Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bahçeli'den önemli açıklamalar

    Hürriyet Haber
    04.10.2011 - 11:17 | Son Güncelleme:

    Meclis'in açılmasıyla birlikte partiler de grup toplantılarını yapmaya başladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Meclis'teki ilk grup toplantısında artan terör olayları karşısında Başbakan Erdoğan'ın söylediği 'Ciğerim yanıyor' sözüne yanıt verdi. Bahçeli, ''Kendisi 'ciğerim yanıyor' dese de bunun içi boştur. Eğer terör saldırılarından dolayı gerçekten ciğeri yanıyorsa, yangına neden olanlara gününü göster de samimiyetini ve neler yapabileceğini görelim ve destek olalım'' dedi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'yi  bütünüyle kucaklayacak, meselelerini çözüm iradesiyle buluşturacak siyasi  tutumlara cevapsız kalmayacaklarını belirterek, “Sessiz durmayız, göz ardı  etmeyiz. yeter ki siyasi muhataplarımız samimi olsunlar, yeter ki yanlışlardan  ders ve sonuç çıkarsınlar” dedi.
    Bahçeli, yeni yasama yılının ilk grup toplantısında yaptığı konuşmada,  milletvekili genel seçiminin üzerinden geçen 112 günlük süre içerisinde Meclis  Başkanlık Divanı ve komisyonların teşekkül ettiğini ve TBMM'nin yeni başkanının  seçildiğini, 61. Hükümetin programı üzerindeki görüşmeler ve güven oylaması  süreci tamamlandıktan sonra Meclisin tatile girdiğini hatırlattı.
    Bahçeli, “Millet olarak bağımsızlığımızın sembolü, varlığımızın  güvencesi, geleceğimizin hazırlayıcısı ve birliğimizin teminatı olan Yüce  Meclisimizin barış, huzur ve sükunet içinde bir yasama dönemi geçirmesi en samimi  dileğimizdir” dedi.
    Her güçlüğün milletten alınan yetkiyle aşılabileceğini belirten Bahçeli,  Türk milletinin; yetkisini geçici olarak emanet ettiği temsilcilerinin, kavganın  değil uzlaşmanın dilini, ihtilafın değil buluşmanın ruhunu, bezginliğin değil  mücadelenin nefesini ve teslimiyetin değil cesaretin sesini haykırmalarını ve  duyurmalarını istediğini belirtti.
    TBMM'nin, korkunun yayılan tesirini kırmak için inisiyatif alması  gerektiğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:
    “Bin yıllık kardeşlik hukukumuzu bozmaya çalışanlara karşı uyanık ve  dikkatli olmalıdır. Gaflete düşen, yanlışta ısrar eden ve beyhude işlerle meşgul  olan hükümet etme zihniyetini hem denetlemeli hem de uyarmalıdır. Terör  maşalarının hain eylemlerine tavizsiz ve hoşgörüsüz yaklaşmalıdır. Başkent  Ankara'nın gerçeklerinden, milli hedeflerden ve Cumhuriyet'in derin felsefesinden  hiçbir şart altında ödün vermemelidir.”
    Türkiye'yi bütünüyle kucaklayacak, meselelerini çözüm iradesiyle  buluşturacak siyasi tutumlara cevapsız kalmayız, sessiz durmayız, göz ardı  etmeyiz. Yeter ki siyasi muhataplarımız samimi olsunlar, yeter ki yanlışlardan  ders ve sonuç çıkarsınlar.”

    “AKP'NİN GERÇEK YÜZÜNÜ...”

    Milletin iradesine uymayı her şeyin üzerinde gördüklerini vurgulayan  Bahçeli, milli vicdanın çizdiği yoldan, belirlediği güzergahtan bedeli ne olursa  olsun ayrılmama konusunda hem fikir olduklarını söyledi.
    Türkiye'nin ağırlaşan sorun alanlarının her geçen gün çoğaldığını ve  yayıldığını öne süren Bahçeli, şöyle konuştu:
    “Kanlı terörün hain saldırıları ve masum vatandaşlarımızı da kapsamına  alan cinayetleri milletimizin sabrını taşırma noktasına kadar getirmiştir. Artık  terörün ölüm ve nifak saçan namlusu herkese doğrulmuştur. Genç kızlarımız,  karnında yavrusunu taşıyan kadınlarımız, küçücük çocuklarımız, askerlerimiz,  polislerimiz hunharca katledilmektedir. Hepinizin bildiği üzere, Başkent  Ankara'nın en işlek caddesinde patlayan bomba, birlikte yaşama ülkümüzü  temelinden sarsmaya uğraşanların adice bir girişimi olarak acılarımızı  depreştirmiştir. Üzülerek görüyorum ki her düzeyde görev yapan kamu görevlileri  ise büyük bir tehdit ve can tehlikesiyle yüz yüzedir. Öğretmenlerimiz,  kaymakamlarımız, polislerimiz ve askerlerimiz alenen kaçırılmakta ve sindirilmeye  çalışılmaktadır. Devlet, vatan coğrafyasının bir bölümünden adeta  arındırılmaktadır.
    Başbakan Erdoğan'ın sözünü ettiği güçlü ve sözü geçen ülke manzarasından  ortada eser yoktur. Kendisi, ciğerinin yandığını iddia etse de bu sızlanmasının,  içi boş ve hamasetten ibaret bir beyanat olduğu açıktır. Başbakan'a buradan bir  çağrıda bulunmak istiyorum; eğer terör saldırılarından dolayı hakikaten ciğerin  yanıyorsa, yangına neden olanlara gününü göster de samimiyetini ve neler  yapabileceklerini görelim ve destek olalım. Bunun için, 17 Ekim tarihinde Sınır  Ötesi Tezkere kararını aldıktan sonra kara hareketini başlatacak iradeyi göster  ve Türk Bayrağını Kandil'e inmeyecek bir şekilde göndere çek.”

    “SÖZDE TÜRK BAHARI...”

    “Hükümetin bölücülerle girdiği sıcak ilişkilerin acı sonuçlarının birer  birer ortaya çıktığını” öne süren Bahçeli, “Üstüne üstelik Başbakan, kanlı  örgütün meşum eylemlerine rağmen, teröristlerle hala görüşülebileceğini  söyleyerek milletimizin aklını, haysiyetini ve idrakini ayaklar altına  almaktadır” dedi.
    “Yıkım projesini inatla devam ettiren AKP zihniyetinin, PKK ile gizli  görüşmelerden medet umması ve Türk milletini mağlup durumuna düşürmesi ibretlik  bir teslimiyettir” ifadesini kullanan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Bu zillette milletimiz müstahak değildir ve olmamalıdır. AKP'nin gerçek  yüzünü ve hedefini artık görmeli ve bu gidişatın kanlı bir bölünmeye ortam  hazırladığını kabullenmelidir. Anlaşıldığı kadarıyla, bu defa da sözde Türk  baharının bütün yönleri oluşmakta ve Türkiye AKP eliyle tasfiye edilmektedir.  Başbakan'ın bölücülerle açıkça müzakere yapmaktan bahsetmesi bunun en somut  delilidir. Kürt kökenli kardeşlerimizle PKK;yı ilişkilendirerek ayrımcılığı  genişleten sorumsuzluğun ve densizliğin başka bir neticeye ulaşması mümkün  olmayacaktır. Terör sorunu ile Kürt kökenli kardeşlerimiz arasında kurulacak  bağın, bin yıllık kardeşlik hukukunu dinamitleyeceği aşikardır.
    Başbakan Erdoğan, PKK militanlarına destek vermek amacıyla tülbentlerini  iki de bir yere seren bazı zavallıları muhatap kabul ederek, bundan sonra  tülbentlerin nereye serileceğini sorması da teröristlerle halk arasında kurulmaya  çalışılan irtibatı güncelleyecektir. Kimin nereye ne serdiği bizim umurumuzda  değildir. Katilleri masumlaştırmaya çalışan güruha hatırlatmak isterim ki  anaların, gelinlerin, bacıların şühedasına yaktığı ağıtlardan dolayı sırılsıklam  olmuş al yazmaları, tüm temizliği ve saflığıyla kınalı ellerde ve şerefli  alınlarda yücelmektedir.”

    “DAVET BİZE ULAŞTI”

    AK Parti hükümetinin özellikle seçim öncesindeki ve sonrasındaki  sözlerinden yeni anayasanın hazırlanmasının öncelikle ele alınacak bir hedef  olduğunun ortaya çıktığını belirten Bahçeli, “Elbette parti olarak, toplumsal  talepler doğrultusunda yeni bir anayasa yapımına ya da değişikliğine duyulan  ihtiyacın farkındayız ve bunu da son derece meşru ve doğal görüyoruz. Bu kapsamda  TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek'in girişimleriyle, Meclis platformunda uzlaşma  iklimi oluşturulmasının istismarcı ve art niyetli olmadıktan sonra faydalı  olacağını düşünüyoruz” diye konuştu.
    Çiçek'in, anayasa hazırlık komisyonu kurulabilmesi için partilerinden 3  üç kişiyi davet ettiğine dair yazının ellerine ulaştığını belirten Bahçeli,  “Sayın Çiçek'in başkanlığında Mecliste temsil imkanı bulan siyasi partilerin  eşit sayıda katılacağı bir Uzlaşma Komisyonu marifetiyle, anayasa konusundaki  talepler değerlendirmeye alınabilecek ve bir neticeye ulaşılacaktır” dedi.
    Mecliste oluşturulacak “uzlaşma zemini”ne parti olarak katkı  vermelerinin ve yeni anayasa hazırlık sürecinin içinde yer almalarının tabii  olarak normal ve alınması gereken bir tavır olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle  devam etti:
    “Biz, baştan beri, gerek anayasa değişikliklerinde gerekse de yeni  anayasa hazırlığı konularında, TBMM'yi uzlaşmayı tesis eden ve sahiplenen bir yer  olarak gördük ve önerilerimizi bu yönde yaptık. Bizim, 12 Eylül referandumunda  'Hayır' tercihini kullanmamızdaki nedenler arasında, dayatmacı ve uzlaşmadan  kaçan iktidar zihniyetine tepki de bulunuyordu. Bu itibarla anayasa  değişikliklerine usulden ve esastan karşı çıktık ve siyasi bir karar oluşturduk.  Geldiğimiz bugünkü aşamada bundan pişmanlık duymamız ve çıkan neticeye bakarak  keşkelere sığınmamız asla mümkün değildir. O günkü AKP zihniyeti tekrar karşımıza  çıkarsa, emin olun aynı kararlılığı sonu ve bedeli ne olursa olsun yine  göstermekten çekinmeyiz. İçinden geçtiğimiz zaman diliminde, deneyimlerimiz  paralelinde herkesin temkinli, dikkatli ve itinalı hareket etmesi elzemdir.”
    Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın yeni anayasa için şimdiden vade biçtiğini  ileri sürerek, “Uzlaşma ortamının filizlendiği bir zaman diliminde, aceleyle  anayasa hazırlık çalışmalarının süresini tayin etme gayreti siyasi saygı ve  nezaketi dışlayan bir davranış olmuştur” dedi.

    “HEZİMETE VE HÜSRANA MEYDAN VERME..."

    “Bugünden, yeni anayasa hazırlık ve uzlaşma çabalarını gölgelemek ya da  buna çanak tutan izharlarda bulunmanın, işbirliğine dönük girişimleri  baltalayacağı” uyarısında bulunan Bahçeli, “Açıklıkla belirtmek isterim ki  bizim de niyetimiz ve hedefimiz, 12 Haziran Milletvekilliği Genel Seçimlerinin  propaganda döneminde dile getirdiğimiz gibi, yeni bir anayasanın yazılması ve  milletimize kazandırılmasıdır. Bunda asla kuşkuya ya da tereddüte yer yoktur.  Yeni anayasayla tazelenecek toplumsal sözleşmemiz, birlikte yaşama duygularını  güçlendirerek millet varlığını kuvvetli bağlarla bir üst seviyeye taşıyacaksa,  kurulacak her masanın etrafında büyük bir iftiharla sonuna kadar oturur ve  sorumluluk alırız” şeklinde konuştu.
    Türk milletini esenliğe ve feraha kavuşturacak, her plana, programa  siyasi rakiplerine ait olsa da omuz vermekten gocunmayacaklarını ve herhangi bir  komplekse de kapılmayacaklarını ifade eden Bahçeli, anayasaların kalıcı ve  kapsayıcı bir toplum sözleşmesi haline gelebilmesinin ilk önce toplumsal  uzlaşmayla hazırlanmasına bağlı olduğunu belirtti.
    Anayasanın, her meseleyi sihirli dokunuşuyla halledecek bir özelliğe  sahip olmadığına dikkati çeken Bahçeli, anayasaların kangren haline gelmiş  siyasal ve toplumsal ilişkileri bir çırpıda düzeltebilecek süper donanımları olan  esrarlı bir metin olmadığını ifade etti. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Anayasaya haddinden fazla anlam yüklemek, üstelik karşı karşıya  olduğumuz her problemin yeni bir anayasayla bitirileceğine yönelik beklenti  uyandırmak büyük bir hezimete ve hüsrana meydan verme riski taşımaktadır. Bugün  anayasa değişikliğini ya da hazırlığını diline dolayan bazı mihrakların,  milletimizin yalnızca daha itibarlı ve daha müreffeh yaşaması konularına  odaklanmadıkları gelişmelerle sabittir ama daha da önemlisi, Cumhuriyetin ruhunu  ve kurucu felsefesini teyit edecek, Türk kimliğini aşındırmayacak, etnik  kimliklerin ve mahalli dillerin tanınmasına fırsat vermeyecek, değiştirilmesi  dahi teklif edilemeyecek maddelere sadakatle bağlı kalacak bir görüş ve uzlaşma  ufkunun oluşturulmasını beklemektedir. Demokrasi ve özgürlük sloganlarıyla aziz  millet varlığına kast eden etnik bölücülüğün ve bunlara yardım ve yataklık  yapanların taarruzlarına, mutlaka direneceğimizi ve mukaddes surda gedik  açtırmamak için her demokratik yola başvuracağımızı bu vesileyle hatırlatmak  isterim.”

    CUMHURBAŞKANI GÜL'ÜN KONUŞMASI

    Bahçeli, konuşmasında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yeni yasama yılının  açılışı dolayısıyla Genel Kurul'da yaptığı konuşmayı da değerlendirdi.
    “Konuşmanın vasat olduğu kadar, vizyondan da mahrum” olduğunu savunan  Bahçeli, “Bize göre bu konuşmanın satır aralarının iyi okunması ve dikkatli bir  şekilde tahlil edilmesi gerekmektedir. Sayın Gül, 1921 ve 1924 anayasalarından  beri ilk defa millet iradesine dayanan bir anayasa yapma mesuliyetinin ve  şerefinin milletin vekillerine tevdi edildiğini vurgulamıştır. Ancak bu sözlerini  dile getirirken, ara dönemlerin ürünü de olsa, 1961 ve 1982 anayasalarının  halkoyuyla kabul ve tasdik edildiğini nedense es geçmiş ve meseleyi gayri meşru
    bir durum  gibi sunmuştur” diye konuştu.
    “Hiç kimsenin TBMM'ye üsten bakma ve nasihat etme gibi bir hakkı ve  yetkisi bulunmadığını” ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu:
    “Madem demokrasi kurum ve kurallarıyla vardır ve işlemektedir, o halde  millet iradesine istikamet vermeye hiç kimse cüret etmemelidir. Aziz Meclisimiz  neyi nasıl yapacağını, hangi meseleler karşısında ne şekilde bir tutum  takınacağını ziyadesiyle bilebilecek görgü, irfan, derin ve tarihi birikime  sahiptir.
    Basılmamış kitapları toplatmanın neresinde özgürlük vardır? Telefon  dinlemelerinin, özel hayatın gözetim altına alınmasının özgürlüklerle bağı ve  bağlantısı nedir? Ses kayıtlarıyla siyaset tanzimine yönelenlerin, röntgencilikle  evlere kamera yerleştiren karanlık suratların can simidi midir özgürlük?  Aralarında değerli arkadaşımız İstanbul Milletvekili Sayın Engin Alan'ın da  bulunduğu, milletin vekillerinin dört duvar arasında tutulması mı özgürlüktür?
    PKK'ya müsamaha göstermek, terörle mücadele edenlere zalimce davranmak  özgürlüğün neresine sığdırılmaktadır? Cumhuriyet hükümetinin bir bakanı kendi  görev alanına giren konuları icra etmektense, Kürtçe şarkılar söylemektedir ve  hiçbir takibata maruz kalmamaktadır. Herkes sıraya girmiş şekilde Türk milletine  ve devletine kinlerini ve öfkelerini kusmakta; ama hiçbir özel savcı kılını dahi  kıpırdatmamaktadır.”
    Milletin kökeni, meşrebi, mezhebi, inancı ne olursa olsun, hiçbir ferdi  dışlamaya, ötekileştirmeye ve yabancılaştırmaya tabi tutulmadığını dile getiren  Bahçeli, “Bu yalın gerçeğin aksini kim iddia ediyorsa müfterilikten ve başka  maksatları gözeterek hareket eden sinsilikten muaf olamayacaktır. Bununla  birlikte Sayın Cumhurbaşkanı sözde Kürt sorununa atıf yaparak bu meselenin  çözülmesi gerektiğine göndermede bulunmuştur. Çelişkiye bakınız ki, Başbakan  Erdoğan bir tarafta Kürt sorunu bitmiştir derken, diğer tarafta devletin en  yüksek makamı bu sözde sorunu kabul etmekte ve devam ettiğini iddia etmektedir”  şeklinde konuştu.
    Ülkedeki ekonomik gelişmelere de değinen Bahçeli, küresel ekonomideki  dengesizlikler ve artan risklerin gelecek dönemlerin sıkıntılı ve zorluklarla  geçeceğini gösterdiğini ifade etti. Bahçeli, “Kış aylarına girdiğimiz şu  günlerde, haneler huzursuz, sokaklar neşesiz, anneler ve babalar üzgündür.  AKP'nin seçim dönemi nedeniyle ertelediği zamları peşpeşe gelmekte ve  vatandaşlarımız perişan olmaktadır. Doğalgaz ve elektrikteki son zamlar bunun en  açık misalidir. Vatandaşlarımızın kullandığı doğalgaza, elektriğe yapılan fahiş  zamlar, hayat pahalılığını içinden çıkılmaz bir hale getirecek ve maliyetleri  tetikleyerek enflasyonu daha yukarılara çekecektir” diye konuştu.

    “MECLİSTE TELEVİZYON KURACAK HALİMİZ YOK”

    Bahçeli'nin konuşmasının ardından MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural,  Bahçeli'nin konuşmasının, Meclis TV tarafından canlı yayınlanmadığını sadece  kapalı devre yayın yapıldığını söyledi. Vural, “Bu kapalı devre yayınlarla bizim  sözümüzü kısamazlar. Konuşmamızı kimse engelleyemeyecek” şeklinde tepki  gösterdi.
    Bahçeli de grup toplantısından çıkışında gazetecilerin kendisine  yönelttiği, “Efendim bu bir sansür değil mi? Muhalefetin halka ulaşması  engellenmiyor mu?” sorusuna, “Meclisin kulisi birçok medya kuruluşunun yayın  merkezinden daha iyi durumda. Yakışık bir durum değil ama böyle bir karar  almışlarsa ne yapalım. Mecliste televizyon kuracak halimiz de yok” yanıtını  verdi.

     

    Etiketler: son dakika
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı