye sorduğunu hatırlatan Balbay, "Sayın savcı bu mantıkla insanları suçluyorsa ben de kendi mantığımla diyorum ki bugün bu mantıkla bu insanları suçluyorsanız, yarın siz de aynı mantıkla suçlanırsınız" ifadesini kullandı.

    "UĞUR MUMCU’NUN BAYRAĞINI YERDE BIRAKMAMAK İÇİN YAZIYORUM"

    1993 yılında öldürülen Gazeteci Uğur Mumcu’nun 24 Ocak’ta ölüm yıldönümü olacağını hatırlatan Balbay, şu anda Mumcu’nun köşesinde onun bayrağını yerde bırakmamak için yazdığını ifade etti.

    Cezaevi Tevkif Evleri Genel Müdürü Nizamettin Karaman’ın Kurban Bayramı öncesinde ziyretinde koğuşlarındaki kitap ve raf sayısının çok fazla olduğunu ardından ise "TBMM İnsan Hakları Komisyonuna yazı yazmışsınız. Unutmayın kime giderseniz gidin onlar tekrar bize geliyorlar" dediğini belirtti.

    "ADALET ÇOK BÜYÜK ARAZİ DEĞİL TERAZİDİR"

    "Adalet çok büyük arazi değil, terazidir" diyen Balbay sözlerine şöyle devam etti:

    "Ne yazık ki adaleti arazi haline getirdiler. En büyük bina yüksek bina deniliyor. Ama hukuk yüksek değil sayın heyet. Kalemimden başka silahım yok. Benim vicdanım, beynim özgür. Bedenimin de özgür bırakılmasını istiyorum" diye konuştu.

    "CEZAEVİNDE 24 KİTAP YAZDIM"

    Yılda en az bir kitap üretme sözünü cezaevinde de tuttuğunu söyleyen Balbay, "Bu yolda 24 eser ürettim. 25’inci kitap maalesef yaşadığım yargılamayla ilgili. 26’ncı kitap da maalesef yargılamayla ilgili olacak. Geç gelen adalet adalet değildir" dedi.

    "HALKIN SİPERİNE SOKULUP ONUNLA ISINIYORUM"

    Cezaevinde çok üşüdüğü zamanlar olduğunu belirten Özkan, Bursa’dan bir destekçisinin çeyizinden getirdiği yün çorapları göstererek, "Halka sığınıp, onun siperine sokulup, onunla ısınıyorum. Kızımın 15’inci doğum gününü cezaevinde kutladım. 18’inci doğum gününü de cezaevinde kutlamak zorunda kaldım. Cezaevinde gelirken kendi diktiği elbisesindeki taşlardan oluşan beyaz güvercinler söküldü. Umut ederim hukuku uygulayarak bu dönemi sonlandırırsınız" şeklinde konuştu.

    "BU İDDİANAME AİDS’TEN BİLE DAHA KÖTÜ BİR VİRÜSLE ZEHİRLENMİŞTİR"

    Tutuklu sanık Tuncay Özkan da, Arif Doğan’ın sorgusunu anımsatarak "Bu iddianame AIDS’ten bile daha kötü bir virüsle zehirlenmiştir. Savcılığın mantığı suç ve suçlu yaratmak. Gerçeği aramak değil. Ben 900 faili meçhulün aydınlatılmasını istiyorum. Bu dava üzerinden katillerin aklanması işlemine karşı çıkıyorum" diye konuştu.

    Tutuklu sanık teğmen Mehmet Ali Çelebi de, Ankara’daki helikopter kazasında şehit düşen 5 pilotla birlikte kurs gördüğünü belirterek, "Ruhları şad olsun" dedi. Cep telefonunun adli emanetteyken açıldığının tespit edildiğini savunan Tutuklu sanık teğmen Mehmet Ali Çelebi de, "Hizb-ut Tahrir" üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Mahmut Oğuz Kazancı’nın telefon kayıtlarının kendisinin telefonuna yüklendiğini öne sürdü. Dosyaya giren kayıtlara göre telefonun bir dakika 23 saniye açık tutulduğunu belirten Çelebi, "Emniyet metrodan baz veriyor. Bir dakika 1 saniyede 140 kayıt transfer edilmiş. Bir subayın telefonuna yasa dışı örgüt sempatizanının numarasını yüklemek kimin işi? Kim subayına böyle bir pusu kurar? Mahkemeden talebim konuşun ve adalet yağdırın bunların mağaralarına" diye konuştu.

    Duruşma sanık ve avukatlarının taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı