"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Babam...

“Korkma kızım, ben burdayım” diyerek beni bağrına basıp başımı okşardı.

O kadar özlemişim ki babamı, aklıma düştü...

 

Gözlerimden yaşlar boşaldı.

 

Hep böyle oluyor.

 

Birden yokluğu başıma “güm!” diye vuruyor.

 

Canım acıyor...

 

Durup dururken, nedensizce.

 

Babamın yokluğu öyle bir koyuyor ki...

 

Burnum; tüm içimde kalmışlıklarım ve özlemimle sızlayarak kızarıveriyor.

 

Çocukluğuma geri gittim geçen gece yine...

 

Düşünürken babamı, sanki başım sevgi dolu ellerinin arasındaydı.

 

Şanslıyım ben; çocukluğumdan bana bir sürü tatlı anı yadigar kaldı.

 

Ben doya doya çocuk oldum, olamayanlar -sanırım- sevgi öksüzü kaldı.

 

Atatürk Orman Çiftliği’ nde güle oynaya gezerdim babamın omuzlarında.

 

Bir dolu fotoğrafım var o günlerden kalma.

 

Hüzünlendim düşünürken.

 

Derken...

 

23 Nisan’ lardan biri çıktı geldi geçmişimden, yerleşti gözümün ucundaki sahneye...

 

Taaa Venezüella’ dan, 23 Nisan gösterileri için gelmişti kalmak için o kız bize.

 

Johanna.

 

11 yaşında.

 

Babamla beraber karşıladık Johanna’ yı, getirdik evimize.

 

Annem mis gibi yatak hazırlamıştı benim odamda, kardeşim azıcık bozulmuştu bizimle aynı odada kalamadığına.

 

Kız çekingen, kırılgan ve nasıl da güzeldi!

 

Gözümün önünden ne güzelliği, ne de rengarenk ve kat kat elbisesi hala gitmiyor.

 

Bir de vişne kırmızısı dudakları!

 

Kız, evini, ana-babasını bırakıp gelmiş; nasıl insanlarız, Türkiye neresidir, Türkler ne yer ne içer hiç bilmiyor.

 

Atatürk bu ülkenin çocuklarına bir bayram hediye etmiş, o da kutlamaya gelmiş bizimle, bir tek bunu biliyor.

 

Gece Johanna ağlamaya başladı.

 

Çocuk işte...

 

Sanırım annesini özledi, belki de korkuya kapıldı.

 

Babam fırladı geldi annemle beraber, odamıza daldı.

 

Johanna’ yı aldı kucağına, başladı o da onunla beraber ağlamaya.

 

Annem deseniz, babamdan da sulu gözlüdür, o da ağlıyor.

 

Gecenin karanlığında herkes içini çekiyor.

 

Johanna;

 

Uzun gür siyah saçları babamın avuçlarının içinde, başı babamın bağrına basılmış şekilde...

 

Aralarında HİÇBİR ortak DİL olmadan hem de,

                                                                                                                               

Tek bir kelimenin sarfedilmediği o gecenin köründe,

 

Ankara’ da herhangi bir evde,

 

Ağlamayı kesip uykuya daldı.

 

Babamın elleri sabaha kadar Johanna’ nın saçlarındaydı.

 

Sevgiyi anlatır 23 Nisan bana...

 

Atamdan da, babamdan da bana en büyük hatıra bu kaldı.

 
Yonca

“Çocuk”

Babam...

      

 

 

 

 

 







Babam...




























Çocuk Yonca Atatürk Orman Çiftliği’nde… Bu fotoğrafı babam çekmişti.

 

 

Babam...

 

 



















Johanna, Ben, Babam ve Annem... İskendercideyiz.

Fotoğrafı çeken de kardeşim Fuat J

Tarih: 22 Nisan 1990

 

Yazının geçmişine dair dip not: Bu yazım geçen sene 23 Nisan’ da yine bu köşede yer almıştı. O zaman Johanna’ nın fotoğrafını bulamamıştım. Bu sene Annem buldu ve bana hemen yolladı. 23 Nisan yazım, esas şimdi tamamlandı.

X