Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Babacan 'kur' eleştirilerine kızdı

    A.A.
    22 Şubat 2006 - 12:29Son Güncelleme : 22 Şubat 2006 - 12:29

    Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Merkez Bankası'nın geçen hafta doğrudan alım yoluyla piyasadan 5 milyar dolar çekmesi konusunu değerlendirirken, “yapılan işlem kura müdahale değil, aşırı oynaklık müdahalesidir” dedi.

    Bu arada Banka kartları ve kredi kartlarına ilişkin yasa tasarısının TBMM Genel Kurul gündemine geldiğini hatırlatan Babacan, tasarı hazırlanırken iki şeyin dikkate alındığına vurgu yaptı, bunları ”bankacılık sektörümüzün sıhhati ve mağdur duruma düşen vatandaşların borçlarını yüksek reel faizlerle değil, daha makul bir hesap metoduyla bugüne getirilmesi” olarak özetledi.
    Babacan, yarın yapılacak Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Ekonomi Bakanları Toplantısına katılmak üzere Atina'ya hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda temaslarına ilişkin kısa bilgi verdikten sonra, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    -“KURA MÜDAHALE YAPILMADI”-

    Merkez Bankası'nın geçen hafta piyasaya müdahale ederek, doğrudan alım yoluyla 5 milyar dolar çekmesine ilişkin soru üzerine Babacan, müdahalenin “kura müdahale” olarak algılanmamasını istedi.
    Uygulamada serbest kur olduğunu, Merkez Bankası'nın müdahalesinin de “aman kur buradan aşağı inmesin, bu kur için alt sınır oluştursun” anlamında olmadığını belirten Babacan, bu konuyu da şöyle yorumladı:
    “Yapılan işlem kura müdahale değil, aşırı oynaklık müdahalesidir. Bir başka deyişle, önümüzdeki dönem aşırı oynaklık ihtimaline ilişkin bir müdahaledir. Kur daha aşağıya da inebilir daha yukarıya da çıkabilir. Yani yüzde 50 inebilir, yüzde 50 daha çıkabilir.
    Merkez Bankası, kuru bu noktada tutmaya çalışmış başarılı olamamış gibi bir hava estiriliyor. Bunun tamamı yanlış ve ben bunu bilimsel temeli olmayan yorumlara bağlıyorum. Bu müdahale kuru bir bant aralığında tutmak için yapılmamıştır ve piyasa güçleri en doğru kuru bulacaktır zaten. Nasıl 3 senedir cari dengeyle ilgili konuları konuşuyorsak, bundan sonra bunları konuşabiliriz. Gerçi ekonomiyle ilgili fazla konuşacak konu da kalmadı. Çünkü herşey çok iyi gidiyor. Kur rejimimiz değişmez, deişmeyecek çünkü serbest kur rejimi var.”

    -BANKA VE KREDİ KARTLARI YASA TASARISI

    Babacan, Banka kartları ve kredi Kartları Yasası'na ilişkin soru üzerine, tasarının ilgili komisyonda görüşülmesinin tamamlandığını ve TBMM Genel Kurul gündemine geldiğini söyledi.
    2000 yılında başlayan, 2001 yılında yoğunlaşan ekonomik krizle birlikte Türkiye'nin zor günler yaşadığını hatırlatan Babacan, krizin etkisinin sürdüğü dönemde kredi kartı faizlerinin tüm piyasa faizlerinin üzerine çıktığını kaydetti.
    Söz konusu kriz döneminde, krizin etkilerinin azaltılması için çeşitli düzenlemeler yapıldığını belirten Babacan, kredi kartı yüzünden mağdur durumuna düşen vatandaşların sorunlarına çözüm getirecek yasa tasarısının artık hazır olduğunu bildirdi. Babacan, şunları söyledi:
    “Bizim dikkat etmemiz gereken konular şunlardı; Mağdur duruma düşen vatandaşların borçlarını bugüne getirirken, yüksek reel faizlerle değil, daha makul bir hesap metoduyla bugüne getirebilmek...Bu yasanın getirdiği önemli düzenlemelerden biri bu.
    Diğeri, bankacılık sektörümüzün sıhhatidir. Bundan sonraki dönemlerde ilgili kredi kartı borçlarında vatandaşların göstereceği hassasiyetin devam ediyor oluşudur. Biliyorsunuz borçlarla ilgili zaman zaman düzenlemeler yapılıyor. Her af, borçlarını ödeyemeyenlere rahatlık getiriyor ama borcunu ödeyenleri de dikkate alarak, adaleti de gözetmek gerekiyor. Bu tasarıya ilişkin çalışmalar, Bankalar Birliği ile birlikte yapılıyor. Amacımız, bundan böyle sektörün önümüzdeki dönem sıhhatini de düşünerek aynı sorunların tekrar etmemesini sağlamaktır.”


    Babacan, yarın yapılacak “Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Ekonomi Bakanları toplantısı”na katılmak üzere Atina'ya hareketinden önce, Esenboğa Havaalanı'nda yaptığı basın açıklamasının ardından çeşitli soruları yanıtladı.

    Babacan, tekstil sektörü başta olmak üzere sanayicilerin kurla ilgili şikayetlerinin hatırlatılması üzerine, kurun Türkiye'nin bazı sektörlerinde ihracatla ilgili sıkıntıların çözümü olmadığını belirtti.

    “Varsa sıkıntı, bunun çözümü kurda değil” diyen Babacan, kurla ilgili bir rejim değişikliğinin bütün makro ekonomik dengeleri temelden değiştirecek, hatta çok daha riskli bir sürece girilmesine yolaçacak bir adım olacağını ifade etti.

    Bunun da başta tekstil olmak üzere pekçok sektörü olumsuz etkileyeceğini kaydeden Babacan, şunları söyledi:

    “Makro ekonomik dengelerde bir bozulma hiç kimsenin işine gelmez. Dolayısıyla problemlerin biz farkındayız, ancak çözümü kurda aramamak gerekiyor. Serbest kur rejimiyle ilgili, ya da kurun bulunduğu noktayla ilgili şikayeti olanlara soruyorsunuz, (Bu kur yanlışsa, doğru kur nedir diye) 50 kişiye soruyorsunuz, 50 ayrı cevap alıyorsunuz. Herkesin kafasında ayrı bir kur var.

    Sorunlarımıza çözüm arıyorsak, artık kurda aramayacağız, başka noktalara bakacağız.”

    Babacan, tekstil sektörüyle ilgili yakında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bir toplantı yapılacağını, bu toplantıda problemler ve çözüme ilişkin tedbirlerin hep birlikte ele alınacağını da bildirdi.

    -DÖVİZ REZERVLERİ-

    Babacan, yüksek döviz rezervi tutmanın maliyeti olup olmadığı yolundaki soruyu yanıtlarken, ülkelerin döviz rezervlerinin pekçok ekonomik göstergeye bağlı olarak değerlendirildiğine işaret etti.

    Türk ekonomisinin büyüdüğüne ve ithalatta artış olduğuna dikkati çeken Babacan, “bunlarla orantılı şekilde Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin yükselmesi de bir gereklilik açıkçası. Döviz rezervlerinin şu anda olduğu nokta, gayet makul seviyelerde. Yani olması gerekenden daha yüksek bir rezerv olduğunu düşünmüyoruz. Hatta tam tersine döviz rezervlerinin önümüzdeki dönemde daha yükselmesi için marjlarımızın olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    Önümüzdeki yılların 2006 olsun, 2007 olsun uluslararası konjonktür açısından bazı riskler taşıdığını vurgulayan Babacan, şöyle devam etti:

    “Petrol fiyatları, her zaman için önümüzde risk olacaktır. Uluslararası sermaye hareketlerinin yön değiştirmesi her zaman bir risk olarak önümüzdedir. Yine bölgemizde bazı konjonktürel riskler vardır. Tüm bunları gözönünde bulundurduğunuzda bizim yüksek döviz rezervleriyle seyretmemiz her zaman için genel ekonomik yapımızın sıhhati açısından önemlidir.

    Bunun maliyeti yok mudur? Vardır elbette. Ama her sigortanın da bir bedeli vardır. Eğer risklerle ilgili bazı tedbirler alıyorsanız, bu riskleri sigorta etmenin bir bedeli vardır. Maliyet gayet doğaldır, ülkemizin uzun vadeli istikrarı için de gereklidir.”

    -IMF İLE İLİŞKİLER-

    Devlet Bakanı Babacan, IMF ile ilişkiler konusundaki soru üzerine de, “IMF ile ilgili, bazı arkadaşları bir kompleks, farklı bir psikolojik hava içinde hissediyorum” dedi.

    “İzin isteme, ek süre talep etme” gibi kavramlarla, Türkiye'nin sanki “devamlı izin isteyen, icazet alan, bazı talepleri yerine getirmek durumunda olan ülke” gibi lanse edilmesinden yakınan Babacan, Türkiye'nin son stand by'ı kendisinin istediğini, program çalışmasının tamamını da kendilerinin yaptığını dile getirdi.

    Yapısal reformların tamamının Acil Eylem Planı'nda yer alan reformlar olduğunu kaydeden Babacan, şunları söyledi:

    “Takvimini biz belirledik, startı biz verdik. Burada ek süre talep etme, izin isteme, bu tür kelimeleri kullanmayı ben Türkiye'ye yakıştıramıyorum açıkçası.

    Biz, heyeti ne zaman davet edersek o gün gelirler. 1 ay davet etmezsek, 1 ayda hiç gelmezler buraya, Tamamen bizim irademiz. Gözden geçirme çalışmalarını belli bir noktaya getirdiğimiz anda heyeti davet edeceğiz, onlar buraya gelecekler.”

    -“TAKVİMDE BİR MİKTAR SAPMA OLABİLİR”

    Bundan önceki niyet mektubunda tahmin edilen gözden geçirme takvimine göre bir miktar sapma olabileceğini de ifade eden Babacan, buradaki sürelerin bir tahmin olduğunu, bazı konuların da TBMM takvimiyle ilgisi bulunduğunu anlattı. Babacan, IMF'ye TBMM ile ilgili tarih taahhüdü vermediklerini, bundan sonra da vermeyeceklerini vurguladı.

    Bu kadar önemli reformları ortak bir zeminde, mutabakat sağlanarak, sosyal çevrelerle uyum içinde yürüterek, Türkiye reformu yapma gayreti içinde bulunduklarını belirten Babacan, “bunların biraz vakit alması gayet doğal. Önemli olan bizim siyasi irademizdir. Biz, bu reformların gerçekleştirilmesini istiyoruz. Uzun vadeli dengeler açısından da bunu son derece önemli görüyoruz” açıklamasında bulundu.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı