Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bahse davet

Hadi ULUENGİN

Türkiye İslami aidiyetinden dolayı mı AB genişleme sürecinden dışladı ?

Hayır !..

* * *

Lüksemburg kararı ertesinde yukarıdaki geleneksel tez şimdi çok daha fazla taraftar topluyor olsa bile ben inatla bunun aksini savunmaya devam ediyorum.

Fakat iddiamı ispatlayamam... Tezi benimseyenler de ispatlayamazlar...

Kendi hesabıma bir dizi argüman getirebilirim. Ortaçağ Charlemagne'sınden itibaren Kıta kimliğinin oluşumunda Hıristiyanlığın hayati rol oynadığını kabul etmekle birlikte, İsevi hümanizmayla ‘Aydınlanma’ akılcılığını harmanlamış modern zamanlar Avrupa'sının bugün seküler temelde oturduğunu kaydedebilirim.

Bu savımı pekiştirmek için de 1789 Devrimi'nin hemen ertesinde Müslüman İstanbul ahalisine ‘hürriyet, müsavat, uhuvvet’ çağrısı yapan Galata'daki Fransız sefaretinden başlayabilir; Batı düşüncesinin uzantısı olan sosyalizmin evrensel mesajına atıfta bulunabilir; Avrupa'nın çok kültürlülük üzerine inşa edildiğini ve edileceğini vurgulayan çağdaş elit ve aydınları sıralayabilirim.

Ama zıt görüştekiler de en az benimkiler kadar geçerli örnek sayabilirler.

Onlar da Tuna boyu çocuklarını korkutmak için bugün hala kullanılan ‘Türk geliyor’ sözünü hatırlatabilir; Bosna tragedyasını din unsuruna bağlayabilir; Jacques Delors'un ‘Hıristiyan AB’ nutkuyla da noktayı koyabilirler.

Dolayısıyla, böylesine semantik bir tartışmada kesin sonuca ulaşılamaz.

İddia sahipleri arasında ‘galip’ ve ‘mağlup’ olamaz.

* * *

YOK, yok, olur !... Bal gibi olur !..

Eğer AB ısrarla Türkiye'yi Müslüman bir aidiyetten dolayı değil kendisinin evrensel addettiği kıstaslara uymadığı için dışladığını tekrarlıyorsa, aynı AB'nin yalan söyleyip söylemediğini sınamak için tek bir yöntem vardır:

O kıstasları kabullenmek ve uygulamak...

Gözünün üzerinde kaşın var dedirmeyecek şekilde bunları hayata geçirmek...

Bu takdirde hem Avrupa'nın iki yüzlü davranıp davranmadığı tereddütsüz anlaşılır, hem de yukarıdaki iddialaşmanın ‘galibi’ ve ‘mağlubu’ belli olur.

Ülkemizin İslami kimlik nedeniyle mi, yoksa topluluk kriterlerini yerine getirmediği için mi Ortak Pazar dahil edilmediği sorusu net bir cevap kazanır.

Benim mi, karşı görüştekilerin mi haklı olduğu kesinkes ortaya çıkar.

* * *

VE ben hala iddia ediyor ve hala diyorum ki eğer Türkiye işkenceden dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine en çok başvuru yapmış yurttaşlar ülkesi olmak gibi hazin bir şampiyonluğu örneğin Slovakya'ya devrederse, AB'ye girecektir.

İddia ediyor ve diyorum ki eğer Türkiye Kürt Sorunu'nu örneğin İspanya'nın Bask yöntemiyle çözümleyebilirse, Ortak Pazar kapısı sonuna kadar açılacaktır.

İddia ediyor ve diyorum ki eğer Türkiye Kıbrıs ve Ege anlaşmazlıkları konusunda örneğin Macaristan ve Romanya'nın Transilvanya uyuşmazlığını hallettiği türden bir tutum takınırsa, Brüksel'de maroken koltuğa oturacaktır.

Ve Türkiye'nin yukarıdaki kıstas ve siyasetleri uygulaması ertesinde dahi ülkemiz hala Avrupa'ya kabul edilmiyorsa ben bütün tükürdüklerimi yalayacağım.

Ötesi, Taksim Meydanı'nın orta yerinde haykırarak günah çıkartacağım.

Daha ötesi, modern bir Selahattin Eyyübi olarak Londra'nın ‘Trafalgar’, Paris'in ‘Concorde’, Berlin'in ‘Alexandrplatz’ ve Atina'nın ‘Omonia’ meydanlarında haçlı zihniyetine karşı çala kılıç ve tek başıma savaşacağım.

* * *

BEN iddiaya varım... Dün de vardım, bugün de varım...

Avrupa'nın evrensel addettiği kıstasları benimsememek için AB'nin Türkiye' yi İslami kimlikten dolayı reddettiğini öne sürenler, size sesleniyorum !

Bunları sapına kadar uygulayarak benimle bahse girmeye siz var mısınız ?

X