Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bak seni böyle vuracağım,haberin olsun!

Ne zaman Türkiye'nin etrafındaki bir ülkeye askeri müdahale konuşulsa ve senaryoların içinde İncirlik geçse tüylerim diken diken olur.

Çünkü 1990 yılında Körfez Savaşı zamanı Adana'da yaşıyordum. Şehrin her yerine konulan alarm uyarı tabloları, kentin günden güne giderek boşalması, okulda yapılan tatbikatlar dün gibi aklımda...

Ve tabii tepemizden her gece vızır vızır geçen jetler... O dönem aynı odada yattığım ablamın her gece 'ya bunlar Amerikan değil, Saddam'ın uçaklarıysa ve bizi vurmaya geldilerse' diye korkutmasıyla geçen uykusuz geceler...

Kabus uzun sürmedi. Doktor olduğu için izinleri iptal edildiğinden Adana'dan ayrılamayan babamın bizi İzmir'e annemin ailesinin yanına göndermesiyle son buldu.

Aradan 20 yıldan uzun zaman geçti. Şimdi Ortadoğu bambaşka bir yer... Irak Saddam'dan 'temiz'lendi. Ama şimdi Suriye konuşuluyor.

SENARYOLAR, PLANLAR HAVADA UÇUŞUYOR

Geçen hafta içerisinde Beşar Esad rejiminin kimyasal silah kullanıldığı iddiaları üzerine askeri operasyon seçeneği iç karışıklığın başlamasından bu yana hiç olmadığı kadar yüksek sesle dile getirilir oldu.

Senaryolar masaya yatırılmaya başlandı. Dört bir yandan açıklamalar aktı. Toplantı üstüne üstüne toplantı yapıldı. Takvimler, analizler havada uçuştu, uçuşmaya da devam ediyor.

Adana'da anlattıklarımı yaşamış biri olarak, Suriye için de senaryolar konuşulunca ayrı bir ilgi gösterdim. Hem içeride tartışılanları hem de dünyada yazılıp çizilenleri kapsamlı şekilde okuyup, değerlendirebildim.

Konuyla ilgili pek tartışılmayan, analiz edilmeyen nokta kalmamış gibi görünüyor...

'ŞEFFAF' OPERASYON

Ancak benim dikkatimi özellikle bir şey çekti. 2001 Afganistan müdahalesinden başlayarak, 2003 Irak Savaşı, Libya bombardımanı, Mali ve Somali'ye yapılan uluslararası müdahaleler de dahil olmak üzere bugüne kadar bu kadar 'şeffaf' davralnılan bir askeri planlama daha görmediğimi söyleyebilirim.

İşte dikkatimi çeken nokta da bu...

Bir yanda ABD basını... Bir yayın organı, Washington yönetiminin elindeki kanıtlarla ilgili haber yapıyor. Öteki, yapılan gizli toplantıların ayrıntılarını yayımlıyor. Bir diğer de askeri operasyonun kaç gün süreceğini, Suriye'nin nerelerden nasıl vurulacağını yazıyor.

Diğer yanda da İngiliz basını... Onlar da kendi askeri yeteneklerini, masada konuşulan planlamaları yayınlıyor.

Kıta Avrupası'nda da Fransızların geri kalır yanı yok...

OPERASYON AYRINTILARINA HERKES VAKIF

Yani, daha Suriye vurulmadan maşaallah hepimiz nereden nasıl vurulacağını, operasyonun kaç gün süreceğini tüm ayrıntılarıyla biliyoruz.

Herşey hazır, iş, bir tek uluslararası hukuk çerçevesinde 'kılıf' hazırlanmasına kalmış gibi görünüyor.

Sonra oturup, tüm dünya canlı yayında "savaş" izleyeceğiz. Zaten şimdiden birçok yayın organı geri sayıma başlamış durumda...

Batı basınını okuyarak biz bu kadar ayrıntıya hakim olabiliyorsak, Esad rejiminin de kendisine yönelik askeri operasyonun ayrıntılarını ezberlediğini düşünmek mümkün.

EN ÖNEMLİ SORU

O zaman bu noktada Batı'nın neden böyle davrandığı, savaşlarda en önemli taktiklerden olan düşmanı şaşırtma unsurunu neden ortadan kaldırdığı sorusu en önemli nokta olarak ortaya çıkıyor.

Nedeninin acemilik olmadığı çok açık...

Obama yönetimi, Afganistan'dan çekilirken, Irak'tan çekilmişken Ortadoğu'da yeni bir cephe daha açmak konusunda isteksiz. Ancak kimyasal silah kullanımı da kendi belirlediği bir kırmızı çizgi.

İş öyle bir noktaya geldi ki, bu aşamadan sonra Washington sessiz kalamayacağının farkında. Müdahale etmezse, kendi kendini çok zor bir durumda bırakmış olacak.

İŞ MASADA ÇÖZÜLÜR

Ancak bu, Washington için "kazananın olmayacağı bir müdahale". Esad çok zayıflarsa, El Kaide bağlantılı gruplar güçlenecek. Esad fazla güç kaybetmezse, ki şu anda ortaya saçılan planlardan kolu bükülecek ama kırılmayacak gibi duruyor, o zaman iç savaş devam edecek.

ABD de bu kıyametle, kızılca kıyamet arasındaki seçeneklerden birini tercih etmek durumunda görünüyor. Ve görünen o ki, ABD, El Kaide'ye yeni bir hakimiyet alanı bırakmak istemiyor.

Bu nedenle, Esad'ı vuracak, ama öldürmeyecek. Hem kendi prestijini kurtaracak, hem de Rusya ile Suriye yönetimlerine güçlü bir mesaj vermiş olacak.

Özetle bu müdahaleden sonra da Suriye'deki durumun dış müdahale ya da iç savaşla değil, Rusya ile ABD arasındaki pazarlıkla çözüme kavuşacağı da bir kez daha kanıtlanacak.

Yazarın son yazıları


#16 Ağustos 2013 Arapların gözünden pilotların kaçırılması
#8 Ağustos 2013 Prestij için ne kadar para ödersiniz?
#2 Ağustos 2013 Suriye'de "tersten deja vu"
#26 Temmuz 2013 Gazeteciler için tehlike çanları
#19 Temmuz 2013 CNN Türkiye'yi nasıl kurtardı?
#12 Temmuz 2013 Kadınsız değişim de Devrim de olmaz
#5 Temmuz 2013 Ortadoğu'da her şey silbaştan
#28 Haziran 2013Onların derdi de Penguen değil,Muffin


YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

X