Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bahçeli’nin dokunulmazlığı kalktı

DÜNKÜ kurultay MHP tarihi için önemlidir, mimarı da Devlet Bahçeli’dir.

İl ve ilçe kongrelerinde ne kavga ne gürültü yaşandı; genel başkan adayları yarışa ilçe kongrelerinden başladı, hiçbir engelleme ile karşılaşmadı; aksini yapmak son derece mümkün olduğu halde salonda muhalefete yer açıldı, yetinilmedi Bahçeli’nin posteri dahi asılmadı.

MHP’de pek alışık olunmayan bu hoşgörülü demokratik süreç tamamen Bahçeli’nin eseridir ve yıkılması zor bir gelenek yaratılmıştır.
Bahçeli, kurultay sürecinde kendine özgüvenini hiç yitirmedi; ancak attığı bu adımları o güvenin ötesinde, rekabet kültürünü yerleştirme niyetli görmeli.

DELEGENİN MESAJI

Bahçeli dün, ‘özgüveni çok yüksek’ izlenimi verse de konuşması, Başbakan Erdoğan’a bir şeyler söylemek zorunda hissettiğinin kanıtı gibiydi.

Çünkü, “Verdiğimiz her destek için vicdanımız rahat” dese de, “AKP’nin peşine takıldı” eleştirilerinin altından kalkmak istiyordu.

Delegeye bunu söylemek için işe, Başbakan’la vizyon yarışından başladı.

“2023 vizyonu bizim. Başbakan’ın yaptığı açıkgözlülük” dedikten sonra, Erdoğan’ın 2071 vizyonunu önce 2053’e, sonra Kızıl Elma’nın da gerçekleşebileceği tarih olarak gördüğü 2077’ye kadar taşıdı.

Bu yarıştaki temel tezini ise, “Onun vizyonunda Türklük ve Türk yurdu yok; ama Türk’e ihanet edenler var” mesajı üzerine oturttu.

Bahçeli’nin konuşmasının büyük bölümünü, verecekleri tepkileri daha iyi görebilmek amacıyla delege sıralarına önden bakarak izledim.

Konuşmanın bütününün pek heyecan yaratmadığını rahatlıkla söylemeliyim.

Bahçeli’ye en büyük alkış desteğinin, “MHP’yi AKP’nin borazanı görenler ahlaksızdır” dedikten sonra Erdoğan’ın tabanlarına ve partisine yönelik sert ifadelerini tek tek sıraladığında verilmesine de dikkat çekmeliyim.

HER AN SÜRPRİZ MÜMKÜN

Bir gözlemim de bu alkışlara rağmen Bahçeli’nin, AKP’nin bazı kararlarına verdiği destek konusunda delegeyi yeterince ikna edemediği yönündedir.

Konuşmasının en zayıf yanını bu noktada görsek de kurultayın Bahçeli’ye verdiği daha önemli mesajları vardı.

Güçlü konumu ve MHP geleneklerine rağmen, delegeden çok yaygın ve çok güçlü alkış almaması ilk önemli mesajdır.

İkincisi, sadece alkışlamayanlar değil, alkışa ‘Zoraki katılıyor’ izlenimi bırakan delege sayısındaki şişkinlik de hiç azımsanacak gibi değildi.

Konuşma boyunca delege birkaç kez Bahçeli’ye desteği ayakta alkışla verdi.

Hani bu anlarda, sayı yüksek olsa da ayağa kalkmayanlar önemsenmeyebilir; ama Bahçeli konuşmasını tamamladığında, ısrarla oturmayı yeğleyenlerin kendilerini öbek öbek açığa vurmasının anlamını çok iyi okumalı.

Bu tabloya evet, bir yanı ile Bahçeli yol verdi; ama bu yolun “MHP’de artık senin dahi dokunulmazlığın yok” mesajı ile biteceğini hesapladı mı bilinmez.

Ciddi sayıdaki delegenin bu açık duruşunun yanına bir de ‘Rakipleri yeterince güçlü değil’ anlayışındakileri eklemeli.

Bu nedenlerle, MHP’de artık taşların yerinden oynadığını; koşulların, daha güçlü muhalefet dalgaları oluşturmaya uygun hale geldiği için her an bir sürpriz
yaşanabileceğini, Bahçeli dahil, herkesin gördüğünü sanıyoruz.
X