Babacan: "Yunanistan'a yardım gündemimizde yok"

A.A.
03 Mayıs 2010 - 13:40Son Güncelleme : 03 Mayıs 2010 - 17:05

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Yunanistan'a mali yardımla ilgili olarak, bugün için gündemlerinde böyle bir konu olmadığını söyledi.

Babacan, Habertürk Televizyonu'nda, güncel ekonomik ve siyasi gelişmeleri değerlendirdi.

Ali Babacan, Türkiye'nin, Yunanistan'a yardım yapıp yapmayacağına ilişkin bir soruya, “bugün için gündemimizde böyle bir konu yok” dedi.
Yunanistan'ı Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı ön hazırlıkları çerçevesinde ziyaret ettiklerini belirten Babacan, bu ziyarette, Yunanistan'a mali disiplin konusunda telkinlerde bulunduklarını söyledi.

Ali Babacan, Yunanistan ziyaretiyle AB'den olumlu tepkiler aldıklarının da altını çizdi. Babacan, Yunanistan ile yapılacak toplantıda, bakanların yanı sıra, bürokratların da bulunacağını ve bu toplantıda, Yunanistan'a kendi tecrübelerini anlatacaklarını ve Yunanistan'ın tecrübelerini dinleyeceklerini kaydetti.
Yunanistan'daki gelişmeleri uzun bir süreden buyana takip ettiklerini bildiren Babacan, komşu bir ülke olarak, bugün Yunanistan ile işbirliğini daha da yoğunlaştırma ile ilgili siyasi bir iradenin oluştuğunu söyledi.

Türkiye ekonomisi geliştikçe, bundan komşu ülkelerin de istifade edeceğini anlatan Babacan, sınırlar ne kadar kalkarsa, ekonomik olarak o kadar fayda sağlanacağını ifade etti.

Avrupa Merkez Bankası, AB ve IMF'nin, Yunanistan'a 110 milyar avroluk yardım yapacaklarını hatırlatan Babacan, avro ülkelerinin 80 milyar avroluk kredisine ilave olarak, IMF'nin vereceği 30 milyar avrodan oluşan yardımın 3 yıllık bir program çerçevesinde sağlanacağını kaydetti.

Babacan, IMF'nin sık gözden geçirmelerde bulunacağını ve her gözden geçirme sonrası, örneğin IMF'nin 3 liralık, AB'nin de 8 liralık bir kredi dilimini serbest bırakarak 11 liralık bir yardım sağlanacağını söyledi.

Yunanistan'a verilecek olan 110 milyar avronun, 300 milyar avroluk bir borç stokuna sahip Yunanistan için yeterli olacağını belirten Babacan, ancak bundan sonra bu programın uygulanmasının da önem taşıyacağını vurguladı.

Yunanistan ile Portekiz ve İspanya kaynaklı AB ekonomisi üzerinde riskleri yüksek gördüklerini anlatan Babacan, Yunanistan borç ödeyememiş olsaydı, hemen ardından Portekiz'in, daha sonra da İspanya'nın krize girebileceğinin altını çizdi.

Portekiz ve İspanya'nın zamanında önlem almamaları halinde sıkıntıya girebileceklerini vurgulayan Babacan, bu ülkelerde meydana gelebilecek bir krizin, milli gelirlerindeki büyüklük farkı nedeniyle, Yunanistan'dan daha derin ve Yunanistan ile mukayese edilemez bir düzeyde olacağına da dikkat çekti.

İÇ PİYASADA ÇOK HIZLI BİR TOPARLANMA VAR

Türkiye ekonomisindeki gelişmelere de değinen Ali Babacan, otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlerin ihracat ağırlık sektörler haline geldiğini ve ihracatın yaklaşık yüzde 50'sinin gerçekleştirildiği Avrupa Birliği (AB) ekonomisinin genel durumunun bu sektörleri doğrudan etkilediğini vurguladı.

AB ekonomisindeki toparlanmanın geç olacağının altını çizen Babacan, AB ekonomisinin Yunanistan endeksli bir toparlanma yaşayacağını kaydetti.
Türkiye'de güven endekslerinin, krizi öncesi döneme ulaştığını kaydeden Babacan, iç piyasada çok hızlı bir ekonomik toparlanma görüldüğünü vurguladı.
Beyaz eşya satışlarını önemsediklerini belirten Babacan, örneğin buzdolabı satışlarının, geçen yılın ilk üç ayına göre bu dönem yüzde 34 oranında artış gösterdiğini ve bunun bir toparlanma işareti olduğunu kaydetti.

TAKSİM'DE YAPILAN 1 MAYIS KUTLAMALARI

“Hafta sonu bir tabu yıkıldı ve 1 Mayıs kutlamaları İstanbul'da Taksim'de yapıldı. Ankara'da da Kızılay meydanında böyle bir tabu var, bu tabu Kızılay için de yapılabilir mi bir süre sonra?” şeklindeki bir soru üzerine Babacan, yapılan birçok gösterinin, eylemin işçiler, çalışanlar ve emek veren insanların problemlerinin ortaya konulduğu ortamlar olmadığını, çoğu zaman art niyetli ve Türkiye'yi ciddi sıkıntılara sokmak isteyenler olduğunu söyledi.

Bunun en canlı örneğinin Tekel olayında yaşandığını yaşandığını ifade eden Babacan, şöyle konuştu:

“Tekel olayı bir işçi hareketi değildir. Tamamen örgütlerin, o zemini istismar etmiş örgütlerin Türkiye'de bir kaos ortamı yaratma çabasıdır. Maalesef 1 Mayıs olaylarında da onu gördük. İşte o kötü niyetli örgütler, o farklı yaklaşımlar ne kadar kontrol altına alınabilirse, onların bu işlere müdahalesi ne kadar önlenebilirse, doğal bir işçi eylemi ya da işçilerin kendilerini ifade ettikleri mitingler, ortamlar haline gelirse, o kadar rahat yürür.

Dolayısıyla son 1 Mayıs'ta İstanbul'da bu işin coşkulu bir şekilde gerçekleşmesi, bir havasında gerçekleşmesi hepimizi çok sevindirdi. Bu normalleşmedir. Bu hükümetimizin, devletimizin gerekli organlarının artık belli noktalarda bu sorunların kaynağına inip, gerekli adımları atabilmesinin sonucudur. İnşallah ülkemizde huzur ve barış noktasında herkes aynı kararlılığı gösterir. Burada kuşkusuz işçi örgütlerimize, sendikalarımıza da büyük görev düşünüyor. Kendilerinin istismar edilmesine asla izin vermemeleri lazım.”

Ankara'nın da incelenebileceğini belirten Babacan, fakat Kızılay'ın durumunun Taksim'den biraz farklı olduğunu, Ankara için çok önemli bir ticaret merkezi olan Kızılay'daki esnafın işinin aksamamasının da önemli olduğunu bildirdi.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÇALIŞMALARI

AK Parti'ye yeni bir “kapatma hazırlığı” söylentileri olduğu kaydedilerek, “Bu kapatma söylentileri ve Anayasa değişiklik görüşmelerinin sürmesi ekonomiyi nasıl etkiliyor” şeklindeki soru üzerine Babacan, Anayasa değişiklikleri ve parti kapatma konularının ülke ekonomisinin çok ciddi etkilediğini, zaten parti kapatma konusunun ülkeyi nasıl etkilediğinin 2007 yılında canlı örnekleriyle yaşandığını söyledi.

O dönemde Türkiye'yi dışarıdan izleyenlerin olanları anlaşamadığını ve Anayasa ve yasalara bakıp “bu nasıl bir hukuk ki bir ülkede böyle olabiliyor” denildiğini ifade eden Babacan, “Zaten Anayasamızın kendisi AB kriterlerine uygun bir Anayasa değil. Venedik Komisyonu biliyorsunuz kapatma davasından sonra bir rapor yayımladı. (Şu şu açıdan Venedik Komisyonu kriterlerine, Avrupa Konseyi kriterlerine uygun değil) dedi” diye konuştu.

Anayasa bu şekliyle durduğu sürece parti kapatma girişimlerinin her zaman olabileceğini kaydeden Babacan, dolayısıyla Anayasa'da gerekli şart olarak değişiklikleri yaparak, bu konuyu ülke gündeminden çıkarmak istediklerini bildirdi.

Konunun borsa açısından da önem taşıdığını anlatan Babacan, 22 Mart'ta Anayasa paketi taslağının ilk açıklandığı günden bugüne Türk borsasının dolar bazında yüzde 114, gelişmekte olan diğer ülke borsalarının ise yüzde 103 arttığını, dünya ortalamasının ise bugün itibariyle hiç artmadığını kaydetti.

Ekonomide atılacak tüm adımlar için güçlü iktidarın önemine dikkat çeken Babacan, “Ekonomik gelişmelere göre zam yapmanız gerekebilir, çok ciddi tasarrufa gitmeniz gerekebilir. O noktada güçlü bir hükümet varsa bunu yapabilirsiniz” diye konuştu.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı