Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bakan Pepe’nin gözünden Gelibolu

<B>HEM</B> bazı ilginç bilgiler, hem doğrulamalar, hem de açıklamalar.

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe iki gün üst üste yazdığım Gelibolu yazılarıyla ilgili uzun bir açıklama gönderiyor. Gelibolu önem verdiğim bir konu. Çünkü, orada bir tarih yatıyor ve bizde tarih bilincinin yerleşmesi gerek. Bilinç durup dururken gelişmiyor, ortaya konular yapıtlar, kararlar ve uygulamalarla netleşen bir süreç.

Pepe’nin verdiği ilk bilgi, 1994’te Gelibolu Tarihi Milli Parkı içinde, Arıburnu-Conkbayırı mevkiinde çıkan yangın. Orada şehitlikleri ve anıtları tehlikeye sokan bu yangın sonrasında, Milli Parkın yeniden düzenlenmesi için yeni bir plana ihtiyaç duyuluyor.

MKG’nın kararıyla, Başbakanlık Çevre ve Orman Bakanlığı’na görev veriyor. Parkla ilgili Uzun Devreli Gelişme Planı 2003 tarihinde hazırlanıyor.

66 ANA PROJE

Bakan Pepe’nin verdiği ikinci bilgi, planın uygulanmasıyla bağlantılı.

Lozan Anlaşması’na göre, Gelibolu Yarımadası’nın tarihi açıdan korunmasında Avustralya ve Yeni Zelanda da devrede. Sık sık onlarla görüşülüyor ve ilgili diğer bakanlıklara bilgi aktarılıyor.

Pepe, ‘Halen Milli Park içindeki uygulamalar, Uzun Devreli Gelişme Planı ile ilgili yasa ve yönetmelikler çerçevesinde sürdürülmektedir, uygulamada 66 ana proje olup, her ana proje bir çok alt projeden oluşmaktadır, bunlardan biri de Ulaşım Ana Planıdır’ diyor.

LOZAN’A AYKIRI DEĞİL

Bana göre, Pepe’nin verdiği üçüncü önemli bilgi, Anafartalar Sahil Yolu’nun yapımı için, Çankaya Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun onay vermiş olması. Onay üzerine, Çanakkale Valiliği kanalıyla ihaleye çıkılıyor.

Tam bu noktada Pepe, şu açıklamayı yapıyor:

‘Anafartalar Yolu projesinin uygulanmasında Lozan’ın hiç bir maddesine aykırılık yoktur. Bunun denetimini yapan firma, projenin her aşamasından haberdardır, bazı teknik itirazları, yapım firmasına iletilmiştir.’

Bu arada yapılan işler sürekli olarak, Dışişleri Bakanlığı eşgüdümünde, Avustralya ve Yeni Zelanda Büyükelçilikleri ile görüşülüyor. Yolun yapımı ve denetimine Avustralya’nın danışman firması da katılıyor.

Bir ay önce Avustralya’ya giden Pepe, orada konuyu hem resmi düzeyde, hem de anılan danışma firmayla bir kez daha görüştüğünü belirterek, şunu söylüyor:

‘Yolun gerekliliği ve projenin uygulanması konusunda, en ufak bir tereddüdün olmadığı, ancak yayaların tören alanına rahatlıkla girebilecekleri bir yaya yolunun eklenmesi konusunda karşılıklı mutabakata varılmış ve çalışmalar nedeniyle, Türk Hükümeti’ne teşekkür edilmiştir’.

Onların projede değişiklik önerdiği belirten Pepe, Avustralya’nın ortaya çıkacak masrafları karşılayacağını ekliyor.

Pepe’nin açıklamalarının ana hatları böyle. Kendisine teşekkür ediyorum. Açıklamada dikkatimi çeken bir nokta var, o da yabancıların tarih varlıkları üzerindeki titizliği. Örneğin, buraya aktarmadığım, ama Pepe’nin gönderdiği metinde yer alan bir Avustralya gazetesindeki yazı. Tarihe verilen önemi vurgulayan bir yazı.

Benim tüm amacım da, benzer titizliğin Türkiye’nin her yanında ve tüm kurumlarında benimsenmesi.

Erbatur ve Babacan

CHP Adana milletvekili Prof. Dr. Gaye Erbatur, Devlet Bakanı Ali Babacan’a AB ile ilgili sorular yöneltiyor.

Müzakere sürecini yönetecek idari kadro oluşacak mı, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği yeniden yapılandırılacak mı, bu yönde yasal düzenlemelere gidilecek mi gibi sorular.

Öyle ya, görüşmelerin başlayacağı 3 Ekim’e şurada bir ay var. Babacan bu soruları tek bir cümleyle yanıtlıyor: ‘Soru önergesinde ifade edilen konular, halen sürdürülen ve sonuçlanmamış çalışmalara ilişkindir. Çalışmaların tamamlanmasından sonra, Meclis’e bilgi sunulacaktır.’

3 Ekim bir yıldır biliniyor. Ve idari düzenlemeler halen sürüyor!.. Yumurta kapıya gelince, çözülmesi umudunu kaybetmek yine de yanlış.
X