Gündem Haberleri

    Babacan: İmar'daki ödemeler taksitle olacak

    Hürriyet Haber
    24.10.2003 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Devlet Bakanı Ali Babacan, İmar Bankası ödemelerinin defaten olmayacağını belirterek hesapların bir kısmının peşin geri kalan kısmının ise taksitle ödeneceğini açıkladı. Babacan, bonoların ödemesi için yasal düzenleme gerektiğinin de altını çizdi. Babacan, Meksika'nın Morelia kentindeki G-20 toplantılarıyla ABD'nin New York kentinde BM toplantılarına katılmak üzere ABD'ye hareketinden önce İstanbul Atatürk Havalimanı'nda bir basın toplantısıdüzenledi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Babacan, İmar Bankası ile ilgili durumun çok özel olduğunu ifade ederek, ''Konu ilk gündeme geldiğinde, İmar Bankası ile ilgili sıkıntılar gündeme geldiğinde konuşulan rakamlar, bankanın resmi bilançolarında görülen rakamları mevduat olarak 750 trilyon gibi bir rakamdı. Ana para olarak bahsediyorum'' diye konuştu. BDDK'nın dün bazı açıklamalar yaptığını hatırlatan Babacan, en son varılan rakamın, mevduatın yaklaşık 8 katrilyon lira civarında olduğu ve kayıtlarda hemen hemen hiç görülmeyen hayali bono satışlarının bulunduğunu, bunların da yaklaşık 750 trilyon lira gibi bir rakam olduğunun kaydedildiğini söyledi.      "ORTADA BÜYÜK BİR SOYGUN OLDUĞU BELLİ"Burada banka bilançosunun kat kat üzerinde bir tablonun söz konusu olduğunu vurgulayan Babacan, şunları kaydetti: ''Ortada büyük bir soygun olduğu belli ve bağımsız kuruluşun da kendi başına çözemeyeceği, mutlaka bir siyasi irade ve siyasi karar gerektiren konu olduğu da ortada. Şimdi biz işin çözümü ile ilgili Hazine, BDDK ve Merkez Bankası olarak defalarca toplantı düzenledik. Konu her yönüyle ele alındı ve arkadaşlara talimatımız şu oldu; (Bu konu nasıl çözülürse çözülsün, biz kesinlikle ve kesinlikle ekonomik programımızın hedeflerine en ufak bir zarar gelmesini istemeyiz) dedik.  Bu hedefle yola çıktılar, çalışmalara başladılar ve kurumlar arasında bir ortak görüş oluştu. Yani bu rakamların nasıl halledileceği, nasıl ödeneceğiyle ilgili bir görüş oluştu. Bu görüş yakın bir zamanda Bakanlar Kurulu'na iletilecek ve nihai kararı bakanlar kurulu verecek.''      "EĞER ÖDENECEKSE YENİ YASAL DÜZENLEME GEREKİYOR" Ali Babacan, bonolarla ilgili yasal düzenleme gerektiğini, şu andaki yasal düzenlemeye göre bu bonoların parasının ödenmesinin mümkün bile olmadığını kaydederek, ''Eğer ödenecekse yeni bir yasal düzenleme gerekiyor, ancak yeni yasal düzenleme çerçevesinde ödenmesi söz konusu olacak'' diye konuştu. Babacan, açıklamasını şöyle sürdürdü: ''Bu ödemeler defaten olmayacak. O kesin. Belli bir kısım peşinat olarak, her hesaptan belli bir sabit rakam kişi başına ödendikten sonra geri kalan bölüm birkaç yıla yaygın bir şekilde taksitler halinde ödenecek. Fakat bununla ilgili detaylı açıklamalar, Bakanlar Kurulu'nda görüşülüp kesin karar verildikten sonra yapılacak.     Kurumlar arasında oluşan ortak görüş çerçevesinde ortaya konulan çözüm, ekonomik programımızın hedeflerine hiçbir zarar vermeyecek bir çözüm. Temel önceliğimiz o oldu ve bu doğrultuda bir Bakanlar Kurulu kararının çıkabileceğini düşünüyoruz.'' Babacan, böylesine farklı bir olayın çözümü için yasal bir altyapının bile olmadığını belirterek, ''Konu çok büyük, dünya bankacılık tarihine geçebilecek bir boyutta soygun söz konusu burada''dedi."KAMBİYO REJİMİYLE İLGİLİ BİR BARDAK SUDA FIRTINA KOPARTILDI"Babacan, kambiyo rejimiyle ilgili bir bardak suda fırtına kopartıldığını belirterek, ''Hazırlananalt seviye teknisyenlerin hazırladığı bir taslak, yine diğer kuruluşlardaki teknisyenlerin görüşüne sunuluyor ve buradaki bazı cümleler bazı kelimeler alınıp (Vay şöyle yapılacak, böyle yapılacak) diye hareket ediliyor'' dedi. Babacan, konunun Hazine Müsteşarlığı'nın üst düzeyinde bile henüz konuşulmadığını, tartışılmadığını, basına yansıyanları üzülerek okuduklarını ifade ederek, bir panik havasının oluşturulduğunu dile getirdi. Kambiyo ile ilgili atacakları her adımın, mutlaka ve mutlaka daha rahat ve daha liberal bir sisteme doğru olacağını vurgulayan Babacan, şunları kaydetti: ''Biz Türkiye'de hiçbir zaman kısıtlayıcı, yasaklayıcı bir anlayışı desteklemeyiz, destekleyemeyiz. Bu bizim ekonomik felsefemizede aykırı. Yeni düzenlemelerde AB'ye uyum süreci de dikkate alınacaktır. Nihai hedefimiz kurumsal altyapı olarak, sistem olarak AB'ye tam üye bir Türkiye hazırlamak. Ona da çok önem veriyoruz.  Bu olay aslında şunu da gösterdi ki maalesef Türkiye bürokrasisinin derinliklerinde hala öyle kısıtlayıcı, yasaklayıcı bir refleks var. Fakat biz bunu yıkacağız, kıracağız.'' Aldıkları hiçbir kararda ve yaptıkları hiçbir şeyde sadece resmi istatistiklere bakmadıklarını belirten Babacan, Türkiye'nin gerçeklerini iyi bildiklerini, yakından tanıdıklarını ve bir bütün olarak ele aldıklarını anlattı.      SERDENGEÇTİ'NİN DEVALÜASYONA İLİŞKİN SÖZLERİ Babacan, bir gazetecinin, Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin son 2.5 yılda beş devalüasyonun olduğu, altıncısının da pekala olabileceği, buna şaşırmamak gerektiği sözlerinin anımsatılması üzerine de Türkiye'de bazı terimlerin, kelimelerin artık kullanılmaması, lügattan çıkartılması gerektiğini söyledi.    Babacan, ''Devalüasyon dendiği zaman halkımızın anladığı 1994 krizinde ya da 2001 Şubat krizinde olduğu gibi devletin birtakım müdahalelerle kuru bir noktadan bir noktaya çıkarmasıdır. Ekonomi terminolojisinde de bu şekilde kullanılıyor. Dolayısıyla dalgalı kur politikasında devalüasyondan bahsetmeyi ben uygun görmüyorum'' diye konuştu. Dalgalı kur politikasında TL'nin değer kazanabileceğini ya da değer kaybedebileceğini ve kurdaki hareketin, serbest piyasa güçleri ve dinamiklerinin oluşturduğu bir sonuç olduğunu vurgulayan Babacan, Euro-Dolar kurunun son birkaç haftada yüzde 5-6 gibi dalgalandığını ve son 2 yıldır Euro-Dolar paritesinde yüzde 40'lara varan bir dalgalanmayaşandığını anlattı.    TL'NİN DEĞERİNDE DALGALANMA DOĞAL     TL'nin diğer para birimlerine karşı belli bir dalgalanma içinde olmasının çok doğal olduğunu ifade eden Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Önemli olan burada devletin veya ilgili otoritelerin müdahaleci olmaması, kuru suni bir noktaya çekmeye çalışmaması ki dalgalı kur rejiminde zaten bu da olmaz. Şu anda uygulamakta olduğumuz rejim, dalgalı kur rejimidir ve bundan da asla, katiyen taviz verilmeyecektir. Başka bir rejime de geçilmeyecektir. Önemli olan, dalgalı kurla yaşamaya alışmak, kurdaki dalgalanmaları artık doğal karşılamak ve bu kurdaki hareketlere karşı işadamlarımızın, ihracatçılarımızın, ithalatçılarımızın ve finans kuruluşlarımızın kendilerini korumasıdır.''    Babacan, bankacılık sistemindeki açık pozisyonların kapatılmış olmasının, kurdaki hareketlere karşı sistemi ciddi bir koruma altına aldığını belirterek, aktif ve pasifin paralel dalgalanmakta olduğunu, böylece kurdaki hareketlerde banka bilançolarının eskiden olduğu gibi etkilenmediğini anlattı. Babacan, şunları kaydetti: ''Artık reel sektör kuruluşlarının da bu kur riskiyle ilgili risk yönetim metotlarını kullanması, hedging kavramı daha Türkiye'de çok yeni bir kavram, bunun genişletilmesi ve enstrümanlarının geliştirilmesi gerekiyor. Ancak bu enstrümanlardan öte her kuruluşun kendi içinde bilançosunu, kar zarar cetvelinde para birimini paralel tutma, aktifinde hangi para birimi varsa, pasifinde de o para birimi, ya da geliri hangi para birimindeyse giderinin de o para birimine göre ayarlamaya dikkat etmesi önemli.     Vadeli döviz işlemlerinin yaygınlaşması ve o piyasaların derinleşmesiyle beraber enstrümanlar daha da çoğalacak ve dalgalı kur artık daha kolay yaşanacak bir rejim olarak gündemde devam edecek.''
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı