Gündem Haberleri

    Babamın bir adım önünde olmalıyım ama bunu nasıl yapacağımı düşünüyorum

    Şermin TERZİ
    29.01.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Mustafa Ömer Topbaş (28) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın üç çocuğundan en küçüğü, yine babasının tabiriyle; 'kazandibi'. İstanbullu olmayanlar Kadir Topbaş'ın aynı zamanda tatlıları ve tavuklu pilavıyla meşhur Saray Muhallebicisi'nin sahibi olduğunu bilmeyebilir. Ömer Topbaş'ı ilginç kılan, sırf babasının gölgesinde kalmamak için henüz üniversitedeyken kendi kafe zincirini kurması ve ondan sonra babasının işlerine el atması. İşte bu röportaja da çok zor ikna ettiğim Ömer Topbaş ve bilinmeyenleri

    Üniversitelerde kafe işletmeciliğine başlamanız, girişimci ruhunuzdan mı, yoksa Saray Muhallebicisi gibi bir müessesenin sahibi ve belediye başkanı bir babanın gölgesinde kalmak istemeyen asi bir ruhtan mı kaynaklandı?

    - Koç Üniversitesi İşletme Fakültesi son sınıfta okurken, kantinlerdeki yemeklerden şikayetçiydim. Çocukluğum hep gıda işiyle geçtiği için, aynı zamanda kuzenim de olan Sütiş Muhallebileri'nin sahibinin oğlu Emre Kocadağ'la, "Hadi şu işe bir el atalım" dedik. Pi sayısından ve gastro kelimesinden oluşturduğumuz ismiyle 'Pi Gastro'yu kurduk. Ailemden ayrı bir iş başarmak ve kendimi ispat etmek istiyordum elbette.

    Siyasetçi çocuklarının yaptıkları işler hep göz önünde. İş hayatınızda bunun ne avantajını veya dezavantajını yaşadınız?

    - Yaptığım her işte ilk amacım babama ve Ak Parti'ye bir laf gelmemesi. Mesela, sırf laf edilir diye bazı sektörlere giremedim. İnşaatla ilgili çok ortaklık teklifi geldi ama her yönü kuralına uygun olsa bile, babama laf getirecek bir işti. Ayrıca anlamadığım bir sektördü, yapmak da istemedim. Farkına varmadığım avantajları vardır mutlaka, bunu inkâr edemem. Biriyle randevu alırken zorluk yaşamam örneğin. Ama bu, babamın başkanlığından mı, yoksa zaten çok eski hukuklarından mı kaynaklanır kestiremiyorum. Ama en büyük ve en önemli dezavantaj, babamın yüzünü çok az görebilmek.

    Siyaset hedefiniz var mı?

    - Çok yok açıkçası. Siyaset zor bir hayat. Bir keresinde, üç dört saatlik uykudan kalktığımda anneme, "Çok yorgunum" diye yakınıyordum. O sırada babam Brezilya'dan dönmüş, sadece bir saat uyumuştu ve Ankara'ya gidiyordu! Yorgunum dediğim için kendimden utandım.

    Babanıza karşı gizliden bir rekabet duygusu hissediyor musunuz?

    - Herkes babasının bir adım önünde olmalı ama kara kara bunu nasıl yapacağımı düşünüyorum. Biraz zor olacak.

    Hacı Sayyid Baklavaları'nın sahibinin kızı Göksu Hanım'la 25 yaşında evlendiniz. Nasıl tanıştınız? Babanıza laf gelmesin diye mi bu erken yaşta evlendiniz?

    - Gezmek, tozmak, hovardalık yapmak isteyen gençlerden değildim hiçbir zaman. Aile hayatını seviyorum. Ablam ve kuzenim eşimi tanıyormuş ve içten içe bizi birbirimize çok yakıştırıyormuş. Göksu'nun fotoğrafını gördüm ve hemen tanışmak istedim.

    Eşiniz çalışıyor mu?

    - Doğum günleri organize eden ve doğum odaları yapan bir organizasyon şirketi var.

     İYİ YAPMA HIRSIM VAR PARA HIRSIM YOK

    Hırslı mısınız?

    - İş hayatında hırslı değilim. Bir işi iyi yapmak için bir hırsım var ama para kazanma hırsım yok. Ancak, arkadaşlarımla oyun oynarken çok hırslıyım.

    Hayatın tadını çıkardığınızı düşünüyor musunuz?

    - Evet. Seyahat etmeyi çok severim. Hemen hemen tüm ülkeleri gezdim. Ama klasik rotalarda değil, bir araba kiralayarak keşif yapa yapa gezmeyi seviyorum.

    Spor yapıyor musunuz?

    - Futbol oynamayı seviyordum ama bir buçuk yıl önce halı sahada ayağımı kırdım. O günden sonra tenis oynamaya başladım. Kayak yapmayı da seviyorum.

    Bir kahramanınız var mı?

    - Babam. Çok aileciyimdir. Anneme de çok düşkünüm.

    Klasik bir cevap oldu ama bu. Bari edebiyat dünyasından birilerini söyleseydiniz?

    - Kahraman olarak değil ama üniversitede Yıldız Kenter'den aldığımız derslerde Shakespeare'i çok sevdim. Mehmet Akif Ersoy'un da yeri ayrı.

    Konserleri takip eder misiniz?

    - Sezen Aksu, Tarkan ve Ajda Pekkan konserlerine mutlaka gideriz.

     SARAY'A TEPEDEN İNMEDİM TEZGÂHTA DA, KASADA DA ÇALIŞTIM

    Şu an bulunduğunuz noktaya tepeden mi indiniz?

    - Hepimiz mutfaktan geliyoruz. Babam, başkanlık döneminden önce, dükkanlara her gittiğinde bizi de yanında götürürdü. Ortaokuldan itibaren, yazları tezgâhta ve kasada çalıştık. O zamanki tecrübelerim, şimdi personele daha fazla empati yapmamda faydalı oluyor. Paranın ne kadar zor kazanıldığını o yaşlarda öğrendim.

    Saray'da tam göreviniz, unvanınız ne?

    - Dedem, babam ve amcamdan sonra amcalarımın çocukları, abim ve ben üçüncü nesil olarak birlikte ilgileniyoruz. Ama üretim ayağının başında amcalarım var. Ben daha çok yeni şubelerin açılmasıyla ilgileniyorum. Amcalar hariç hiçbirimizin bir unvanı yok aslında. Ama hepimiz bilfiil çalışıyoruz.

    Peki üçüncü kuşak olarak gelenekselliğiyle bilinen Saray'a ne gibi yenilikler getirdiniz?

    - Tasarımda değişiklikler yaptık. Geleneksel halini bozmadan, küçük dokunuşlarla bir modernleştirme yapıyoruz. Mönü de zenginleşti. Salata çeşitlerimiz çok arttı mesela.

    Saray'la ilgili en yüksek hedefiniz ne?

    - Saray'ı bir dünya markası yapmak. Şu an 15 şubemiz var. Yeni ve çok daha büyük bir imalathane yaptık. Hedeflerimiz şube sayısını artırmak. Şubelerin hepsi şu an İstanbul'da, şehir dışına da açılacağız ve ilk hedef Ankara. Eskiden beri New York'ta bir şube açmak istiyoruz. Hatta, sütü nereden temin edebiliriz diye ABD'deki mandıraları gezdik. Yer bakıyoruz.

    Yemekle bu kadar iç içesiniz. Yemek yapabiliyor musunuz?

    - Mecbur kaldıkça kendime yetecek kadar yapabiliyorum. Ama şimdi her gün imalathaneye girip, tatlıları nasıl yapıyorlar izliyorum. Bir yıl sonra bu soruyu sorarsanız, tüm tatlıları yapabileceğimi söyleyebilirim. Babam hepsini yapabilir mesela.

     BABAM YAPIYOR BEN DE GÖRÜYORUM

    Bir İstanbullu olarak, İstanbul'dan en büyük şikayetiniz ne?

    - Tuzak soru oldu bu. Galiba her İstanbullu gibi benim de cevabım, trafik. Tüneller yapılıyor, metro ağları yapılıyor. Moskova'da bunların hepsi var ama yine de trafik feci. Bir şeyler yapıldığını görüyorum. Babam yapıyor, ben de görüyorum. Daha iyi olacak.

    DEDEM DÖKEREK KAZANDIM DERMİŞ

    Siyasetçilerin ailesi ve yakınları onların kamburudur derler. Siz babanız için bir kambur mu, yoksa bir gurur vesilesi misiniz?

    - Kendi işimi kurduktan iki sene sonra, 100 kişiye istihdam sağlamıştım. Babamın benimle gurur duyduğunu düşünüyorum ki kendisi de sık sık bunu dile getiriyor.

    Nasıl bir baba oğul ilişkiniz var?

    - Hayattaki idolümdür babam. Adalet duygusu müthiştir. Çok iyi anlaşırız. Zıt fikirlerimiz olduğunda da, fikrimi dinler ancak patron o. Son sözü o söyler.

    İş hayatıyla ilgili bir nasihati, telkini oldu mu size?

    - Dedem, "Dökerek kazandım" dermiş. Yani yemekte en ufak bir kusur varsa, müşteri anlamaz diye satmakta ısrar etmez, dökermiş. O nedenle babam da bize, devraldığı bu nasihatı vermiştir hep: Kendi yemeyeceğin yemeği müşteriye satma. Çok güvensen bile hep işinin başında ol.

     

    ------ resimaltı --------

    Saray Muhallebicisi 1935'te Kasımpaşa'da açıldı. Daha sonra Beyoğlu ve ardından da 1982'de Teşvikiye'de şubeleri geldi. Halen İstanbul'da 15 şubesi var.

     

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı