Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Baba'dan çıkış yolu

    Hürriyet Haber
    29.04.1998 - 00:00 | Son Güncelleme: 29.04.1998 - 00:01

    Cumhurbaşkanı Demirel, demokratik istikrarın sağlanabilmesi için iki somut öneride bulundu: Seçim ittifaklarına izin verilmesi ya da yeni yetkilerle donatılacak Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi. Hürriyet yazarlarını kabul eden Demirel, ‘‘Geçen yıl yaşanan bunalımı unutmayın. Türkiye'nin normalleşmesi bu hükümetle olmuştur’’ dedi. Demirel'in değerlendirmeleri şöyle:

    Hükümet çıkmıyor

    Sayın Başbakan'la Sayın Baykal arasındaki mutabakatta seçim istikrarın çaresi varsayılıyor. Veya yapacak başka birşey kalmamış görünüyor. Seçim çok önemli bir olay. Yalnız seçim sonrasında ne olacak peki? Türkiye'nin sıkıntısı iki. Bunlardan birisi ülkenin hükümetsiz kalmasıdır. Gerçek şudur ki, hükümet çıkarmayan bir Meclis'le karşı karşıyayız. Bir seçim parlamentoyu çıkarır, ama bu parlamento hükümet çıkaramazsa... Yani 6-8 ayda değişen hükümetler demek, parlamento hükümet çıkaramıyor demektir.

    Hükümet çıkaramazsa, demokrasi 'yönetemeyen demokrasi' damgasını yemekten kendisini kurtarmakta zorluk çeker. O zaman daha büyük sıkıntıya gideriz. Onun içindir ki, 2000'li yıllara giderken Türkiye'de düşünülmesi gereken şey, seçimin bu ülkeyi yönetebilir bir idareye kavuşturması lazım. Ülkeyi yönetebilir idare... İyi yönetir, kötü yönetir, yine ayrı. Yani bir sistemi daha uzun süre yönetemez damgasını yiyinceye kadar ayakta tutamazsınız.

    İttifaklar önemli

    Yani seçim yapıldı geldi işte biz de geldik, şu kadar üyeye sahip olduk parlamentoya oturduk. Hadi bakalım, ülkenin hizmetlerini görecek bir hükümet. O yok. Şu kombinezon, bu kombinezon, bu kombinezon ve her kombinezon da ülkenin ana meselelerine eğilme imkanından çok kere mahrum ve elinden geldiği kadar taviz verme mecburiyetinde. Götüremezsiniz böyle, açık söylüyorum. Benim söylemeye çalıştığım şey ittifaklar. Fransa Başbakanı Lionel Jospin bana, ‘‘İttifak olmasa biz hükümet çıkaramazdık’’ dedi. Bugünkü hükümeti biz ittifak kaidesine borçluyuz dedi.

    Ya da adam seçeceksiniz

    Ya ittifaklar yapacaksınız yahut da adam seçeceksiniz. Ona diyeceksiniz ki, 'başbakanı da sen kendin seç, hükümetini de seç. Seçim dört senede bir yapılır ve bu hükümet de beş sene devam eder. Sen sorumlusun...' O seçilmiş cumhurbaşkanıdır. Adına ne derseniz deyin, ya seçtiğiniz parlamento hükümet çıkaracak ya da siz bir adam seçeceksiniz, o hükümet çıkaracak. Birçok ülkenin aşağı yukarı geldiği yer bu.

    İyi bir ittifak yapılırsa hükümet çıkarır. Sol kendi içinde ittifak yaparsa, sağ kendi içinde ittifak yaparsa, bir hükümet çıkar orta yere. Ben de aynı kanaatteyim. O bir seçim sonra ittifaka gerek kalmadan da bütünleşmeye götürür Türkiye'yi. Bir büyük parti bir küçük parti bir şekle girerler.

    Türkiye çağdaş bir ülkedir. Çağın gelişimi de Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesidir. Çift dereceli, yani iki turlu seçilecek. Ve halkı daha çok rejimin sahibi yapmak lazım. Halk demeli ki, bu cumhurbaşkanını ben seçiyorum. Ama denilebilir ki efendim Meclis var, Meclis seçiyor cumhurbaşkanını. Çok kere Meclis kendisi tartışmalı hale geliyor halkın nazarında. Halkla irtibatsız hale geliyor. Ve vekaletle iş göreceğine kendisi yapsın canım. Ben daha çok o bakımdan düşünüyorum yani.

    Halkın seçtiği bir cumhurbaşkanının yetkileri falan da biraz düzenlemek lazım. Cumhurbaşkanı, rejimi hükümet kuramayan bir durumdan çıkarma yetkisiyle mücehhez olmayacaksa o zaman bir yararı yok. Parlamentonun seçilmesi, yenilenmesi yetkisini mutlaka Cumhurbaşkanı'na tanımak lazım. Cumhurbaşkanı'nı halk seçsin derken, halk da bu memleket benden sorulur desin.

    Hükümet Türkiye'yi bunalımdan çıkardı

    Bugünkü hükümet hangi şartlar altında kurulmuştur, onu hatırlamak gerekir. Bu hükümeti çıkaran bunalımdı. Ve bu çok önemli bir bunalımdı.

    Bu bunalım Türkiye'de hiç tartışılmaması gereken şeyleri tartışılır hale getirmişti. Yani neredeyse devlete, devletin kurumlarına, rejime olan inancı adam akıllı silkeleyen, endişelerin kaygıların içerisine Türkiye'yi itmişti. O zaman gazeteniz 'parlamentonun zaferi' diye başlık attı. Ve bu bunalım tamamen demokrasinin kurallarına uyularak, demokrasinin zeminlerinde kalınarak aşılmıştır.

    Ondan sonra yapılan tartışmaların bir çoğunda bu bunalımın aşılmasının değeri bilinememiştir. Bu bunalımı aşan hükümet de onu kafi derecede anlatamamıştır. Bizahiti hükümet, kurulduğu zaman çok büyük bir fonksiyonu icra etmiştir. Onu anlatamamıştır. Türkiye'yi normal şartlar içerisinde düşünen, normal şartlar içerisinde hareket eden bir ülke haline ancak bu bunalım aşılarak gelinmiştir.

    Benim meseleye bakışım şu: Türkiye geçen dokuz ay zarfında rejim tartışmalarından kurtuldu. Yine herkes birtakım kaygılardan, korkulardan da kurtuldu. Darbe tartışmalarından kurtuldu. Herkes işine gücüne döndü. hadise odur.

    Seçim mi dedin hemen yapacaksın

    Cumhurbaşkanı Demirel'in Yılmaz-Baykal mutabakatına dönük en önemli çekincelerinden biri, seçim kararı alınmasıyla seçimin gerçekleştirileceği tarih arasına 10 ay gibi uzun bir sürenin girmesi.

    Demirel, ‘‘Seçim dediğiniz hadise, söylendikten hemen sonra yapılması lazım gelen bir hadisedir’’ diyor.

    Cumhurbaşkanı'nın buradaki başlıca endişesi, 10 ay sonra yapılacak seçimin devletin işleyişini olumsuz yönde etkileyecek olması. Demirel, ‘‘Seçimin 10 ay sonra yapılacak olması ekonomiyi, dış politikayı nasıl etkiler? Devletin işleyişi bundan nasıl etkilenir?’’ sorusuna şu karşılığı veriyor:

    ‘‘İyi etkilenmez. Devletin işleyişi de bir şekilde etkilenir. Seçim deyince seçim yapmak lazım.’’






    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı