Babacan: Kronik işsiz kitlemiz yok

A.A.
06 Ocak 2006 - 14:39Son Güncelleme : 06 Ocak 2006 - 14:54

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye'deki işsizlerin sabit, çakılı kalan, yıllardır işsiz kalan bir grup olmadığını ifade eden Bakan Babacan, “2004'te ben işsizim diyenlerden yüzde 45'i 2005'te iş bulmuş. Çok kronik hale gelmiş bir işsiz kitlemiz de yok ” dedi.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, serbest kur rejiminin, önümüzdeki dönemde de aynı kararlılıkla devam edeceğini bildirdi. Babacan, 3 yıldır konuşulan cari açığın büyütüldüğü kadar önemli olmadığını söyledi.

Babacan, “2005 yılı makro ekonomik gelişmeleri ve 2006 yılı Hazine finansman programına” ilişkin basın toplantısında, Türkiye'nin bundan sonra da her yıl, ileriye doğru 3 yıllık program açıklayacağını söyledi.

"SERBEST KUR REJİMİ DEVAM EDECEK"

Bu programın temel unsurlarından birinin yine serbest kur rejimi olacağını kaydeden Babac

"KUŞ GRİBİ EKONOMİYİ ETKİLEMEZ"

Devlet Bakanı Ali Babacan, artık Türkiye ekonomisinin içerde ve dışarda olacak her türlü beklenmeyen gelişmelere karşı çok daha korunaklı olduğunu belirterek, kuş gribinin ekonomiyi olumsuz etkilemeyeceğini söyledi. Babacan sözlerini şöyle sürdürdü: "Hiç kimsenin bundan endişesi ve kuşkusu olmasın. Üç yılda defalarca da test edilmiştir. Bu zorlukların hepsinden de ekonomimiz güçlü bir şekilde çıkmıştır. Bundan sonra da devam edecektir. Türkiye'nin nasıl bir Türkiye olacağını artık insanlar tahayyül edebiliyorlar. Yoksa 30 yıllık kağıda bu küçük faizle bu kadar talep olmaz. Türkiye'nin ilerisiyle ilgili riskler daha düşmüş olarak algılanıyor. Daha sağlam, ayağı yere basan bir Türkiye var artık.”

an, “Serbest kur rejimiyle ilgili uygulamalarımız, önümüzdeki dönemde aynı kararlılıkla devam edecek. burada hiç kimse bir değişiklik, temel bir politika farklılığı beklemesin” dedi.

Doğru kurun, serbest piyasa ortamında oluşacağına inandıklarını ve buna güvendiklerini ifade eden Babacan, geçmiş dönemde kura müdahalelerin nasıl ekonomik felaketler getirdiğini kimsenin unutmamasını istedi.

Babacan, şöyle devam etti: “Serbest kur rejimi dedik, serbest sermaye hareketleri dedik. Bundan asla taviz yok. Bir gün gelir de, ne bileyim 5 sene sonra, 10 sene sonra, Türkiye ile ilgili sermaye hareketlerinde bazı farklı yaklaşımlar görürseniz, ya da serbest kur rejimiyle ilgili farklı yaklaşımlar görürseniz, bundan sonraki dönemin felaketlerinin bu hazırlayıcısı olur. Kur rejimi aynı kararlılıkla devam edecek.”
  
MERKEZ BANKASI REZERVLERİ
  
Merkez Bankası'nın rezervlerinin yükseltilmesi gerektiğini de vurgulayan Babacan, bunun gerekçesini de, “Çünkü Türkiye'nin kısa vadeli yükümlülükleri artıyor” sözleriyle açıkladı.

"CARİ AÇIĞI ABARTIYORLAR"
  
Cari açık konusunda ise Babacan, bunun abartılacak kadar önemli olmadığını söylediğini, diğer alanlarda sağlanan iyileşme nedeniyle cari açık tek konu olarak kaldığı için, gereğinden fazla gündeme geldiğini kaydetti.

3 yıldır cari açığını konuşulduğunu, buna karşılık 3 yıldır Türkiye'ye sermaye girişinin devam ettiğini vurgulayan babacan, ”Demek ki parası olan için, gerçekten parası olan için, tasarruflarını yöneten için, cari açık diye bir endişe yok. Böyle bir endişe olsa, bu insanlar gidip TL bozdurup döviz alır” diye konuştu.

Cari açığı önemsediklerine işaret eden Babacan, “Bunu önemsemeseydik ne geçen sene ne de bu yıl yüzde 6,5 faiz dışı fazla ile devam etmezdik” dedi.

IMF'YE OLAN BORÇLARIN KAPATILMASI
  
Brezilya ve Arjantin'in IMF'ye olan borçlarını kapattığı hatırlatılarak, bu konuda Türkiye'nin tutumunun ne olacağına ilişkin de Babacan, IMF'nin Türkiye ile ilişkisinin Hazine ile olduğunu, bu iki ülkede ise IMF'nin Merkez Bankası ile bağlantı içinde bulunduğunu kaydetti.

Brezilya ve Arjantin'e borç verilirken bunun rezervlerin güçlendirilmesi için verildiğini, Türkiye'de ise IMF kaynaklarının bütçe finansmanı için kullanıldığını kaydeden Babacan, bunun yanında her iki ülkede de cari dengenin artıda olduğuna işaret etti.

Bu ülkelerin 3 yıllık dönemde rezerv artışı sağladıklarını ve bu ülkelerin içindeki bulundukları siyasi ortamın da önemli olduğunu vurgulayan Babacan, şöyle konuştu: “Biz uluslararası kuruluşlar ile olan ilişkilerimizde, hiç bir zaman ön yargı ve kompleks içinde olmadık, popülist eğilimlere girmedik. Türkiye için en doğrusu ne ise onu yapıyoruz. Bu kuruluşlarla ilişkileri rasyonel esaslara göre yürüteceğiz...3 yıldır zaten IMF'ye net borç ödeyicisi olduk.”

“SERMAYE YERLİ-YABANCI AYRIMI YOK”

Sermayeye yerli- yabancı ayrımı yapmadıklarını vurgulayan Bakan Babacan, zaten bu ayrımın yapılamayacağını, Türkiye'de yaşayıp da parasını yurtdışında tutan, yabancı gibi parasını getiren çok sayıda kişi bulunduğunu söyledi.

“Küresel sermayenin Türkiye'yi daha çok tercih eder hale gelmesini sağlamak zorundayız” diyen Bakan Babacan, sermaye ne kadar çoğalırsa o kadar Türkiye'nin, uluslararası yatırım ortamının entegre bir parçası haline geleceğini, iç ve dış gelişmelere karşı çok daha korunaklı hale geleceğini anlattı.
 
“KRONİK İŞSİZ KİTLEMİZ YOK”
  
Türkiye'deki işsizlerin sabit, çakılı kalan, yıllardır işsiz kalan bir grup olmadığını ifade eden Bakan Babacan, “2004'te ben işsizim diyenlerden yüzde 45'i 2005'te iş bulmuş. Çok kronik hale gelmiş bir işsiz kitlemiz de yok açıkçası...” dedi.

Türkiye nüfusunun yılda 1 milyon arttığına işaret eden Babacan, şunları kaydetti:  “Bizim işsizlik sorunumuz, bir Almanya, bir Fransa gibi nüfusları artık sabitlenmiş, hatta eksilen, işsiz nüfusu sabitlenmiş ülkelerden çok farklı. Türkiye'de nüfus artmasa veya yeni işgücüne katılım olmasaydı, mevcut işsizliği bir kaç yılda eritirdik.
  
Bir bakıma hareketli bir hedefe ulaşmaya çalışıyoruz. Bir yandan yeni işgücüne katılanlara istihdam sağlarken, diğer yandan işsizlerin sayısını azaltmaya çalışıyoruz.

İşsizlere baktığımızda, bu yıl yüzde 9,8. (2 milyonun üzerinde sayıdır). Sabit çakılı kalan, yıllardır işsiz kalan bir grup değil bu grup, bunların bir kısmı sürekli iş buluyor ama yerine yeni işini kaybedenler veya yeni iş gücüne katılanlar geliyor.”

Babacan, sanayicilerin nitelikli iş gücü bulamamaktan yakındığını belirterek, uzun vadede işsizlik sorununun çözümünün, nitelikli iş gücünden, artan verimlilikten ve dolayısıyla artan rekabet gücünden geçtiğini söyledi.
  

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı