Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Bakan Nabi Avcı: Öğretmen atama tercihleri bugün başladı

    AA
    12.09.2014 - 12:54 | Son Güncelleme:

    Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün akşam onayladığı torba yasa diye tabir edilen yasayla 40 bin öğretmen ataması gerçekleştireceklerini hatırlatarak, “Bugünden itibaren 5 iş günü öğretmen adaylarından tercih alacağız. Perşembe gününe kadar tercihler devam edecek. Cuma gününden itibaren öğretmenler hangi okula atandığını öğrenmiş olacak” dedi.

    Bakan Avcı, eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtladı. Avcı, torba yasa diye tabir edilen yasayla 40 bin yeni öğretmen adayının atamasının yapılacağını söyledi. Atamaların gelecek hafta cuma gününden itibaren yapılacağını ifade eden Avcı, atamaların gecikmesinde, yasanın Meclis’teki görüşmelerinde yaşanan gecikmenin neden olduğunu belirtti.
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk onayladığı yasayla Milli Eğitim Bakanlığı’nda 40 bin öğretmen atamasının gerçekleşmesinin kendileri için de ayrı bir mutluluk olduğunu ifade eden Avcı, “Bizim yönetmeliğimize göre Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra 5 iş günü boyunca adaylardan tercih almamız gerekiyor. Biz kontenjanlarımızı açıkladık, ne kadar öğretmen adayı alacağımızı açıkladık. O liste üzerinden adaylar tercihlerini yapacaklar. Bugünden başlandığı zaman önümüzdeki perşembe akşamı tercihler tamamlanmış olacak, cuma gününden itibaren de herkes hangi okula atandığını öğrenmiş olacak’ dedi.

    109 ayrı branşta atama yapılacak

    Atamaların 109 ayrı branştan yapılacağını, ihtiyaçlara göre oranlamayı yaptıktan sonra bunu branşlara uyarladıklarını anlatan Avcı, şöyle devam etti:
    “Çok sayıda ama her halükarda onlara da ihtiyacımız olan branşlar var. Uçak Gövde Bakım bölümüne ilk atamada 3 kişi, İspanyolca’ya 1 kişi alınacak. Bizim asıl büyük rakamlarımız beden eğitiminde bin 613 kişi alınacak. Bunlar en örgütlü gruplardan bir tanesi. Bilişim Teknolojileri Bölümü, benim en çok sıkıştırıldığım alan. ‘Siz de iletişim hocasısınız, niye bize 10 bin kadro ayırmıyorsunuz’ diye eleştirildiğim alanda bin 100. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’nde 3 bin 405. Bu çok speküle edilen bir konu, ‘din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni çok alınıyor’ diye. Çok açığımız var bu konuda. İmam Hatip Ortaokullarının açılması bir yandan, diğer yandan seçmeli derslerin artırılması, Kuranı Kerim ve siyer dersleri en çok seçilen dersler. Mevcut din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerimizle bu işi götüremiyoruz. Fen Bilimleri ve Fen Teknolojileri, bin 375, İlköğretim Matematik öğretmenliği için 2 bin 426, İngilizce 3 bin 931, Matematik bin 290, ilköğretim matematikle toplanınca en yüksek bu oluyor. Okul öncesi bin 939, özel eğitim, en çok ihtiyaç duyulan alanlardan bir tanesi, bin 945. Rehberlik bölümüne 2 bin 902, sınıf öğretmenliği en yüksek 6 bin 152, Türk Dili ve Edebiyatı bin 125, Türkçe bin 772 gibi; neticede 40 bin. Bunların 39 bin 440’ı ilk atama olarak atayacağız.”

    ‘Atanamayan öğretmen’ ifadesi yanlış

    Nabi Avcı, açıktan atama ve kurumlararası atamalar da yapacaklarını belirterek, açıktan atamanın kamuoyunda yanlış anlaşıldığını, bu durumdaki atamanın daha önce öğretmenlik yapmış, asaleti tasdik edildikten sonra meslekten ayrılan ve tekrar dönüş yapmak isteyen kişilere yönelik olduğunu, eğitim durumları uygun 160 milli sporcunun da beden eğitimi öğretmeni olarak atamasının gerçekleştirileceğini söyledi.
    Bakan Avcı, konuşmalarında “öğretmen adayı” ifadesini özellikle kullandığını, “atanamayan öğretmen” kavramının da yanlış bir ifade olduğunu dile getirerek, “Atandığınız zaman öğretmen adayı oluyorsunuz, şimdi atayacaklarımız ‘öğretmen adayı’ oluyor, 1 yıl sonra asaleti tasdik ediliyor, eğer tasdik edilmezse 1 yıl daha tanıyoruz. 2 yıl içinde asaleti tasdik edildikten sonra öğretmen olunuyor. Öğretmen atamayla olunan bir şey değil, adaylık sürecini başarıyla tamamladıktan sonra öğretmen oluyorsunuz” diye konuştu.
    Milli Eğitim Bakanlığı’na başvuran herkesin kendisini hemen “atanamayan öğretmen” kategorisine soktuğunu ve bunun yanlış olduğunu vurgulayan Avcı, formasyon almış her fakülte mezununun kendisini öğretmen olarak görmesinin yanlış olduğunu, bunun “öğretmen adayı” olarak adlandırılması gerektiğini belirtti.
    Bir öğretmen adayının atama sürecinin Talim Terbiye Kurulu’nun hangi derslerin okutulacağına karar vermesiyle başladığını, Kurulun “gizli anayasası” gibi görülen 80 sayılı kararı uyarınca hangi dersin öğretmeninin hangi kaynaklardan sağlanacağına karar verdiğini anlatan Avcı’nın açıklamaları şöyle:
    Gençler mezun olduklarında o listeye baktıklarında, İspanyolca bölümü mezunu olan genç ‘İspanyolca öğretmeni olabilirim’ diye düşünüyor, ama gazeteci de olabilir, Dışişleri Bakanlığına da girebilirsin, İspanyolca bölümü mezunu olarak yapabileceği çok farklı işler vardır. Ama kendini orada görünce hemen kendine ‘atanamayan öğretmen’ diyor. İspanyolca 1 kişi alınıyor, şimdi bölüm mezunları ayaklanabilir, ama bizim ihtiyacımız bu kadar, belki ihtiyacımız daha fazla, ama bu bir bütçe imkanı meselesi. 1 sene geriden gelen öğrenciler de var, bütün kadroları doldurduk o zaman yeni mezunlara ne yapacağız? 2 barajın yapımından vazgeçtik, kaynakları buraya aktardık, doldurduk kadroları, ama bunlar emekli olana kadar yeni mezunları ne yapacağız? Dolayısıyla biz her sene yeni mezun olanlardan, onların sınavlarda en üstte olanlardan alarak bu sirkülasyonu sağlıklı şekilde yürütmeye çalışıyoruz.”

    Öğretmen açığı 105 bine düştü

    MEB’in öğretmen açığı yapılacak 40 bin atamayla 105 bine düştü.
    Avcı, bir soru üzerine MEB’in öğretmen açığının yapılacak 40 bin atamayla 105 bine düştüğünü söyledi. Kaç kişinin öğretmen olmak istediğini tam ölçemiyoruz, bütün fakülte mezunları Talim Terbiye Kurulu’nun 80 sayılı kararındaki öğretmen kategorilerinden birinde kendini potansiyel aday olarak görebilir. Özellikle eğitim fakültesinden mezun 400 bini buluyor, bu daha da artabilir. Fakülte mezunlarının tek istihtam olanağı Milli Eğitim Bakanlığı değil. Başka kurumlarda istihdam edilebilirler. Altı ay kadar önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birilği ile Uzman Meslek Edindirme Kursları adıyla istihdam garantili sertifika programları yaptık. Bu kursları alanlar farklı alanlarda iş ve kariyer sahibi olabilirler. Olanlar da var.

    298 Anadolu öğretmen lisesi kapatıldı

    Öğretmen yetiştirmek üzere Türkiye genelinde açılan 298 Anadolu öğretmen lisesi kapatıldı. İhtiyacımızla talebi, taleple arzı bir şekilde buluşturmamız lazım. Anadolu öğretmen lisesinden mezun olan öğrencilerimizin neredeyse tamamı farklı alanlara yöneliyorlar. Buralardan iyi puanlarla üniversiteyi kazanıyorlar ve genellikle katsayı takviyesi kalktıktan sonra tıp ve mühendislik fakültesine gidiyorlar. Orada okuyanlar daha sonra bu okulların fen lisesi olması için ciddi talepte bulunuyorlardı.
    Geçen yıl Arapgir’de bir iş adamının yaptırdığı liseyi ziyaret ettim. Mevzuat koşullarıyla Anadolu Öğretmen Lisesi olarak yaptırılan bu okulun, imkanlarıyla, laboratuvarlarıyla üniversite olabilecek bir yapıya sahip. Oradaki öğrencilerin okullarının statüsünün Fen Lisesine çevrilmesini istedik. Bu tür öğretmen okullarında okuyan birçok öğrenci, öğretmen değil, farklı mesleklere yönelmek istiyorlar.

    Türkçe’den başka dilde eğitim Bakanlar Kurulu’na bağlı

    Türkçe’den başka hangi dillerin eğitim öğretimde kullanılabileceği konusunda karar verme yetkisi Bakanlar Kurulunda. Bu tür özel okullar açılabilir o özel okullarda belli dersler Kürtçe de okutulabilir ama resmi dil Türkçe’dir. Bazı girişimcilerin, bazı dersleri Kürtçe okutacak özel okul açma girişimi olduğunu gayriresmi olarak biliyorum. Yasal mevzuat müsait. Ama siz diyorsanız ben Milli Eğitim Bakanlığı’nı, valiliği tanımıyorum, hiçbir standardını da kale almıyorum, istediğim binada, istediğim müfredatı, istediğim öğretmenle zorunlu eğitim çağındaki çocukları kaydederek orada böyle bir okul açıyorum. Bunun adı bir defa okul olmaz.

    Anadilde eğitim herkesin en tabii insan hakkı. Eskiden insanların sadece anadillerinde anneleriyle konuştukları için eziyet gördüğü bir Türkiye vardı. Bugün, özellikle anadili Kürtçe olan çocuklarımızın anadillerini gereği gibi öğrenmek istiyorlarsa ki istemeleri tabii bir haktır, istemeleri gerekir, bunların önündeki imkanı açacak düzenlemeleri yapmaya başladık. 2 yıldan beri Kırmançi ve Zazaki seçmeli dersler var. Bütün seçmeli derslerde olduğu gibi bunlarla ilgili de sınıf açılabilmesi için en az 10 öğrencinin bulunması gerekiyor. Ancak ders seçildikten sonra kaç öğrencinin katılacağı görülüyor. Bu nedenle önceoer norm kadro oluşturulamıyor. 2 yıl geriye doğru bakarak, hangi okullarda bu sene Kürtçe dersini kaç öğrencinin seçeceğini tahmin edebiliyoruz. Bu yıl ilk defa norm kadroya 18 tane Kürtçe öğretmenliği kadrosu koyduk.

    TEOG nakillerinde 30 bin kontenjan açılabilir

    TEOG kapsamında 93 bin öğrenci, A grubunda yani 15 okul tercihinde, birinci sırada imam hatip yazmış. Bunlardan kaçını biz yerleştirmişiz? 53 bin. Birinci tercihi imam hatip olduğu halde yerleşememiş 40 bin öğrenci var. Ben niye istemediği halde öğrencileri imam hatibe yönlendireyim? Zaten orayı birinci derecede isteyen o kadar öğrenci varken yerleşememiş.
    TEOG sonuçlarına göre yapılacak nakil işlemlerinin üçüncü haftasında, ortaöğretim kurumlarında oluşan boş kontenjan sayısı bugün akşam açıklanacak. 30 bin dolayında boş kontenjan olacağı öngörülüyor. TEOG kapsamında hiç tercih etmediği halde imam hatip okullarına yerleştirilenlerin sayısı 45. Lise yerleştirmelerinde 1 milyon 136 bin 546 öğrenci tercih yaptı. Bunların bir milyon 57 bin 799’u 15 tercihinden birine yerleşti. Sorunsuz. Yüzde 93’ü listedeki tercihlerinden birine yerleşti. Bir milyon 57 bin öğrencinin, yarıdan fazlası, 550 bini ilk 3 tercihten birine yerleşti. Bu müthiş bir başarı. 15 tercihinden birine yerleşememiş öğrencilerimiz de 78 bin 477 kişi bunlardan B grubuna yerleşti. Onda da sorun yok.

    Eğitim 12 yıl zorunlu biliyorsunuz. Herkesin bir eğitim kurumuna yerleşmesi gerekiyor. Bu yıl özel okula gidecek öğerencilere teşvik veriliyor. Teşviği alabilmesi için devlet okuluna kaydolması lazım. Dolayısıyla teşvik almak isteyenler olabilir. Teşvik olmasaydı bu sene ‘15 tercihinden birine yerleşemezsen 4 okul türünü seç’in tercihinin yanına ‘özel okula veya özel yetenek sınavıyla alan bir liseye gideceğim, tercih yapmak istemiyorum’ butonunu koymuştuk. Eğer onu kaldırmamış olsaydık, bu 134 bin 788 öğrenci bir defa sistemin dışında olacaktı ve hiçbir problem yaşanmayacaktı. Sisteme giriş yapmayanların, teşvik alma haklarını sınırlamamak için bir de hangi nedenle sistemde görünmediklerini bilmediğimiz için bunları yerleştirmek zorundaydık.
    Lise yerleştirmelerinde 1 milyon 136 bin 546 öğrenci tercih yaptı. Bunların 1 milyon 57 bin 799’u yani yüzde 93’ü listedeki 15 tercihinden birine yerleşti. 1 milyon 57 bin öğrencinin 550 bini ilk üç tercihinden birine yerleşti. Yarısından fazlası yani. Bu müthiş bir başarı. 78 bin 477 öğrenci B grubu tercihlerine yerleştirildi. Bunların 16 bin 511’i Anadolu imam hatip lisesine, 13 bin 306’sı Anadolu lisesine, 48 bin 921’i Anadolu meslek lisesine yerleşti.
    İstemediğim halde, hiç tercih etmediğim beni imam hatibe gönderdiniz’ diyenlerin sayısı 209. Bu da imam hatip değil aslında. Bizim çok programlı liselerimizin içinde....İstemediği halde imam hatipe giden 45 kişi. Bu 45’in niye
    bu kadar gürültüsü çıkıyor? Bu 45’in içindekilerden bir tanesi Hahambaşı’nın torunu, bir tanesi çok ünlü bir gazetecinin kızı, bir tanesi Ermeni asıllı bir vatandaşımız. Bunların 3’ü de aslında, bunun ne olduğunu biliyorlar. Gazetecimizin kızının eğer sisteme girmiş olsa, 15 tercihi yapmış olsa, Eyüp’te kendisine yakın bölgede 13 tane okula yerleşme şansı var. Ama sisteme girmemiş. Hamambaşı’nın torunu da gazetecimizin kızı da çok programlı liseye yerleştirilmiş. Bunların içinde imam hatip de var meslek programları da var. Bunlar 45 kişi. Hasan Pulur yazdı, arayacaktım ama evinde rahatsız dediler. ‘Hem istemedikleri halde insanları imam hatibe yerleştiriyorlar hem de buradan ayrılamazsın diyorlar’ Böyle bir şey yok. Bunun niye bu kadar köpürtüldüğünü, bunun üzerinden Milli Eğitim Bakanlığının niye itibarsızlaştırılmak istendiğini biliyorum. Şu düzenleme büyük bir başarı.
    Diyelim ki çocuklar boşta kalmayayım diye bir tane de imam hatip yazdı. Birinci tercihi imam hatip olanlara bakalım. 93 bin öğrenci, A grubunda yani 15 okul tercihinde, birinci sırada imam hatip yazmış. Bunlardan kaçını biz yerleştirmişiz? 53 bin. Birinci tercihi imam hatip olduğu halde yerleşememiş 40 bin öğrenci var. Ben niye istemediği halde öğrencileri imam hatibe yönlendireyim? Zaten orayı birinci derecede isteyen o kadar öğrenci varken yerleşememiş. Ama bunun üzerinden çok spekülasyon yapılıyor bu doğru değil.

    Dershanelerin dönüştürülme süreci ve süreçte hangi grupların ne tür çıkarlarının zedelendiğine bakın. Yani son bir yıldır bizim yaptığımız düzenlemeler, özellikle dershanelere ilişkin düzenlemelerde kim en çok şikayet etti? Bir de Hahambaşı’nın torunu zorla imam hatibe gönderiliyor propagandasını yapanlar kim? Bakın bunların çakıştığını göreceksiniz.

    Üniversiteye giriş sistemi

    Bilişim teknolojisindeki gelişmeler nedeniyle 3 sene sonra 5 sene sonra, biz hem sınıf içi etkinliklerimizi hem bütün bir lise boyunca çocuklarımızın performanslarının ölçümlerini çok daha yakından, bireysel özelliklerini göz ardı etmeyecek kadar derinlemesine takip edilebilir duruma geleceğiz. O zaman belki üniversiteye girişte bugün bildiğimiz anlamda bir sınava ihtiyaç olmayabilir.

    Anlık sınav yapabilecek teknolojiler var. Yani şu anda herkes bilgisayarının başına otursun ve anlık olarak sınav yapabileceğimiz teknolojiler var. Hatta çocuklarınızdan veya yakınlarınızdan biliyorsunuzdur, bir öğrencinin ilkokuldaki, ortaokuldaki özellikle lisedeki başarısını, dersteki performansını bilgisayar üzerinden online kayıtlara bakarak ölçme şansınız var. Yani diyelim, matematik dersini öğretmen ödevini bilgisayar üzerinden aldığında, çocuğun nerelerde yanlış yaptığı, hangi konuyu anlamadığı, hangi konulara vakit ayırdığı gibi çocuğun çok bireysel özelliklerini bile takip edebilecek bir teknoloji geliyor önümüze. Bu teknolojiyle biz önümüzdeki yıllarda şöyle şeyler olabilir dediğim zaman, hemen ertesi gün gazetelerde ‘üniversiteye girişte yeni model’ başlıklarının atıldığını aktararak, “Bu örneği anlatırken, mesela TOEFL’daki teknoloji ileride bizde de kullanılabilir” dedim. Ertesi gün TOEFL geliyor denildi. Hayır öyle bir şey söylemedim. TOEFL’ı ben farklı sınav yapma tekniklerinden birinin örneği olarak verdim. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler nedeniyle, 3 sene sonra 5 sene sonra biz hem sınıf içi etkinliklerimizi, hem bütün lise boyunca öğrencilerimizin performanslarının ölçümlerini çok daha yakından ve bireysel özelliklerini gözardı etmeyecek kadar derinlemesine takip edebilir duruma geleceğiz. ‘O zaman bugün bildiğimiz anlamda bir sınava ihtiyaç olmayabilir’ dediğin anda ‘sınavlar kalkıyor’ deniyor. Hayır orada özellikle söylüyorum. Bunu artık öğrendim. Bugün bildiğimiz anlamda bir sınava ihtiyaç olmayabilir diyorum.
    Biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak nasıl başka bakanlıklar gelişen teknolojinin imkanlarından yararlanıyorsa, nasıl artık Ankara-Eskişehir arasında kömürle işleyen kara lokomotifler çalışmıyor, hızlı tren çalışıyorsa, nasıl artık her birimizin cebinde telefonlarımız, özel bilgisayarlarımız varsa, hiç kimse artık manyetolu telefon kullanmıyorsa, biz de artık manyetolu telefona mahkum değiliz. Teknolojilerimizi ona göre kullanmamız lazım. Bu da ister istemez hem yaptığımız sınavları hem müfredatı değiştirmemizi gerektiriyor hem öğretmenlerimizde aradığımız niteliklerin farklılaşmasını getiriyor. Yani eğitimin herşeyini bunlar belirliyor çoğalmasını gerektiriyor. Eğitimin herşeyini bunlar belirliyor. Bunları yapmak zorundayız.

    Bonzai ile mücadele

    Bonzai konusu okullarımızı ve çevrelerini bu insanlara dar edecek bir kampanya, bu eğitim öğretim yılından itibaren başlıyor.

    Etiketler: atama , meb , öğretmen , nabi avcı , TEOG
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı