Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bağımsızlığa tırpan

HAKKINI yemeyelim...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in “Yargı sistemimizi Avrupa Birliği’ne uyumlu hale getirecek olan Yargı Reformu Stratejisi” diyerek yaptığı açıklamayla ilgili en iyi başlığı bugünkü iktidarın destekçisi gazetelerden Yeni Şafak atmıştı:

"Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK), yargıdaki egemenliğine tırpan” diyerek.

Avrupa Birliği (AB) yıllardır “Yargınızı bağımsızlaştıracak reformları yapın” dediğine ve bakan da bu reformun AB’nin taleplerine uymak için hazırlandığını söylediğine göre, bakanın “yargının bağımsızlığına tırpan atıyoruz” demesi elbet mümkün değildi.

Ama gazeteci bakanın sakladığını dürüstçe dile getirmiş.

Gerçi o, son 1500 kişilik “hakim ve savcılar kararnamesi”nin bakanlığın istediği gibi çıkmasına HSYK’nın karşı koymasına duyduğu tepkiyi dile getiriyor. Ama koyduğu başlığın “Bu reform bakanın istediği gibi gerçekleşirse artık HSYK bakanlıktan gelecek bir kararname taslağına karşı çıkamayacak” müjdesini (!) veriyor.

Gazetenin HSYK’ya kızgınlığı her şeyin o kadar önüne geçmiş ki, “Yargı bağımsızlığının elde kalan son kırıntısı da tarihe karışmış olacak” mesajı verdiğini bile fark etmiyor.

Hoş, HSYK üyelerinden bir kısmını seçme yetkisi aynen Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) rezaletinde olduğu gibi, Meclis’e bırakılınca zaten diyecek başka laf kalmıyor.

Yeri gelmişken anımsatalım:

RTÜK üyelerinin seçiminde iktidar partisi ile muhalefete Meclis’teki sandalyeleri oranında üyelik verilmesini destekleyen CHP ile Milliyetçi Hareket Partisi yarın HSYK üyeleri için de aynı formül uygulansın diyen yasa tasarısına ne tepki verecekler, doğrusu çok merak ediyoruz.

Onu biliyorsunuz Anayasa Mahkemesi üyelerinden bir kısmının da Meclis tarafından seçilmesini öngören reform (!) izleyecek.

CHP ile MHP o zaman ne yapacak?

“RTÜK deneyiminden ağzımız yandı. Üyeleri keşke kendi meslek dünyası seçseydi” diyecek kadar olgun ve dürüst davranacaklar mı, yoksa “HSYK’da iki sandalye de bize düşer” hevesiyle oranın da politize edilmesine destek mi verecekler?

Neyse onu zamanı gelince görürüz.

Yargı reformu stratejisi konusuna dönecek olursak:

Sadullah Ergin’in sunumunda birkaç iyi nokta var... Örneğin “askeri mahkemelerin kışla dışına çıkması” doğru bir yaklaşım. Mahkemelerde savcı ile avukat konumunun eşitlenmesi yani “iddia” makamını yargıçlarla aynı hizaya koyup, “savunma” makamını sanık, müdahil ve tanıklar hizasında görmek yanlış idi.

Dışarıdan basit bir “şekil” meselesi gibi görünse de o tablo, “Adaletin bu adresteki terazisi çarpıktır” anlamına geliyordu.

Ama bunların kozmetik düzeltmeler olduğu bir gerçektir.

Bugünkü iktidardan beklenen -daha doğrusu parti programındaki “Yargı bağımsızlığını sağlayacağız” vaadi nedeniyle namus borcu sayılan- şey, önce “yandaş yargı” projesinden vazgeçmesidir. Çünkü o yargı reformu yapmak değil, reform görüntüsü altında yargıyı uşaklaştırmak olur. 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI