"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Babacan hâlâ IMF diyor ama

BAŞBAKAN Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, dün yine “IMF ile ilişkilerin sürdüğünü” söylemiş. Bunu duyunca bazı bankacı arkadaşlara ne düşündüklerini sordum. Bu açıklamalara artık o kadar alıştılar, o kadar kanıksadılar ki, pek inandırıcı olmadığını söylediler.

İçlerinden biri, “Babacan bu tür açıklamaları dönem dönem yapıyor ve hemen hepsi aynı çerçevede. Benim saydığım kadarıyla bu açıklama 7’nci veya 8’inci kez yapıldı” yanıtını verdi.


Artık bu tür açıklamaların piyasalar üzerindeki etkisi ya sıfır ya da sıfıra yakındır diyebiliriz.


Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, hep söylediğim gibi, hala IMF ile yeni bir stand-by anlaşması yapmak istiyor. Bu konuda samimi olduğuna da inanıyorum ama Babacan’ın da artık piyasalar üzerinde IMF beklentisinin bu yolla sürdürülemeyeceğini görmesi gerekiyor.


Bence artık bu tür demeçler etkisi yitirdi ve bu demeçlere tekrar ettikçe, hem kendisinin hem de ekonomi yönetiminin kredibilitesinden yemeye başladı.

Babacan görüşmelerde genel çerçevenin tamamlandığını ve detaylara geçildiğini belirtmiş ama hemen ardından buna karşılık tek bir detaydan bile sorun çıkabileceğini hatırlatarak, “O nedenle tekrar söylüyorum; yeni bir gelişme olursa bunu kamuoyuna açıklarız” demiş.


İyi de, bundan 6 ay önce de genel çerçeve tamamlandı denilmişti...


Dünkü basınla sohbet toplantısında Babacan’a arkadaşlarımız haklı olarak, “O zaman neden Heyetin çağrılmadığını” sormuşlar. Babacan buna karşılık IMF ile haftada en az 2-3 kez telefon ya da e-posta yoluyla görüşüldüğünü belirtmiş ve “Heyet buraya gelince psikolojik ortam değişiyor, beklentiler değişiyor. Bu nedenle görüşmelerde son noktaya gelinceye kadar heyeti Türkiye’ye çağırmayacağız. Onlar orada biz burada, çok daha rahat müzakere ortamı var” demiş.

MALİ KURALIN ÖNEMİ

Önümüzdeki dönemde gündemde pek çok önemli konunun bulunduğunu ancak “mali kural”ın belki bu konuların en önemlisi olduğunu kaydeden Ali Babacan, mali kuralın, çerçeve olarak Orta Vadeli Planda (OVP) açıklandığını, ancak orada henüz açıklanmayan 4 parametre bulunduğunu söylemiş. Bu parametreler üzerinde çalışıldığını, biraz ince ayar gerektiğini kaydeden Babacan, şunları söylemiş:

Mali kural Türkiye’nin belki de ilk defa uzun vadeli bir mali hedefi kendine koyup o mali hedefe nasıl ulaşacağını ilan ettiği bir program olacak. Mali kural ilk defa Türkiye’de uzun vadeli hesap kitap yapmayı kolaylaştıracak, hem banka mevduatları, hem banka kredileri hem de Hazine’nin borçlanması açısından daha uzun vadeli işlemlerin önünü açabilecek önemli bir unsur olarak düşünüyoruz.”

Bununla ilgili düzenlemeleri daha önce ilan ettiklerini hatırlatan Babacan, 2011 yılının başlarında yapmayı düşündüklerini, çünkü Mayıs-Haziran aylarında açıklayacakları yeni OVP’nin, artık bu mali kural çerçevesinde hedefleri belirlenmiş bir OVP olmasını istediklerini söylemiş. Babacan mali kuralla ilgili olarak, “Türkiye’nin ekonomik istikrarına son derece büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum” demiş.


Bence Babacan mali kuralla ilgili söylediklerinde son derece haklı. Hatta böyle bir kuralın Anayasa konulup, istikrarın kalıcı olmasının sağlanmasını herkesin savunması gerekir.


Ancak herkes biliyor ki; “IMF ile anlaşma yapmak” gibi, mali kuralı uygulamaya sokmak da şu anda “sadece temenni” niteliğinde düşünceler. Bence Babacan’ın tüm bunları, gereklilikleri artık kamuoyuna değil Başbakana anlatma zamanı geldi, geçiyor...


Çünkü “mali kural” söyleminin de, “IMF ile görüşmeler devam ediyor” gibi içi boşaltılmış, etkisini yitirmiş bir söz olarak kalma tehlikesi belirdi. Böyle olursa, yani “mali kural” söylenip söylenip uygulamaya konamazsa, yarardan çok zarar getirir... 

X