Gündem Haberleri

    Babacan: Peygambere hakaret izah edilemez

    İSTANBUL (A.A)
    08.02.2006 - 12:49 | Son Güncelleme:

    Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, “Bir dinin peygamberine, 1 milyarı aşkın nüfusuyla İslam dünyasının sonsuz saygı duyduğu en kutsal varlığa hakaret etmek, sanırım ifade özgürlüğü kavramının arkasına sığınılarak izah edilemez” dedi.

    İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) tarafından düzenlenen “Müzakere Sürecinin Olmazsa Olmaz Aracı Düzenleyici Etki Analizleri” seminerinin açılışında konuşan Babacan, Türkiye'de yapmış oldukları siyasi reformlar içinde temel insan hakları ve özgürlükler konusunda pek çok yeni açılım gerçekleştirdiklerini, bu alanda en ileri ülkeleri örnek aldıklarını söyledi.

    Babacan, Türkiye'nin, Kopenhag siyasi kriterlerini yeterince karşılamış bir ülke olarak AB ile katılım sürecine girme hakkını elde ettiğini belirterek, “Biz belki de özgürlükler, insan hakları konusunda en çok haksızlığa, en çok zulme uğramış kesimleri temsil eden bir hükümetiz. Türkiye'de özgürlüklerin genişletilmesini de şiddetle savunduk. Bunun sağlanması için somut mücadeleler verdik” diye konuştu.

    Bu özgürlük alanlarından birinin ifade özgürlüğü olduğunu ve bugünlerde dünyada da tartışıldığını anımsatan Babacan, ifade özgürlüğünün insanların sahip olabileceği en önemli değerlerden biri olduğunu, tarihin muhtelif dönemlerinde de çok yoğun mücadelelerle elde edilen bir özgürlük alanı konumunda bulunduğunu vurguladı. Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Kimse öyle kolayca buluvermiyor bunu. Ancak, bu özgürlük alanı akıllıca kullanılmadığı zaman ne büyük sorunların yaşanabileceğini de son günlerdeki acı olaylarla görmüş olduk. Bugünlerde Avrupa kıtası başta olmak üzere dünyanın genelinde bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Avrupa'daki bazı medya kuruluşları tarafından yayınlanan ve Müslümanların peygamberine açıkça hakaret eden karikatürler infial oluşturmuştur. Bu tür yayınların yapılmasını ve bir gerilim unsuru olarak da sürekli sıcak tutulmasını büyük bir üzüntüyle karşıladığımı belirtmek istiyorum. Aynı şekilde bu yayınlara, karikatürlere verilen tepkilerin de çok daha soğukkanlı, sükunet içinde olması gerektiğini belirtmek istiyorum.”

    “TEPKİYE DİKKAT ETMEK GEREKİYOR”

    Devlet Bakanı Ali Babacan, yakmaya, yıkmaya, vahşete asla tolerans gösterilmemesi gerektiğini belirterek, demokratik sistemlerde tepkinin nasıl verileceğini bilmek, buna dikkat etmek gerektiğini ifade etti.
    Babacan, “Bir dinin peygamberine, 1 milyarı aşkın nüfusuyla İslam dünyasının sonsuz saygı duyduğu en kutsal varlığa hakaret etmek, sanırım ifade özgürlüğü kavramının arkasına sığınılarak izah edilemez. Kaldı ki biz bütün semavi dinlerin peygamberlerini severiz, saygı duyarız ve hiçbirine de hakaret edilmesine sessiz, duyarsız kalamayız” diye konuştu. Geçmişte de hem yayınlar hem de verilen tepkiler açısından tatsız tecrübelere şahit olduklarını kaydeden Babacan, şöyle dedi:

    “Şimdi senaryonun tekrar ediliyor almasından da büyük rahatsızlık duyduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum. Son günlerde yaşadığımız bu tatsız olaylar Doğu ile Batı arasındaki birbirini anlama çabalarına da ciddi bir darbe vurmuş durumda. Medeniyetlerin buluşması, medeniyetlerin ittifakı, medeniyetlerin barışı gibi başarılı çalışmalar umutlarımızı artırarak devam ederken, bu türden yol kazalarının yaşanması hepimizi derinden etkilemiştir.”
    Dünya tarihine bakıldığında savaş, çatışma ve terör için çok kolay bahaneler üretilebildiğini, toplulukları, halkları, devletleri ve medeniyetleri birbirine düşürmenin gerçekten çok kolay bir iş olduğunun görüldüğünü ifade eden Babacan, farklılıkları taşıyarak, dinleri, kültürleri ve medeniyetleri ayrıştırarak, kan akıtmanın, yakmanın, yıkmanın ve bozmanın ne kadar basit, kolay olduğunu, insanlığın tarihi yaşayarak öğrendiğini söyledi.

    “YOK ETMEK İÇİN HER TÜRLÜ BAHANEYİ ÜRETMEK MÜMKÜN”

    Devlet Bakanı Babacan, şunları kaydetti:

    “Asıl zor olan, aynı zamanda asıl insani olan bu farklılıkları bir arada yaşatmak, birbirlerine saygı duyacakları, birbirlerinin haklarına riayet edecekleri bir ortamı oluşturabilmektir. Evet, bu zordur ama imkansız değildir. Yakın ya da uzak tarihimizde savaşlar, çatışmalar, katliamlar kadar, barış, uzlaşma, diyalog içinde birlikte yaşama kültürlerinin oluşumuna da şahit oluyoruz ki bu bizim kendi tarihimizde de yüzyıllarca somut bir şekilde görünen bir uygulamadır.
    Eğer farklılıklar üzerine siyaset yapacaksak inanın bunun için malzeme sonsuz denecek kadar çok. Farklı bir dili konuşan, inancı, kültürü, geleneği, etnik kökeni farklı olan herkesi öteki olarak görmek, dışlamak, aşağılamak, yok etmek için her türlü bahaneyi üretmek de mümkün. Ama bunun tarihte nasıl kara ve kanlı lekeler bıraktığını da hepimiz gayet iyi biliyoruz. Antisemitizm nasıl bir insanlık suçu olarak kabul edilmiş ise İslam fobisi ya da İslam düşmanlığı da aynen bir insanlık suçudur.”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı