"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Bakan falan olmak isteyenlere bir tüyo

KİM ne derse desin olan hep “bizim” Mehmet Bekaroğlu’na oluyor.

İşte iki örnek:
BİR: Ertuğrul Günay ile birlikte “Müslüman Sol” hareketini başlattı. Ertuğrul Günay AK Parti’ye transfer olup Kültür ve Turizm Bakanlığı koltuğuna oturdu. Mehmet Bekaroğlu ortada kaldı.
İKİ: Numan Kurtulmuş ile birlikte “HAS Parti”de çalıştı. Numan Kurtulmuş AK Parti’den transfer teklifi aldı, şimdi kendisine koltuklardan koltuk beğeniyor. Mehmet Bekaroğlu yine ortada kaldı.
Bir kez daha söylüyorum:
Ertuğrul Günay’lar, Numan Kurtulmuş’lar kendilerini kurtarıyorlar, olan hep “bizim” mazlum Mehmet Bekaroğlu’na oluyor.
Hazin bir öykü bu vesselam...
* * *
Ama durun bir dakika!
Öykümüz hazindir hazin olmasına ama içinde de süper bir fırsat barındırır.
Sonu bakanlık koltuğuna kadar giden muazzam bir fırsat...
Şöyle ki:
-  Diyelim ki AK Parti’den transfer teklifi alıp bakan falan olmak istiyorsunuz.
-  Hemen Mehmet Bekaroğlu ile temasa geçin.
-  Bekaroğlu ile birlikte ister bir hareket oluşturun, ister bir dernek kurun, ister bir parti...
-  Bekaroğlu’nun yanında yer alanlara transfer teklif etmeyi alışkanlık haline getiren AK Parti, üç vakte kadar harekete geçecek ve size teklifi sunacaktır.
-  Teklifi kabul etmenizin ardından gelsin bakanlık, gitsin üçüncü adamlık... Seçin beğenin.
-  Oh mis!
* * *
Kısacası olay şudur:
Bakan mı olmak istiyorsun?
Yanaş Bekaroğlu’na...

En sevdiğim okur tepkileri

-  Görüşlerine katılmıyorum ama yazılarını okuyorum.
-  Çoğu zaman kızarak okuyorum, bazen de severek okuyorum.
-  Farklı dünyaların insanıyız ama severek okuyorum.
-  Aynı dünyanın insanıyız ama sevmeyerek okuyorum.
-  Görüşlerinin hiçbirine katılmıyorum ama kayıtsız da kalamıyorum.

Yeni başlayanlar için inanç ve iman ilkeleri

BİR: İnançları tartıştırma, inançları yarıştırma... Bırak isteyen istediğine inansın.
İKİ: Başkasının inancı sana saçma gelebilir... Ama unutma ki senin inancın da başkasına saçma gelebilir.
ÜÇ: Kendi inancının “tutarlılık” adına teste tabi tutulmasını istemiyorsan, sen de başkalarının inancını “tutarlılık” adına teste tabi tutma...
DÖRT: Çoğunluk benim gibi inanıyor diye azınlığın inancına baskı yapma...
BEŞ: Birilerinin “ibadethane” olarak kabul ettiği yer ibadethanedir. Ötesini karıştırma.
ALTI: İnandığın dinin mükemmelliğini belirleyen en önemli unsur şudur: İnançta özgürlük tanıyor mu, tanımıyor mu?
YEDİ: Başka inanışlarda olanları “itikat” açısından düzeltmeye çalışma... Bunun için harcayacağın enerjiyi, başka inanışlarda olanların haklarını vermek için harca...
SEKİZ: Başkalarının inançlarını tanımlamaya, tarif etmeye, belirlemeye ve sınırlamaya çalışma... Bırak kendi inançlarını kendileri tanımlasınlar, tarif etsinler, belirlesinler ve sınırlasınlar.
DOKUZ: Bütün bir siyasi hayatını “Ben inandığım gibi yaşamak istiyorum” sloganıyla geçirmişsen, “inandığım gibi yaşamak istiyorum” diyenlere müdahale etmen en hafifinden ayıp olur.
ON: Aynı tarihi ve dini şahsiyetlere farklı anlamların yüklenmesi söz konusu olabilir. “İlle de benim yüklediğim anlam geçerli olacak” deme...

Hangisi doğru Kadir Abi?

YIL: 2008.
Öyle bir yağmur yağıyor ki...
İstanbullular perişan.
Kadir Topbaş ise Brezilya gezisinde...
Gazetelerde haberler çıkıyor:
“İstanbul perişan, Başkan Brezilya’da” falan diye...
Kadir Topbaş, bu haberlere şöyle cevap veriyor:
“Böyle bir yağış olacağını bilseydim Brezilya’daki toplantıya gitmez, gezimi iptal ederdim. Kenti terk etmezdim.”
* * *
Yıl: 2012.
Trafik öyle bir sıkışıyor ki...
İstanbullular kafayı yeme noktasında.
Kadir Topbaş ise Artvin yaylalarında...
Gazetelerde haberler çıkıyor:
“İstanbul perişan, Başkan horon tepiyor” diye...
Kadir Topbaş, bu haberlere şöyle cevap veriyor:
“İletişim çağındayız. Masada oturma dönemi bitti. Artvin’den her şeye hâkimim. Saat başı bilgi alıyorum. Ekibim çalışıyor.”
* * *
Kadir Topbaş’a soruyorum:
-  2008 yılında iletişim çağında değil miydik?
-  4 yılda iletişim alanında büyük bir devrim yaşandı da bizim mi haberimiz olmadı?
-  2008 masada oturma dönemi miydi?
-  2008’de çalışmayan ekip, 2012’de mi çalışmaya başladı?
-  Artvin’den her şeye hâkim olmak mümkün de Brezilya’dan değil mi?

Adalet ne yana düşer usta, vicdan ne yana

AYNI gün...
Aynı gazete...
Sayfanın üstündeki haberden cümleler:
-  Üçüncü yargı paketi onlara yaradı / Katiller dışarıda / 7 genci öldürenler çıktı / Falancayı öldürenler de çıktı / Filancayı öldürenler de çıktı / Yargıç “vicdanım rahat değil” dedi / Maktul yakınları kan ağladı... falan.
Aynı sayfanın altındaki haberden cümleler:
-  ODA TV’ye tahliye talebi reddedildi / Mahkeme heyeti “TÜBİTAK’tan rapor gelmedi” dedi / Tutukluluğa devam kararı çıktı / Soner Yalçın hapiste kalmaya devam edecek / Tutuklamanın devamı kararında “kuvvetli suç şüphesi var” dendi... falan.
* * *
Şimdi şarkıyı hep beraber söyleyebiliriz:
Adalet ne yana düşer usta, vicdan ne yana?

Sevgili Numan Bey

HAS Parti’yi kurarken...
Şu üç sözü vermiştiniz.
Demiştiniz ki:
-  FİRAVUNLAŞMAYACAĞIZ: Yani gücü eline geçirdiği zaman insanlara zulmeden, baskı yapan despotlar olmayacağız.
-  KARUNLAŞMAYACAĞIZ: Yani kamu kaynaklarını, yönetimin imkânlarını kullanarak milletin malıyla mülküyle haksız yere zenginleşmeyeceğiz.
-  BELAMLAŞMAYACAĞIZ: Yani Firavun’un ve Karun’un zulmüne karşı dini meşruiyet sağlayan, dini yanlış politikalara alet edenlerden olmayacağız.
* * *
Sevgili Numan Bey...
Madem “iktidar” denilen salıncağa binmek üzeresiniz.
O zaman sizden şu üç şeyi bekliyoruz:
BİR: Firavunlaşmamanızı, Karunlaşmamanızı ve belamlaşmamanızı bekliyoruz.
İKİ: Bundan böyle aynı safta yer alacağınız şahsiyetlerin de firavunlaşma temayüllerine, Karunlaşma heveslerine ve belamlaşma emellerine karşı çelikten bir duvar olmanızı bekliyoruz.
ÜÇ: Ayrıca sizden siyasi namus adına “ben firavunlaşmak, Karunlaşmak ve belamlaşmak derken AK Partili kardeşlerimizi kastetmemiştim” demenizi de bekliyoruz.
* * *
Bu üç şeyi yaparsanız hem bu dünya, hem öbür dünya, hem saygınlık, hem tutarlılık kurtulmuş olur.
Yapmazsanız...
“Kurtulmuş” sadece bir soyisim olarak kalır.
Seçim sizin.

X