Gündem Haberleri

    Bağdatlı Ali Adnan’ın ilk 11’i

    Serhan ASKER
    03.09.2013 - 01:00 | Son Güncelleme:

    Ortadoğu kan gölü.. Şu aralar Mısır ve Suriye’de kaybolan insanlık aranıyor.. Vahşet, katliam kol geziyor.. Peki Irak’ta yaşananlara ne demeli? Hem de 1990’dan beri.. Bağdat, Necef, Kerkük, Kerbelâ..

    Yaşamlarını değil de çocukluklarını kaybeden nice genç var oralarda. Aslında onlar için neye yarar ki diyesim var: “O çocukluğun coşkusunu doya doya sokaklarda yaşayamadıktan sonra”. Neyse.. Farhan Shakor, Mohammed Hameed, Saif Salman, Mahdi Kamil.. Ve Ali Adnan.. Onlar, savaşın çocukları.. Misketleri, kovanlar; saklambaçları, siperler; top sahaları ise evlerinin içi..Tanıştık bu bizim gibi aynı gökyüzünü paylaşan bahtı karaları. Özellikle de Ali Adnan’ı..
    Onlar geçtiğimiz ay ülkemizde düzenlenen U20 Dünya Kupası’nın finalisti Irak Milli takımının oyuncuları.. Çocukluklarında en acı öykülerin içinde savrulan bu isimler yeşil sahalarda ne de güzel bir hikayeye imza attılar.. Dünya alkışladı onları..

    OSCAR’LIK BİR FİLM YAZDILAR

    Emperyalist güçlerin ülkelerinde en gelişmiş teknolojiyle sahneye koyduğu vahşi filme onlar, yokluk içinde Oscar’lık bir filmle karşılık verdi. Güzel oyunla.. Yürekleriyle. Bağdat’a kahraman olarak döndü küllerinden yeniden doğan bu çocuklar..
    Geliyorum Ali Adnan’a.. O şimdi bizim Süper Lig’in oyuncusu.. Adı uzun süre Galatasaray’ın transfer listesindeydi. Olmadı. Artık Çaykur Rizesporlu. 19 yaşında. Hilmi Yavuz’un bizim Doğu için dile getirdiği “ölüm burada bir aşiret adı” sözünün belki de yüz katını yaşayan Bağdat’tan gelen Ali Adnan’la konuştum.. Trtspor için gittiğim Kamp Günlüğü programında..

    EVİMİZİN BAHÇESİNDE KOŞARDIM

    Besmele çekerek anlatmaya başladı yaşamını. Dolu gözlerle kısaca özetledi:
    “Zor bir çocukluk geçirdim. Yoklukla boğuşurken bir savaşın esiri olmuştuk. Çocukluğumda hiçbir zaman sokağa çıkamadım. İçimde öyle büyük bir futbol tutkusu vardı ki anlatamam. Evimizin yanı başında patlayan bomba ve silah sesleriyle günlerce uyuyamadığımı hatırlıyorum. Evimizin küçük bahçesinde plastik topla oynuyordum. Sabahtan akşama kadar koşar dururdum o daracık avluda. Sabırla çalıştım ve bugünlere geldim.. Allah’ıma çok şükür!”

    EV EN AZ 11 KİŞİLİK OLSUN

    Savaşın rengi kırmızıyı hayatından daha yeni atan Ali Adnan, yaşamının belki de en güzel asistini ise Rizespor’a transfer olduktan gerçekleştirmiş... Ne yapmış biliyor musunuz?
    Transferden sonra Rizespor Kulübü İdari Direktörü Kerem Atılmaz, Ali Adnan’a bir ev bakıyor. Ve ona soruyor:
    “Nasıl bir ev istersin? Kaç kişilik olsun?”
    Atılmaz’ı şaşırtan bir cevap geliyor:
    “En az 11 kişilik olsun.” diyor, sonra da gerekçesini açıklıyor:
    “Annem babam ve iki de kardeşim var. Benle 5 kişi oluyoruz. Ben çoğu zaman kampta olurum zaten. Geri kalan 6 kişilik yeri de Bağdat ve Necef’te yaşayan akrabalarım için düşünüyorum.. Hesapladım hayatımda ilk kez kazandığım bu transfer parasıyla bu kadar kişiye bakabilirim.. Onları da o savaş ortamından kurtarmak istiyorum. Siz bilemezsiniz bizim oraları.. Bakmaya bile tahammül edemeyeceğiniz koşullarda bir yaşam var.“

    DÜNYANIN EN İYİ 11’İNİ YAPIYOR..

    Kerem Atılmaz, Ali Adnan’ın bu isteğini Rize’de dubleks bir ev kiralayarak karşılıyor. Evin 5 yatak odası var. Ev adeta bir pansiyona dönüştü. Ali Adnan’ın da zor kararı işte bundan sonra başlıyor.. Çünkü O’nun sadece 6 akrabası yok.. 50’ye yakın koca bir aşiret onunki.. Canından çok sevdiği beraber büyüdüğü kuzenleri de var, babası kadar sevdiği dayısı da.. Anne yarısı teyzesi de var, halaları, enişteleri de. O’na kalsa hepsini getirecek ama imkanları el vermiyor işte.. Anlayacağınız Ali Adnan’ın durumu Krakowlu işadamı Oscar Schindler’inki gibi.. Hani o unutulmaz “Schindler’in Listesi” filminde, Schindler, Nazi zulmünden kurtarmak için fabrikasında çalıştıracağı Yahudi’leri bir listeyle belirliyor ya.. İşte tam da öyle.. Bir nevi, kimin yaşayıp kimin kaderine terk edileceğinin belirlendiği liste..

    6 KİŞİ RİZE’YE GELDİ BİLE

    Bushra Ahmed Mansoor (En başa annesini yazdı. Havaalanında karşılarken uzun uzun sarıldı ve ağladı) Adnan Kadhim Naser (Babası) Abbas Adnan Kadhim (kardeşi) Shiereen Adnan Kadhim (Kız kardeşi) Hoseyin Altemeemi (Abisi), Karaddim Shakor (kuzeni)
    Ali Adnan’nın ilk etapta Bağdat’tan getirdiği akrabalar bunlar. Hepsi de bu haftasonu Kayseri Erciyes ile oynanan maçta tribündeydi. Ali, attığı muhteşem golden sonra onlara koştu.. Ali Adnan şimdi evindeki 4 kişilik kontenjanı belirlemek için kara kara düşünüyor. Bağdat ve Necef’teki akrabaları da boyunları bükük şekilde Ali Adnan’ın listesi için beklemede..
    Sen artık bir futbolcudan ötesin Ali Adnan.. Seni en güzel sevgili Sunay Akın anlatıyor:
    “Korkmuyor bombalardan Bağdatlı çocuklar Savaş uçakları varsa Amerika’nın Onların da masallarında Uçan halıları var!”
    Sen, o uçan halıyla sadece Süper Lig’in değil ,”dünyanın en iyi 11’ini” taşıyorsun Rize’ye.. Bir avuç toprağı paylaşamayanlara inat...

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı