Gündem Haberleri

    Bağımsız Komisyon'dan Türkiye'ye destek

    İSTANBUL (A.A)
    16.10.2005 - 15:56 | Son Güncelleme:

    Bağımsız Türkiye Komisyonu Başkanı ve Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari, “Bizim işimiz, AB'den Türkiye adına bir iyilik istemek değil. İstediğimiz şey, Türkiye'nin başlayan müzakerelerde adil bir şekilde ele alınması” dedi.

    Açık Toplum Enstitüsü tarafından Türkiye'nin AB'ye adaylık sürecini desteklemek amacıyla kurulan ve AB üyesi ülkelerin eski hükümet yetkilileri ile Avrupa Komisyonu üyelerinden oluşan 9 kişilik Bağımsız Türkiye Komisyonu, Türkiye ziyareti sonunda Swissotel'de bir basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıda konuşan Komisyon Başkanı Ahtisaari, geçen yıl Türkiye'nin AB'ye aday olmasına destek için kurulan bu grubun, 3 Ekim'de tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasının ardından da faaliyetlerine devam etmesi kararı aldıklarını bildirdi. Müzakere sürecinde yılda bir gelerek Türkiye'de incelemelerde bulunacaklarını, yapılan işleri değerlendireceklerini belirten Ahtisaari, “İşimiz, AB'ye Türkiye'de yapılanları anlatmak, Avrupa halkına Türkiye'yi tanıtmak, Türkiye'ye de AB'nin taleplerinin nedenlerini anlatmak” diye konuştu.

    Yaptıklarının, “Avrupa'dan Türkiye için iyilik istemek” olmadığını belirten Ahtisaari, “Bizim işimiz, AB'den Türkiye adına bir iyilik istemek değil. İstediğimiz şey, Türkiye'nin başlayan müzakerelerde adil bir şekilde ele alınması” dedi.
    Ziyaretleri sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile de görüştüklerini ifade eden Ahtisaari, özellikle Erdoğan'la yaptıkları görüşmede, Başbakan'ın bahsettiği sivil toplumla işbirliği içinde ilerleme hedefinin, kendilerini çok memnun ettiğini söyledi.

    KIBRIS KONUSU

    Hollanda eski Dışişleri Bakanı ve Avrupa Komisyonu eski üyesi Hans Van Den Broek de, Avrupa halkını Türkiye'nin üyeliği konusunda ikna etmenin gerekli olduğunu belirterek, bunu Avrupa'da yaşayan Türk nüfusuyla işbirliği içinde başarabileceklerini dile getirdi. Broek, şunları kaydetti:

    “Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili olarak çeşitli üye ülkelerin getirdiği bazı koşullar var. Burada, müzakerelerin içinde bulunduğu siyasi bağlam da önemli. Kıbrıs sorununun nasıl çözüleceği konusu var. Kürt konusu var. Ermenistan konusu var. Bütün bunlar bizim AB'nin aktif olarak iyi çözümler getirmesini temenni ettiğimiz konular. Bizim hedefimiz, Türkiye'yi kendi ülkemize yakınlaştırmak, halkımızı da Türkiye'ye yakınlaştırmak.”
    Broek, bir gazetecinin Kıbrıs sorununun müzakere sürecinde ne olacağına ilişkin sorusu üzerine, “Hepimiz hayal kırıklığı içindeyiz. Kıbrıs sorununun Annan Planı ile çözülmemiş olması, bizi üzdü. Önemli olan, orada halkların birbirini tanıması, birbirleri arasındaki sorunları çözmesi. Arkadan siyasi çözüm gelir” dedi.

    İspanya eski Dışişleri Bakanı ve Avrupa Konseyi eski Genel Sekreteri Marcelino Oreja Aguirre de, Bağımsız Türkiye Komisyonu'nun geçtiğimiz aylarda çok yoğun çalıştığını, 3 Ekim'de alınan kararla da hedeflerine ulaşmış olduklarını belirtti. Aguirre, “Müzakerelerin sonlanması tabi ki, çok zaman alacak. Biz, müzakerelere başladığımızda İspanya'nın 3-4 yılda üye olacağını zannediyorduk, 9 yıl sonra üye oldu. İspanya örneğinde, bütün siyasi taraflar ve sendikalar AB üyeliğini desteklemekteydi. Ben, bunun çok önemli olduğuna inanıyorum. Çünkü bu, müzakereleri yürüten kişinin elini güçlendirecektir” diye konuştu.

    AVRUPA PARLAMENTOSU ÜYESİNDEN MORAL

    Avrupa Parlamentosu üyesi Emma Bonino da, bir gazetecinin, “Daha önce Türkiye'nin üyeliği için evet pankartları kaldırmıştınız. Şimdi müzakerelerin başlatılmasına karar verilmesi, gece yarısını buldu. Bu değişimin nedeni nedir?” sorusu üzerine, parlamento içinde Türkiye'yi destekleyenler de desteklemeyenler de olduğunu, bunun normal kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

    Bonino, şöyle devam etti:

    “Bu aşamadan sonra önemli olan, Avrupa toplumunun geri kalanını nasıl fethedeceğiz? Bunu düşünmek lazım. Avrupa, şu an kendi içinde krizler yaşıyor. Referandumlarda AB anayasası reddedildi. Bence müzakerelerin başlangıcı, bütün bunlara karşın son dönemde AB'nin attığı en olumlu adım. Her şeyden önce AB, güvenilir bir ortak olduğunu gösterdi. Onun için bence neşelenin.”

    Avrupa Parlamentosu üyesi ve Fransa eski Başbakanı Michel Rocard da, Türkiye'nin tam üyeliğinin çok büyük bir olay olduğunu ifade etti.

    Bunun, Avrupa'da birçokları tarafından “tehlikeli de bulunduğunu” anlatan Rocard, “Çünkü, Türkiye'nin AB'ye girişi, Avrupa'nın bugüne kadar olduğu tabloyu çok ciddi şekilde değiştirecek. Türkiye burada, sembolik olarak sınırsız bir küreselleşmeyi temsil eder hale geldi. Fransızlar da tamamen Türkiye'ye karşı değil. Ama karşı oluş nedeni, bu sembolik anlam” diye konuştu.

    Eski Avusturya Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Albert Rohan da, 3 Ekim'de alınan kararla Türkler kadar rahatladığını dile getirerek, Türkiye'nin Avusturya'nın dönem başkanlığı için endişelenmemesi gerektiğini söyledi. Rohan, “Avusturya dönem başkanlığında, bütün dönem başkanı ülkeler gibi Türkiye'ye tarafsız davranılacaktır. Sorun çıkacağından endişelenmeyin” dedi.
    Açık Toplum Enstitüsü Danışma Kurulu Başkanı Can Paker de, komisyonun geçen dönem çok başarılı olduğunu ifade etti.

    İki günlük ziyaretleri boyunca hükümet yetkilileri, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerle görüşen Bağımsız Türkiye Komisyonu üyeleri, bugün İstanbul'dan ayrılacak.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı