Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Bağımsızlık sorumsuzluk mudur?

    Hürriyet Haber
    05 Ocak 2002 - 00:00Son Güncelleme : 05 Ocak 2002 - 00:01

    KABUL edelim ki, günün konusu, elimize -bir bakıma- fazladan geçen 7 katrilyon lira ile batık bankaları mı, BATAKÇI banka sahiplerini mi, yoksa ülkeye giren her kuruşta hissesi olduğuna inanmış reel sektör sahiplerini mi kurtarmak doğrudur yolundaki tartışma...Ama biz bu çapraşık konuda en doğru karar hangisidir sorusuna kendimizi ikna edecek bir yanıt bulamadığımız için bugün başka konuya değineceğiz.Zaten Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Mustafa Bumin ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Sabih Kanadoğlu arasındaki tartışma da bize kalırsa hayli önemli. Çünkü ortada çok önemli bir görev anlayışı sorunu var.Kanadoğlu'nun üç gün önce gazetelere yansıyan çıkışını okumuşsunuzdur. Ama okumamış olanları dikkate alarak özetleyelim:Kanadoğlu, iki konuda Anayasa Mahkemesi'nin işleri ağırdan almasını eleştiriyordu. Özetle, ‘‘AKP Kurucu Genel Başkanlığı'na getirilen Recep Tayyip Erdoğan'ın bu sıfatı üstlenmesine (TCK 312/2'ye göre aldığı mahkûmiyet yüzünden) yasalar izin vermediği için AKP'ye uyarı yazısı gönderilsin ve Tayyip Erdoğan yerine yasal koşullara sahip bir başkası bu göreve getirilsin dedim, ama Anayasa Mahkemesi hálá bu uyarı yazısını göndermedi. İkincisi... HADEP hakkında ülkenin bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemler nedeniyle kapatılması istemiyle dava açtık, 3.5 senedir bu dava bitirilmedi’’ diyordu. Önemli de bir uyarısı vardı:Bir ülkenin bölünmez bütünlüğünden daha öncelikli ne olabilir ki, bu mesele bu kadar savsaklandı?Gerçi onun kelimeleri bunlar değildi ama mesajı buydu.Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin ise dünkü basına yansıyan yanıtında -yine özetle söylemek gerekirse- ‘‘Kanadoğlu'nun ne bize böyle bir eleştiri yöneltmeye yetkisi var, ne de bunları kamuoyu önüne getirmesi doğrudur. Biz ne zaman ne yapacağımızı biliriz. Başkasının uyarısına muhtaç veya hedef değiliz’’ diyordu.Burada bir nokta var:Tamam, Anayasa Mahkemesi elbet bağımsızdır, ona kimse karışamaz ama, bağımsız olmak, bir uyarı yazısını 4.5 ay süreyle savsaklamak için mazeret olabilir mi?Öteki konu yani HADEP davası, ‘‘öteki mahkemelerde görülen davaların sonuçlarını bekleme’’ amacıyla sonuçlandırılmamış. Bumin özetle bunu söylüyor.Kuşkusuz hangi davanın böyle erteleyici etkisi olduğunu takdir yetkisi Yüksek Mahkeme'ye aittir. Ama mahkemelerin bağımsızlığı eğer kamu yararının bir gereği ise -ki öyledir- Kanadoğlu'nun değindiği daha büyük kamu yararı nasıl korunacak? Sayın Bumin acaba bu noktayı da aydınlatır mı?Kaldı ki bir kurumun bağımsız olması, onun layüs(s)el (kimseye hesap verme mecburiyeti bulunmayan) bir konumda olması anlamına gelmez. Kamu görevi yapan herkes, millete/kamuoyuna karşı sorumludur.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı