"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Bal reklamı da eksik kalsa

HALUK Bilginer ve Okan Bayülgen.<br><br>İkisi de sevdiğim isimler.<br><br>Fakat anlaşamadığımız bir konu var: Seslendirme.

İkisi de mükemmel seslendirme yapıyor; aksini söyleyenin aklını kuş kapmıştır.


Dublaj film seyretmeyi sevmememe rağmen özellikle Okan Bayülgen’in seslendirdiği animasyonları başarılı bulurum.


Anlaşamadığımız konu bu değil zaten, reklamlar .


Okan Bayülgen
ve Haluk Bilginer’in iş hayatlarına müdahale etmek haddim de, hakkım da değil.


Ama bir reklam kuşağında deterjandan bankaya, patatesten böreğe her üründe seslerini duymak bir süre sonra rahatsız edici olabiliyor.


Yapmasınlar mı? Ne demek yahu tabii yapsınlar.


Ama ne bileyim biraz daha az yapsınlar, farkları belirginleşsin.


Son olarak Haluk Bilginer’in seslendirdiği bal reklamına denk geldim.


Bal severim, ürüne itirazım olamaz. Haluk Bilginer’i de severim, normalde ona da itirazım olmaz.


Fakat ikisi bir araya gelince “Bir dinlen Haluk Bey” demekten kendimi alamadım.


Bu kadar çalışmasının nedeni eminim tiyatrosunu sübvanse etmek.


Yine de birilerinin çıkıp bu kadar sık seslendirme yapmanın zararlarından söz etmeli.


O biri ben oldum farz edin.


Bıkkınlık ha geldi ha gelecek çünkü.


Bir durun, özlesin vatandaş.

 

Darısı Pierce Brosnan’ın başına

 

ALEC Baldwin kötü bir oyuncuydu. Sıkıcıydı. Oynadığı hiçbir filmi sevmedim.

Çok acımasız oldu ama yapacak bir şey yok.


“Adam gitti arkasından atıp tutuyorsun, ayıp”
demeyin hiç, çünkü aktif oyuncuyken de -yani düne kadar- fikrim buydu, hiç değişmedi.


Baldwin
’in giderken “Berbat bir kariyer bırakıyorum arkamda” demesini ise bir sinema aşığı olarak çok önemsiyorum.


Siyasetten medyaya, heykelden romana pek çok alanda örnek alınası bir itiraf.


Kariyeri boyunca saçları bile bozulmadı Alec Baldwin’in.


Aynı ifadelerle plastik diyarlardan bildirdi durdu.


Hollywood
’un ve genel manada ABD’nin “ayakta ve mümkünse zirveye yakın bir yerde kalma” operasyonlarını iyi kavrayarak kariyer yapmayı
başaranlardandı.


Aktör değildi, iyi görüntü veriyordu o kadar.


Alec Baldwin
’e aktör dersek, Jack Nicholson’a ne diyeceğiz, Marlon Brando’yu nasıl anacağız?


İşin matrak yanı, son yıllarda kendi parodisini yaparken başarılı bulmaya başlamıştım Baldwin’i.


Saturday Night Live
’da filan güldürmüştü beni.


Bu sene Oscar ödülleri gecesinde sunuculuk yapacak, sonra da sanırım politikaya ağırlık verecek.


Baldwin
’in kimsenin hatasını kabul etmediği bir dönemde, aslında hiç de utanç verici olmayan film kariyerini “Berbattı, bırakıyorum” diyerek çöpe atması bundan böyle ona saygı duymam için yeterlidir.


Politikayla dirsek temasındaki George Clooney ile bir gün Demokrat Parti Başkan Adayı olmak için kapışırlarsa Clooney’nin kazanmasını isterim herhalde, o ayrı.


Bana da ne oluyorsa artık!


Neyse, Baldwin sinemayı terk etti; herkese geçmiş olsun.


Darısı Pierce Brosnan’ın başına. 

X