"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Babam evimizin erkeğiydi

Fatoş öyle derdi.

Babamdan yaşça çoook büyük olmasına rağmen, babam yatmadan Fatoş’ da yatmazdı. Evin erkeği ayaktayken; çok konuşmak, yan gelip yatmak, ayak uzatmak hele... hiç olmazdı.

 

Başka türlüsü zaten ayıptı, saygısızlık olurdu.

 

Gerçi hiç çaktırmadan annemle babamı dinlemeye de bayılırdı.

 

Orasına karışmak tabi ki bana düşmezdi.

 

Kapı aralığından laf dinlemeyi, bu saygı kalıbına dahil edemezdi. Çünkü annemlerin ne konuştuğunu çok merak ederdi.

 

Babam da Fatoş’ un “çaktırmadan” onları dinlediğini bildiğinden, sessiz sedasız koridorun ucuna kadar gelir, kafasını uzatıp annanemin yüreğini hoplattıktan sonra:

 

“Annecim hayırlısıyla siz uyursanız, biz de belki ikinciyi yaparız!” der, kahkahayla Fatoş’ un yanağından bir makas alıverirdi.

 

Fatoş çok utanırdı; ama gururundan hiç ödün vermez, babama onu “suçüstü” bastığı için alınırdı. Hele de bu “ikinci” meselesini bu şekilde ortaya atmasını, çok ayıplardı. Ayrıca koca kadından makas almak da, hiç olacak iş miydi! Ah bu damat çok acayipti!

 

Fatoş aslında çok alemdi.

 

Komikti.

 

***

 

Ben Fatoş’ un bütün bu kalıplarını saçma bulurdum. Gereksiz detaylar olduklarını düşünür, sıkılırdım. Oysa detay demek Fatoş demekti.

 

Fatoş’ dan mesela sandviç istenemezdi. Fatoş hep tam teşekküllü sofra kurardı.

 

Bizden de aynı özeni beklerdi.

 

Masa örtüsü mor menekşeliyse, tabaklar örtüye uysun isterdi. Küçük çatalım ve bıçağım olması gereken yerde olacak; başlangıçta çorba, arada salata ve zeytinyağlı, arkasından mutlaka içinde kırmızı et bulunan ana sıcakla soframız, adam akıllı sofra olacaktı.

 

Sadece midemiz değil, gözümüz kesin ve mutlaka doyacaktı.

 

Fatoş yorucuydu.

 

Ama kendisi hiç yorulmazdı.

 

Gerekli gereksiz yorgun olmak şımarıklıktı.

 

İşte yıllar böylece, Fatoş’ un evimizdeki varlığı ile gelip geçti.

 

Benden 9 yıl sonra kardeşim doğduğunda... Fatma Kolburan ikinci kez güldü.

 

Ne de olsa erkek torun gelmişti. Gerçi bir sürü erkek torunu vardı ama, nedense kardeşimi pek sevmişti.

 

Yaşı da zaten çok ilerlemişti. Bazı şeylerin kıymetini daha farklı anlar hale gelmişti.

 

Yani...

 

Bence sırf diğer torunları alınmasın diye, olaya böyle bir açıklama getirmişti.

 

Fatoş kimse alınmasın isterdi.

 

Düşünceliydi.

 

***

 

Sık sık “Erkekler güçlüdür Yaprak. Sen erkek değilsin yavrum. Öyle erkekler gibi sokakta tozutma. Git bebeklerinle oyna.” derdi.

 

Ama benim yaşımdayken bebeklerle oynamak yerine savaş yüzünden dağları aşmak zorunda kaldığını anlattığını, çabuk unutuverirdi.

 

Üstelik Fatoş, göç eden bir sürü erkekden daha güçlü çıkmıştı. Ne dağlara, ne kara kışa, ne savaşa, ne de hayata yenik düşmüştü.

 

Neyse... dönelim biz erkek toruna.

 

Bu erkek torun esaslıydı.

 

Fatoş’ un sorularına cevap vermekten hiç yorulmaz, benim gibi sıkılmazdı.

 

Ben neden sıkılırdım, bilmiyorum.

 

Ne zaman bana çekinerek: “Kızım okulda neler yaptın, nasıl geçti günün acık anlatsana, çok sıkıldım bütün gün.” Dese, “Annanecim, bir dur bak ama. Ders çalışıyorum, sonra konuşalım ne olur...” cevabını alırdı.

 

Bütün gün yalnızdı evde. Haklıydı, canı sıkılırdı, sohbet etmek isterdi.

 

Ben sohbet etmek istemeyince, buruklaşır susardı; ama sıkboğaz etmezdi.

 

Başımı eğerdim, utanırdım kendimden. Gözlerimi kaçırıp ders çalışmayı denerdim, olmazdı.

 

“Niye öyle dedim ki?” diye kendi kendimi yerdim.

 

Bir türlü dönüp: “Fatoşcuğum, ne olur kusuruma bakma!” diyemezdim.

 

Fatoş hiç kusuruma bakmadı zaten.

 

Ama kardeşim,

 

Kardeşim onunla konuşurken hep sabırlı ve sevecendi. Başından savmazdı.

 

Fatoş nasıl da mutlu olurdu kardeşimle konuştuğu zamanlarda...

 

Ben onlara sessiz sedasız bakarken, Fatoş’ un söylenmeleri gelirdi aklıma:

 

“Kız kısmı öyle çok konuşmaz Yaprak. Bak hislerini öyle ulu orta, açık açık, başının dikine dikine söyleme kızım. Acık uslu ol.”

 

Sanki kendisi susardı adaletsizlik karşısında.

 

Sanki kendisi uslu dururdu aklına yatmayan, canını sıkan bir şey olduğunda.

 

Fatoş...

 

İsyankar bir kadındı aslında.

 

Arkası yarına...*

<ı style="mso-bidi-font-style: normal">(Fatma Kolburan güldü, Radyo Ben, Bölüm-2)<ı style="mso-bidi-font-style: normal">

 

HİKAYEYİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Babam evimizin erkeğiydi

 

*Bu hikaye bir Radyo Ben hikayesidir ve her hakkı Yonca Tokbaş’ a aittir. Yazardan izinsiz kullanılırsa... yazarın kalbi kırılır. Ayrıca, Radyo Ben logosunun yaratıcısı da İdil Gürkan’ dır, çok teşekkür ediyorum ona J.

 

 

 

 

 

X