Babacan: Eski ortamı özleyenler daha çok bekler

ANKA
19.01.2006 - 13:09 | Son Güncelleme:

Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin yeni bir ortama girdiğini belirterek, "Bu ortamı artık kimse kendi geçmişiyle kıyaslamasın. Yeni ortamın ve kuralların artık herkes farkında olmak zorunda. Eski ortamları özleyenler varsa, onlar daha çok beklerler" dedi.

Merkez Bankası tarafından düzenlenen "Enflasyon Hedeflemesi: Uygulama ve Olası Sorunlar" konulu uluslararası konferans İstanbul’da başladı. Ali Babacan, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, enflasyon hedeflemesi rejimine geçişi "tarihi dönüm noktası" olarak değerlendirdi. Babacan, uzun yıllar istikrarsızlık ve güvensizliğin hakim olduğu Türkiye’nin artık birçok politikada olduğu gibi ekonomide de öngörülebilir ve sürdürülebilir bir döneme girdiğini kaydetti.

"KUR REJİMİNDEN TAVİZ YOK"

Enflasyon hedeflemesine geçiş için elverişli bir ortamın oluşmasının pek çok şarta bağlı bulunduğuna, bunlardan en önemlisinin iyi uygulanan bir kur rejimi olduğuna dikkat çeken Babacan, Türkiye’de uygulanan serbest kur rejimi kapsamında kurla ilgili ne ima edilen bir hedef, ne de bir bant aralığı olduğunu söyledi. Babacan, önceki dönemlerde adını koyabileceği bir kur rejimi bile bulunmayan Türkiye’nin, kur rejimiyle ilgili geçmişte yaşadığı zikzakların ve belirsizliklerin 2000 yılına kadar gösterilen düşük ekonomik performansın en önemli sebeplerinden biri olduğunu savundu.

Babacan, üç yıllık süreçte kur rejiminden taviz vermediklerini, bundan sonra da bu konuda kimseye taviz vermeyeceklerini kaydederek, "İçerde ve dışarıda olabilecek her türlü gelişmelere karşı kur rejimimiz önemli bir sigorta vazifesi görüyor. Tüm tabloyu göz ardı edip, kur üzerinde durup, ’her şey aynı kalsa da, kur şu noktadan bu noktaya gitseydi farklı bir şeyler olurdu’ diye yorumlar yapmak abeste iştigal. Kurdan medet umma dönemi de geçti" diye konuştu.

BORÇ DİNAMİKLERİ DEĞİŞTİ

Babacan, enflasyon hedeflemesi konusunda yaşanan bir başka önemli gelişmenin ise Türkiye’nin kronik bir problemi olan borç stokuyla ilgili dinamiklerin çok farklı bir şekle girmesi olduğunu ifade etti. 2001 yılında GSMH’nin yüzde 16.4’ü kadar olan kamu kesimi borçlanma gereğinin 2003’te yüzde 9.4’e, 2004’te yüzde 4.7’ye, 2005’te 0.9’a düştüğünü belirten Babacan, 2006 yılında ise kamu kesiminin GSMH’nin yüzde 0.7’si kadar fazla vermesinin beklendiğini kaydetti.

Kamu net borç stokunun 2001 yılında yüzde 90.5 olan GSMH’ye oranının bu yıl sonu itibariyle de yüzde 55-57 arası bir rakama inmesini beklediklerini söyleyen Babacan, borç stokuyla, kamu maliyesiyle ilgili gelişmelerin faizlerin düşüşünü de beraberinde getirdiğini ifade etti. Babacan 2002 yılında yüzde 62.7 olan Hazine’nin iç borçhlanma faizinin, 2004’te yüzde 24.7’ye, 2005’te 16.3’e düştüğünü, bu yılbaşından itibaren ise yüzde 14’ün altında oranlara alışılmaya başlandığını söyledi.

2006 FDF HEDEFİ 6.5

Bakan Ali Babacan, borç stokuyla ilgili iyileşmenin ardındaki temel faktörün bütçe disiplini olduğunu kaydederek, Türkiye’nin 2003,2004,2005 yıllarında arka arkaya yüzde 6.5 civarında faiz dışı fazla üreten bir ülke olduğunu dile getirdi. Babacan, 2006 yılında da hedefin yüzde 6.5 olduğunu söyledi.

TL TASARRUFLAR ARTIYOR

Babacan, 2002 yılı başında yüzde 50 olan toplam tasarruflar içerisindeki TL tasarrufların payının 2005 yılında yüzde 75’e çıktığını kaydetti. Artık YTL’nin tercih edilen bir para olduğunu, bunun enflasyon konusunda gösterilen ciddiyeti ve YTL’ye olan güveni gösterdiğini vurgulayan Babacan, "2004 yılı sonunda itibaren uluslararası kuruluşların da artık YTL cinsinden işlem yapmaya başladı. Bazı ülkelerin hazineleri ve ağırlıklı olarak uluslararası kuruluşlar 2005 sonu itibariyle YTL cinsinden toplam 8 milyar YTL’Lik bir borçlanma gerçekleştirdiler. 30’a aşkın kuruluş YTL cinsinden işlemler yapmaya başladı" diye konuştu.

MERKEZ BANKASI ETKİN

Merkez Bankası’nın kendi dönemlerinde, şeffaf ve etkin çalışmayla ekonominin temel aktörü olarak görevini yerine getirmeye başladığını savunan Babacan, 1993-2002 döneminde Türkiye’nin ortalama tüketici enflasyonun yüzde 73.25 olduğunu hatırlattı. Babacan, bu kadar yüksek oranlı enflasyonun yıllarca devam etmesine başka ülkelerde rastlanmadığını vurguladı. Babacan şunları söyledi: "Piyasaların beklentileriyle, hedefleri arasında büyük uçurumlar vardı. Önemli bir kredibilite uçurumu vardı ama artık bu fark kapanmış durumda. Bu yılbaşı itibariyle bir puanın altına düşmüş durumda. Beklentiler hedefin bile altına indi. Enflasyonla mücadelede bu başarının temelinde ekonominin tüm birimlerinin güçlü koordinasyon içinde çalışması ve ortaya konulan ekonomik program çerçevesinde tüm birimlerin kenetlenmesidir. Halkımız ve özel sektör bu ortama hızla ayak uydurduğunu görüyoruz. Türkiye artık o eski günlere artık dönmeyecek. Buna izin verilemez. Ele geçirdiğimiz bu tarihi fırsatı bir gün olup Türkiye’de kaçırırsa, kim eski popülist uygulamalara dönerse onu tarih asla affetmez. On yıllar sonra elde edilen başarıları ve kazanımları kaybetmek Türkiye’ye yapılacak en büyük ihanettir."

YAPISAL REFORMLAR SÜRECEK

Merkez Bankası’nın artık enflasyon hedeflemesine rejimine geçtiğini belirten Babacan, son üç yılda elde edilen başarının kalıcı olabilmesi için de yapısal reformlara devam edeceklerini söyledi. Babacan, yapısal reformların artık bundan sonra istihdam odaklı devam edeceğini belirterek, "Bundan sonra ekonomiyle ilgili yapısal reformlarımızın pek çoğunu bu hedefe doğru yönlendirmeye başlıyoruz" dedi.

Türkiye’ye kalıcı olarak rekabet gücü kazandırmanın yolunun eğitimden geçtiğini vurgulayan Babacan, "Eğer biz rekabet gücümüzü artırmak istiyorsak, Türkiye’nin ihracat ve ithalat dengesini farklı bir yönde gerçekleştirmek, cari açığı bir gün cari fazla yapmak istiyorsak, bütün bunların arkasında iyi bir eğitim sistemi yatıyor" dedi. MEB’in bazı güzel çalışmalar olduğunu, burada bazı sıkıntıların olduğunu söyleyen Babacan, "Yıllardır birkaç noktaya takılma yüzünden eğitim konusunda Türkiye’de iyi mesafe alınamıyor" dedi.

Babacan, Türkiye’nin içinden geçtiği değişim ve dönüşüm sürecinin pek çok ülke tarafından yakından takip edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Türkiye’nin artık içine girmiş olduğu değişim süreci dünyanın yakından izlediği bir süreç. AB süreciyle birlikte kararlı şekilde uyguladığımız ekonomik program Türkiye’yi farklı bir ortama sokmuş durumda. Artık kimseyi kendi geçmişiyle kıyaslamasın. Yeni ortamın ve kuralların artık herkes farkında olmak zorunda. Eski ortamları özleyenler varsa, onlar daha çok beklerler. Artık tüm ekonomik aktörlerimizin, sanayicilerimizin, ihracatçılarımızın yeni ortama ayak uydurmaları gerekir."

Merkez Bankası’nın arkasında bu yeni rejim süresinde arkasında kuvvetli bir şekilde durduklarını ifade etti.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı