Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bahçeli: Bu sefilliği milletimiz asla unutmayacak

    A.A
    24.01.2012 - 11:33 | Son Güncelleme: 24.01.2012 - 12:53

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Fransa Senatosu'nun 1915 olaylarını “soykırım” olarak kabul etmeyenleri hapis ve para cezasına çarptırmayı öngören yasa teklifi kabul etmesiyle ilgili açıklama yaptı. Bahçeli, "Bu çirkinliği ve sefilliği milletimiz asla unutmayacaktır" dedi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Fransa Senatosu’nun Ermeni soykırımını inkar edenlerin cezalandırılması kararını “soysuzluk” olarak nitelendirerek lanetledi. Bahçeli, “Fransa’nın düşünce özgürlüğüne kelepçe vuran, ifadeyi zapturapt altına alan bu çirkinliğini aziz milletimiz affetmeyecek ve bu sefilliği asla unutmayacaktır” dedi. 

    MHP lideri Bahçeli, partisinin grup toplantısında Ermeni soykırımını inkarın cezalandırılmasını öngören yasanın Fransa Senatosu’nda kabul edilmesini değerlendirdi. Kararı, “Ermeni Diasporasının yeni bir zaferi” olarak nitelendiren Bahçeli, “Fransa’nın düşünce özgürlüğüne kelepçe vuran, ifadeyi zapturapt altına alan bu çirkinliğini aziz milletimiz affetmeyecek ve bu sefilliği asla unutmayacaktır” dedi. Bahçeli şöyle devam etti:

    “Tarihimizi yargılama cüretini kendinde gören sömürgenin kanlı dişlisi bu ülke, Türk milletinin geçmişinde mezalim değil bulsa bulsa adalet, insaniyet ve merhamet bulabilecektir. Sarkozy yönetimi katliamla ilgili iz sürmekte kararlı ise tavsiyemiz önce kendi kokuşmuş tarihlerinden işe başlamaları ve başlarını Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar çevirmeleridir. Pişkin ve pervasız Fransa yönetimi, seri cinayetlerine dönük merakı ve ilgisi varsa önce aynaaaaya bakmalı ve zalimlikle iç içe geçen karanlık suratı orada görmelidir. Türk milletinin geçmişinde soykırım yoktur. Utanacağı, sıkılacağı ve anlatamayacağı vahşet manzaraları da Allah’a şükürler olsun ki bulunmamaktadır.”

    “PARTİMİZ BU SOYSUZLUĞU LANETLİYOR

    "Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin siyasi kaygıları ve geleneksel çizgisi nedeniyle Ermeni avukatlığına, diaspora sözcülüğüne ve soykırım yalanı üretimine soyunacağına kendi bozuk siyasi siciline ve ileri derecede kuşku uyandıran mizacına odaklanması" tavsiyesinde bulunan Bahçeli, “Partimiz, Fransa Sentosu’nun bu kararını, uydurma soykırım iddialarını inkar edenlere ceza verilmesini karara bağlayan bu soysuzluğu lanetlemekte ve tüm varlığıyla kınamaktadır” dedi.

    AKP HÜKÜMETİ ATALET VE ZAFİYET GÖSTERMESİN

    Bahçeli, “küstahlık” olarak nitelendirdiği bu kararın cevapsız bırakılmaması noktasında AKP hükümetinin de atalet ve zafiyet göstermemesini istedi, ancak bu noktadaki kaygısını ise şöyle dile getirdi. “Dersim isyanını önleme ve engelleme çabalarına “katliam” diyen Başbakan’ın sözde soykırım iddialarını boşa çıkarması ve samimiyetle mücadele etmesi bir hayli zor görünmektedir. Parti olarak gündeme getirdiğimiz 7 maddelim teklif setinin caydırıcılık adına bir an önce hayata geçirilmesini bekliyoruz.”

    DAĞLIK KARABAĞ HATIRLATMASI

    Katliamcı suçlamasını Türk milletine kabul ettirmeye kimsenin gücü yetmeyeceğini belirten Bahçeli, “Sözde Ermeni soykırım yalanından fayda uman zavallılar, Dağlık Karabağ’daki insanlık suçunu, Hocalı’daki kıyımı, vatanımızdaki Ermeni mezalimini hayatlarının hiçbir döneminde ağızlarına dahi almamışlardır” dedi. Ermeni saldırıları sonucu Türkiye, Dağlık Karabağ ve Bakü’de yaşanan katliamlarda ölenleri anan Bahçeli şöyle devam etti:

    “Azerbaycan’ın bağımsızlık yolunda hazin bir vaka olan şiddetle iç içe geçen bu tarihi Türk milleti hatırından çıkarmamış ve faillerini hiçbir zaman bağışlamamıştır. Yanvar katliamı olarak da bilinen bu acı hadisede yüzlerce Azerbaycanlı kardeşimiz cinayete kurban gitmiştir. Ancak ne Rus ne Ermeni oyunları Azerbaycan’ın bağımsızlık ateşini söndürmemiş ve şanlı mücadelesinden geri döndürmemiştir. İnşallah gün gelecek, Dağlık Karabağ da esaretten, işgalden kurtulacak ve vatanıyla mutlaka bütünleşecektir.”

    EMEKLİLERİN İNTİBAK YASASI ÇALIŞMALARI

    Bahçeli, emeklileri ilgilendiren intibaka ilişkin yasa çalışmalarına da  değinmek istediğini belirterek, “Emekli kardeşlerimizin maaş farkının ortadan  kaldırılmasını hedefleyen intibak işlemlerinin bir yıl ertelenmesi AKP'nin  beceriksizliğini ve art niyetini tekrar ortaya koymuştur. Açıktır ki maaşlardaki  intibakların tam bir yıl sonra hayata geçecek olması tam bir izansızlık ve  insafsızlıktır” şeklinde konuştu.

    Açıklamalar paralelinde, intibak işlemlerinden 1 milyon 913 bin işçi  emeklisinin yararlanacağının anlaşıldığını belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

    “Ne var ki bu kapsamdaki emeklilerimizden yaklaşık 850 bini intibaktan  faydalanamayacaktır. Üstelik emekli maaşlarına yansıyacak ilave tutarların alt ve  üst sınırlarının komik rakamlar olacağı göz önüne alındığında, AKP'nin yeni bir  kandırma ve aldatma serüvenine girdiği bariz olarak görülebilecektir.  Emeklilerimizi çaresiz bırakan ve onlara verdiği sözleri tutmayan hükümetin,  refah paylarını derhal yukarı çekmesi, intibak işlemlerinden daha fazla  emeklimizin faydalanmasının önünü açması ve ödemeleri de bir an önce sağlaması  gerekmektedir.”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kıbrıs  sorununun çözümünde ortaya konulan tekliflerin içinde, Türkiye'nin etkin ve fiili  garantisinin yıpratılmasının yer almasının, kendileri için kabul edilemez  olacağını söyledi.

    Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Rauf  Denktaş'ın, dualarla, Fatihalar ile varlığını adadığı vatan topraklarına emanet  edildiğini ifade etti.

    Denktaş'ın bariz üç başarısı olduğunu ve hiçbir zaman da unutulmayacağını  belirten Bahçeli, “Kıbrıs meselesini uluslararası gündeme taşıması ve duyarlılık  oluşturmasıdır. Kıbrıs Türklüğünün vazgeçilemez, yeri doldurulamaz hayat, varlık  ve egemenlik haklarının bulunduğunu göstermesidir. Milli şuur gözetiminde kimlik  inşa ederek, devletleşmeyi sağlamasıdır” diye konuştu.

    “Hükümetin sıfır sorun politikasının iflas ettiğini, komşu ülkelerle  neredeyse düşmanlık sınırına ve noktasına gelindiğini” savunan Bahçeli, bugüne  kadar dış politika alanında tayin edilen hedeflerin birer birer çiğnendiğini öne  sürdü.

    "Hatırlanacağı üzere Başbakan Erdoğan, Kıbrıs'ta barış istemiş, ancak bu  Rumların hanesine avantaj olarak yazılmış ve Rum yönetiminin iştahını  kabartmıştır” diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

     “Sürekli geri gidişler, yalpalamalar, çark edişler, ilkesizlikler,  tutarsızlıklar, tenakuzlar, şaşı bakışlar ve 'Başkent Ankara' gerçeğinden  uzaklaşan sorumsuzluklar AKP'nin uluslararası ilişkilerde nerede durduğunu ve  nasıl bir yol izlediğini bizlere gayet iyi bir şekilde özetlemiştir.

    Hiçbir tereddüte kapılmadan söyleyebilirim ki Ada'da adil, kalıcı,  kapsayıcı olmayan ve iki kesimliliği teminat altına almayan hiçbir yöntem,  yaklaşım ve yol Kıbrıs'ta biriken sorunları eritemeyecektir.

    Bunları hesaba katmadan hemen çözüm bekleyenler, şimdi çözüm diye  zorlayanlar, bir an önce çözüm olsun diye tempo tutanlar; aslında Kıbrıs  Türklüğünü sığınmacı ve göçmen olarak görmek isteyenlerle 1974'ün intikamını  almayı akıllarından geçirenlerin koalisyonundan başkası değildir. Özellikle Rum  tarafıyla, ABD'de dün başlayan ve bugün de devam eden müzakereler, Kıbrıs  meselesinde gündemin ana maddelerinden birisi haline gelmiştir.

    Rumların bozguncu ve tek yanlı tutumları, iflah olmaz şımarıklıkları ve  ikna olmayan duruşları sayesinde bu zamana kadar görüşmelerden ve yapılan  müzakerelerden henüz hayırlı bir netice alınabilmiş değildir.”
           
    “Bizim açımızdan kabul edilmesi...”
             
    KKTC'nin izolasyonlardan ve ambargolardan kurtulmasının, adaletten ve  hakkaniyetten uzak yaptırımlara maruz kalmasının uluslararası toplumun bugüne  kadar hiç umurunda olmadığını ifade eden Bahçeli, “Rum şantajının AB ile  desteklenerek Kıbrıs Türklüğünü zor bir alana hapsedeceği ortadayken, AKP'nin  yönünü ve dikkatini BOP'un hizmetkarlığına çevirmesi, Kıbrıs müzakerelerinde Türk  tarafının elini zayıflatan başlıca faktörler arasında yer almıştır. Şurası  tartışmasızdır ki şayet 'çözüm' diyerek dayatılan tekliflerin içinde, Türkiye'nin  etkin ve fiili garantisinin sulandırılması ya da yıpratılması yer alırsa bunun  bizim açımızdan kabul edilmesi söz konusu bile olmayacaktır” şeklinde konuştu.

    Kıbrıs'ta tek gerçekçi uygulanabilir ve yaşayabilir çözümün, iki bölgeli,  iki milletli ve iki devletli bir ortaklık yapılanması olduğunu vurgulayan  Bahçeli, Türkiye'nin Kıbrıs üzerinde kurucu anlaşmalardan kaynaklanan, ikamesi  olmayan ahdi hak ve yükümlülükleri olduğunun asla yabana atılmaması gereken bir  husus olduğuna dikkati çekti.

    Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Başbakan Erdoğan Suriye'yi diline dolayacağına, Irak'ta taraf tutup bu  ülkeyle didişeceğine Kıbrıs davasına odaklanmalı ve Kıbrıs Türklüğünün varoluş  gayesine arka çıkmalıdır. AKP Hükümeti Kıbrıs'ta hiçbir milli vicdan tarafından  düşünülemeyecek, akla ve hayale gelmeyecek çürümüş hamleler yapmış, bunlar da  yalnızca Rumların işine yaramıştır. Hatta fani yaşamını Kıbrıs Türklüğüne adayan  merhum Denktaş, sığ ve realiteden kopuk yaklaşımlara sahip olmakla itham edilmiş,  üstelik 'takoz', 'bay hayır', 'çözümsüzlüğün temsilcisi' olarak  isimlendirilmiştir.

    Annan Planı ise yeni çatışmalara davetiye çıkaran, Kıbrıs'ı anavatandan  koparmayı amaçlayan bir zihnin ve niyetin ürünü olmuştur.

    Kıbrıs'taki entrikaları görmezden gelen, milli hassasiyetleri  'Denktaşlaşmak' diyerek karalamaya cüret eden ve adadaki Türk varlığından gocunan  'Hepimiz Ermeniyiz' diyenlerin türevleri, kimin yanında durduklarını ve kimin  çıkarını gözettiklerini de netleştirmelidir.

    'Hepimiz Ermeniyiz' derken hırslarından gözleri kızaran, nefretleri göğe  ulaşan malum mihrakların, merhum Denktaş için yavru vatanda tertip edilen ve çok  şükür katılımı yüksek olan cenaze töreninden ürkmeleri ve şikayette bulunmaları  düpedüz düşman sevindiren sorunlu bir tutum olmuştur. Bu zavallıların akıtılan  gözyaşlara bile saygısı yoktur. Bu gafillerin tutulan yasa bile hürmetleri  yoktur.”

    “Aramıza sokulmuş Truva atı...”         

    Türkiye'nin geri dönüşü mümkün olmayacak ayrışma ve dağılma kavşağına  doğru hızla yol aldığını savunan Bahçeli, bunun “üstü örtülemeyecek endişe  verici bir tehlike” olduğunu söyledi. Bahçeli, “Maalesef Başbakan'ın 'ustalık  dönemi' diye isimlendirdiği üçüncü dönem AKP iktidarı, kontrolden çıkmış ve vahim  gelişmelerin fitilini tutuşturmuştur” dedi.

    “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP zihniyetine göre, Türkiye eski ve  yeni diye ikiye ayrılmış ve bu şekilde tasnife tabi tutulmuştur” ifadesini  kullanan Bahçeli, şöyle konuştu:

    “AKP'nin 'eski' diye küçültmeye, aşağılamaya ve değersizleştirmeye  çalıştığı dönem, katliamlarla özdeşleştirilmiş, hukuksuzluklarla örtüştürülmüş,  haksızlıklarla bir gösterilmiş ve özgürlük karşıtlığıyla çakıştırılmıştır.  Elbette geçmişte yaşanmış yanlışlar, izahı mümkün olmayan hatalar, baskılar ve  şiddetle iç içe geçmiş dönemler olduğu aşikardır. Ancak dünden bugüne toplumsal  ilerlemenin yönü ve boyutu konusunda ümit verici gelişmeler varsa, bu durumda  mesele yoktur ve her şey mecrasında ve kıvamında ilerlemektedir. Hiçbir toplum,  hiçbir devlet ve hiçbir millet tarihsel yürüyüşünü düz ve engebesiz bir çizgide  sürdürmemiş, bundan sonra da sürdürmeyecektir.

     'Yeni Türkiye', 'eski Türkiye' ayrımı, art niyetin, gizli gündemlerde  saklı duran bölünmüş Türkiye fotoğrafının renk ve deseninden başka bir şey  değildir. Bildirmek isterim ki, AKP denen aramıza sokulmuş 'Truva atı', eski  diyerek yerden yere vurduğu Türkiye ortamında iktidara gelmiştir.

    Bu doğru bir yol değildir. Buradan sağlıklı ve milletimiz için hayırlı  bir sonuç çıkmayacaktır. 'Hepimiz Ermeniyiz' sözleri yeni Türkiye'nin ilanı  mıdır? 19 Mayıs'ı sulandırmak, 23 Nisan'ı zayıflatmak, 30 Ağustos'u tartıştırmak,  29 Ekim'i gözden düşürmek Yeni Türkiye'nin vaatleri arasında mıdır? Başbakan'ın  36 parçaya ayırdığı millet varlığı yeni Türkiye'nin ana fikri midir? Okyanus  ötesinde yazılan 'yeni Türkiye'ye dair kitaplar, küresel düşünce merkezlerindeki  ısmarlama çalışmalar, ısrarlı propagandalar da tıpkı sizin dilinizi  kullanmaktadır.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı