Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bahar gardroplara da uğramalı biraz

YAŞASIN! Uzun, yoğun ve yorucu bir kışın ardından nihayet bahar geldi. Caddeler, sokaklar cıvıl cıvıl. Bilmem siz de fark ettiniz mi, İstanbul’a rakip erguvanlar sarmış her yanı. Güneş gökyüzünde pırıl pırıl, içim kıpır kıpır.

Baharın gelişiyle birlikte Ankara’mızda da hareketlenme başladı. Herkes dışarıda, kafeler, restoranlar sokaklara taşındı. İncecik bluzlar, merserize kazaklar... Püfür püfür akşamüstleri... Ankara her bahar olduğu gibi rengarenk. Tabii bütün bu hareketlenmede açılışların, kokteyllerin, davetlerin rolü büyük.
Sanırım bu kıpırdanma önce Vakko ile başladı. Arjantin caddesine yeni bir soluk getiren Vakko, görkemli bir parti ile açıldı. Kokteylde Ankara ve İstanbul’un iş, siyaset, moda ve sanat dünyasının önde gelen isimleri de vardı. Ev sahibi tabii ki Cem Hakko ile mağaza yöneticisi Olcay Ergun’du. Eski şaaşasını son zamanlarda yitiren Arjantin Caddesi’nin yeniden hareketleneceği ve eski itibarını tekrar kazanacağına hiç şüphe yok. Harekette bereket vardır diye boşuna dememişler! Çantadan aksesuara, eşarptan çikolataya ve tabii erkek ve kadın giyim bölümleri ile 8 yıl aradan sonra, caddeye inen Vakko’ya kocaman bir hoş geldin!
Dedim ya, davetlerle geldi bahar diye... Vakko açılışının ardından UNICEF Balosu. UNICEF’in geleneksel yardım balosu 30 Nisan gecesi Hilton’daydı. Ankara’yı Ankara yapan en önemli değerlerden biri de bu tip vakıf ve derneklerin düzenlediği yardım geceleri. Ankara cemiyet hayatını ve Ankara’da yaşayan yabancıları biraraya getiren bu gece de onlardan biriydi.
AOÇ’de piyano eşliğinde müze
Evet. Sıra geldi, Ankara’da doğup büyüyen herkesin hatırasında mutlaka bir yeri olan Atatürk Orman Çiftliği’ne... Çiftiğin müdürü sevgili Ömer Arslan, yıkık, harap şarap fabrikasını almış, eski halini çok da bozmadan, inanılmaz bir emek ve özveri ile yeni baştan yaratmış ve Ankara’ya güzel bir müze kazandırmış. Sağ olsun beni de unutmamış, müzenin açılışı için bir davetiye yollamış. Açılışta Hanri Benazus Koleksiyonu’ndan “Atatürk Orman Çiftliği’nde Geçmişin İzleri: Anılar, Yaşamlar, Mekanlar” isimli fotoğraf sergisi de vardı. Düşünün. Müzeden içeri giriyorsunuz. Yumuşacık bir piyano sesi. Ve karşınızda Atatürk’ün hiç görmediğiniz fotoğrafları. Bu atmosfer çok etkiledi beni. Sonra da düşündüm ne çok etkinlik yapılır burada diye. Zaten açılış sonrasında, Ömer Arslan da söyledi, bu mekanda bundan sonra farklı organizasyonlara da ev sahipliği yapmak istiyorlarmış. Ne güzel olur. Bu vesile ile ANAÇEV’den Sayın Ayla Hatırlı’ya ve Kadın ve Gençlik Platformu’ndan sayın Rüveyda Akbay’a seslenmek istiyorum. Yapacağınız etkinlikler için burası tam size göre. Bu etkinliklere beni de çağırmayı unutmayın lütfen!
TBMM’ye bembeyaz tayyörle gelen bahar
Şimdi defile, organizasyon dedik de, bizim Ankara’nın havasından mıdır suyundan mıdır yoksa bürokratik ciddi duruşundan mıdır bilinmez, hanımlar çok şık olmalarına rağmen yine siyah tuvaletler, gri elbiseler önplanda. Siyasetin o ağır havası da hanımların üzerine çökmüş olabilir. Bahar geldi gelmesine de, biraz da bizim Ankara’daki gardroplara uğrasa hiç fena olmayacak. Mesela, Sayın Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu geçen kış, kırmızı paltosu ile beni kendine hayran bırakmıştı. Şimdi de daha havalar bile tam ısınmamışken bembeyaz tayyörler içinde onu mecliste görünce, işte bu dedim, siyasete renk geldi!
Siyaset bir kenara, dönelim Ankara cemiyet hayatına! İçindeki enerjisini dışarıya vuran Ebru Demiryürek, Ayça Mutlu, Serpil Artukmaç ve Ezgi Uzunöz gardrobuna baharı hep erken getirenlerden. Rengarenk elbiseler, desenli modeller hepsine ayrı bir yakışıyor! Diliyorum ki herkesin gardrobuna biran önce bahar gelsin!
İncelmede yeni trend kavitasyon
Anladığınız üzere, her davette biraz sakınmadan biraz da çaktırmadan bakıyorum kim ne giymiş, takıp yakıştıran var mı diye! Ankara hanımları asildir. Ama yine de dikkatle takip etmekte yarar var. Şimdi ne moda, hanımlar kendilerini güzelleştirmek için ne yapıyorlar bilmek lazım. Önümüz yaz. Modayı gönül rahatlığı ile takip etmek için fazla kilolardan kurtulmak şart. Evet. Yeni bir trend varmış bu aralar. Kavitasyon! Efendim, bu mucize yöntem bir seansta tam 5 cm inceltiyormuş. Hem de yattığınız yerden. Tembeliz ya, hemen denemeye karar verdim. İyice araştırmak lazım tabii, kim yapıyor, nerede yapılıyor. Ben hemen bu beni baştan yarat modelini araştırmaya başlıyorum. Bir de yaşlandırmaya karşı, anti-aging bir mevzu daha var, o da ozon tedavisi. Detaylarını ve tam olarak ne işe yaradığını öğreneceğim. Merak etmeyin, duyduklarımı öğrendiklerimi size de aktaracağım.

Dönüş konsepti ve organik kumaşlar

Son yıllarda doğaya dönüş konsepti pek moda biliyorsunuz. Her şeyin doğalı makbul tamam, destekliyorum tabii ki ama kafamı nereye çevirsem her şey doğal olunca, değerini yitiriyor sanki. Ama geçen gün sevgili dostum Roman’ın tasarım koordinatörü Suzan Toplusoy, son zamanlarda aldığım enteresan davetiyelerden birini yollamış bana: Organic by Roman. 2010 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu için, sınırlı sayıda üretilen ‘organik kıyafetler’ ilgimi çekti. Hemen internetten baktım, nedir ne değildir diye. Kıyafetler güzel. Fikir güzel. Organik reçeli evde yapıyoruz ama elbise dikemiyoruz maalesef. Roman, tenimize temas eden giysilerin içeriklerini dikkate alarak hazırlamış bu koleksiyonu. Kıyafetlerin tamamı kimyasal madde içermeyen, sertifikalı organik kumaşlardan üretilmiş. Renkler de çok güzel, doğal tonlar kullanmışlar. Her şey uçuş uçuş, tiril tiril. Siz de Ankara’dan bu doğallığı takip etmek isterseniz, Armada Roman mağazasına mutlaka uğrayın. Koleksiyonun tanıtımı bu hafta İstanbul’da. Bir koşu gideceğim. Haftaya anlatırım detayları. Belki İstanbul cemiyet hayatından da biraz haber getiririm size. Kim-kiminle-nerede diye. Siz de bu hafta kiminle nerede olursanız olun, baharın tadını çıkarın. Sevgiyle, afiyetle kalın.

X