Gündem Haberleri

    Bahçeli’den “dört maddede” koalisyon ve HDP meşruiyeti

    ANKARA
    10.07.2015 - 09:11 | Son Güncelleme:

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin bir koalisyon hükümetinde yer alması için aradığı ve HDP’yi meşru bir parti olarak tanıması için gerekli gördüğü şartları dört madde ile belirledi. Bahçeli şartlarını, “HDP’nin terörle arasına mutlak mesafe koyması, Oslo’dan İmralı’ya kadar yapılan müzakerelerin eksiksiz açıklanması, Anayasa’nın ilk dört maddesinden cayılmaması, rüşvet ve yolsuzluk olaylarıyla etkin bir mücadele” olarak sıraladı.

    Bahçeli dün koalisyon görüşmeleri hakkında yaptığı yazılı açıklamada özetle şunları kaydetti:
    “Gerek koalisyon arayışları çerçevesinde, gerekse HDP özelinde durduğumuz yer de belli ve nettir. Bu kapsamda şu hususlar partimizin değişmez, tartışılmaz, taviz verilmez talep ve beklentileri arasındadır:

    HDP’NİN MUHALİF VASFI TÖRPÜLENMELİ
    1– PKK terör örgütü vakit kaybetmeksizin kendisini lağvetmelidir. Örgüt militanları silahlarıyla birlikte güvenlik güçlerine teslim olmalı, bu silahlar devlet envanterine kaydedilmelidir. Teslim olan teröristler arasında suça karışanların Türk adaletine hesap vermeleri kesin olarak temin edilmelidir. HDP ise terörle arasına muğlak değil, mutlak bir mesafe koyduğunu söz ve davranışlarıyla ortaya koymalıdır. İlaveten Anayasa’nın ilk dört maddesine uygun olacak şekilde, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne dürüstçe bağlı ve sadık olduğunu gösterecek yürekliliği sergileyebilmelidir. Bunlar gerçekleştikten ve HDP’nin Siyasi Partiler Kanununa muhalif vasfı törpülendikten sonra meşruiyetinin önünde herhangi bir engel kalmayacaktır. Bilinmelidir ki, MHP Anayasa ve yasalara uyan her partiyle temas ve diyalogdan kaçınmayacaktır.

    MÜZAKERELER EKSİKSİZ AÇIKLANMALI
    2- AKP’nin iktidar yıllarında elde edilmiş demokratik kazanımlar pek tabiidir ki devam ettirilmelidir. AKP iktidarı geçmişiyle yüzleşmekten korkmamalı, adalet ve ahlak ölçüleri, tekrar eski seviye ve prestijine taşınmalıdır. Dahası devlette arınma ve şeffaflaşmanın sağlanabilmesi Oslo’dan İmralı’ya kadar yapılan müzakerelerin, anlaşmaların ve verilen sözlerin eksiksiz açıklanmasına bağlıdır. AKP, gizli kapaklı yürüttüğü tüm pazarlıklar hakkında milletimize doyurucu bilgiler vermeli, terör örgütüne hangi vaat ve teminatları sunduğunu deklare etmelidir. Yıkım projesinden çözülme sürecine kadar Türkiye’yi köşeye sıkıştıran, milli birliğimizi ve tarihi haklarımızı köstekleyen karanlık ilişkiler hiçbir mazerete sığınmaksızın terk edilmelidir. MHP bu asgari zemin muhtevasında herkesle görüşmeye açıktır.

    ANAYASANIN İLK DÖRT MADDESİ
    3- Etnik bölücülük bataklığında çırpınanların kenara çekilmesi, tesirsiz ve etkisiz hale getirilmeleri kardeşliğimizin üzerinde dolaşan kabus bulutlarını da dağıtacaktır. Bu nedenle Anayasa’nın ilk dört maddesinde anlam ve hükmünü bulan milli değerlerden, yine Anayasa’nın 66’ıncı maddesinde tarif edilen vatandaşlık tanımından caymak, bunlara sıcak bakmak, bu minvalde gizli ittifaklar aramak gafletten öte ihanettir. Türk milletinin içinden yapay azınlık çıkarma, Türkiye’nin milli ve kültürel mirasıyla oynama cehalet ve cüreti çuvallamaya mahkûmdur.

    YOLSUZLUKLA ETKİN MÜCADELE
    4- Millet ve devlet hayatını çok ağır ve olumsuz bir şekilde abluka altına alan rüşvet ve yolsuzluk olaylarıyla etkin bir mücadele olmazsa olmaz bir ön şarttır. 17-25 Aralık yakın dönemin en vahim yolsuzluklarının deşifre edildiği bir zaman aralığına tekabül etmektedir. Eğer siyasi yük ve dayatmalardan kurtulmuş bir adalet mekanizması telkin ve yönlendirmelere kapalı durarak çalışırsa Türkiye soluk alacak, hukuki hesaplaşma milli vicdanı rahatlatacaktır. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, Türkiye’nin idari ve siyasi sorumluluğunu üstlenmiş her şahıs yasa ve Anayasa’nın çizdiği sınırlarda hareket etme zorundadır. Türk milletinin seçilmiş krallara, sandıktan çıksa da bunu yanlış yorumlayıp otoriter ve dikta özlemi çeken kanun tanımazlara hem gönlü hem de zihni kapalıdır, kapalı duracaktır.

    DÖRT MADDEYE RİAYETLE FEDAKARLIK
    MHP, bu dört maddeye hürmetle beraber riayet ve refakat gördüğü takdirde Türkiye’nin siyasi istikrarsızlık yaşamaması için beklenilen fedakârlıkları çekinmeden gösterecektir. İhtiyaç duyulan hoşgörü ve diyalog atmosferi demokratik sabır ve uzlaşma dinamiklerinin aktif hale getirilmesiyle kalıcı sonuçlarını kısa zaman içinde verecektir.”

    ELBİRLİĞİ İLE HAREKET MECBURİ, KAYBEDECEK SANİYE YOK
    Bahçeli, koalisyon süreci ile ilgili şunları da kaydetti:
    “Muhtemel kriz ve kaoslara karşı herkes, her siyasi aktör birinci derecede mesul ve tarih karşısında yükümlüdür. Ülkemizin bugünkü badireden çıkarılması için sorumluluk mevkiinde bulunanların elbirliğiyle hareket etmesi ihtiyari bir halden ziyade mecburiyettir. MHP’nin tutumu 7 Haziran’dan bu tarafa kuşkuya yer bırakmayacak kadar açık ve ortadadır. Bu tutarlı, milli ve istikrarlı duruşumuzu uzlaşmaz ve oyunbozan şeklinde göstermeye tevessül edenler her şeyden önce kendi pozisyonlarını ve siyasi geçmişlerini sorgudan geçirmelidir. MHP’ye husumet ve nefret besleyenlerin hevesle yürüttüğü tahrik ve karartma kampanyaları elbette amacına ulaşamayacaktır. Resmi koalisyon görüşmeleri başlamadan çok yönlü oluşturulmaya çalışılan algı ve propaganda düzeneklerinin bizim nezdimizde inandırıcılığı ve itibarı olmayacaktır. Özellikle TBMM Başkan seçiminde partimizin doğru ve isabetli tercihini AKP’ye destek olarak yorumlayan zekâ ve samimiyet özürlülerinin ciddiye alınacak herhangi bir yanları da bulunamayacaktır.

    MHP’YE ANA MUHALEFET
    Türkiye’nin hayrı ve selameti için nasıl bir koalisyon modeline ihtiyaç duyulduğu her türlü izahtan varestedir. Bu konuda kaçak güreşmeye, gerçekleri saptırmaya ve akılları karıştırmaya lüzum yoktur. AKP-HDP, değilse bile AKP-CHP, bu da kâfi gelmezse, AKP-CHP-HDP arasında bir koalisyon hükümeti kurulması sandıktan çıkan iradenin en bariz temennisidir. MHP’ye ise haysiyetli ve dik duruşlu bir ana muhalefet görevi düşmektedir. Türkiye’de şayet bir siyasi bunalım doğarsa bunun öncelikli müsebbibi milletimizin verdiği koalisyon mesajını anlamakta kasten zorluk çeken, ayak sürüyen AKP, CHP ve HDP’den başkası olmayacaktır. bunun yanında kaçak ve karanlık sarayda siyasi tanzim ve seçim hesaplarıyla ikbalini ve koltuğunu emniyete almaya çabalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan da sorumluluktan kurtulamayacaktır. Artık kaybedecek bir saniyemiz bile yoktur. Derhal ve acilen diyalog ve mutabakat zeminleri oluşturularak Türkiye güçlü, atılımcı, katılımcı ve icraata odaklı bir hükümete kavuşmalıdır.”

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı