Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baba ve yiğit

AKP hükümetinin “yerli otomobil” diye bastırmasını sebebini anlamaya çalışıyorum. Çünkü AKP hükümetinin veya kısaca Sayın Erdoğan’ının 9 yıldır izlediği ekonomi politikasının “ana eksenine” bu proje ters düşüyor.

Bir ihtimal 9 yıldır izlenen ve Türkiye’yi içinden çıkılması zor bir cari açık meselesi ile karşı karşıya bırakan “liberal ekonomi ekseni” değiştirilmek isteniyor. Belki de başka bir sebep var. Şunu itiraf etmem gerekir ki; bu kabil aykırı çıkışlara başlangıçta anlam vermekte zorlanıyorum. Bunun için “bilardo analizi” yapmaya karar verdim.
BİLARDO ANALİZİ
Bilardoda, isketenin topa vuruş gücü ve açısı, hareket “sondan başa doğru” kurgulanarak saptanır. Bilardo masasının dört yanı, yarı esnek duvarla çevrelenmiştir. Topun sonunda varacağı yerin, vuruşun yapıldığı anda oluşan gidiş istikameti ile hiç ilgisi olmayabilir. Oyuncu, topu, diğer topa ve özellikle kısa ve uzun kenarlara çarptırıp yön değiştirerek hedefe ulaştırır. Acemi seyirci topun ilk gidiş yönünü, son gidiş yönü sanabilir. Hatta deliğe girecek topla onu deliğe itecek topu birbirine karıştırır. Ancak usta oyuncuları seyrettikçe topun deliğe veya vurması gereken diğer topa nasıl zigzaglı bir yolla vardığını anlar.
DEVLET ÖZEL SEKTÖR ORTAKLIĞI
Benim, “İş Hayatında Deneyler ve Sonuçları” dağarımda, devlet-özel sektör ortaklıklarının, ya başarısız olduğu ya da “milletin kazıklanması” ile sürdürüldüğüne dair çok vak’a kaydı var. 2011 yılı sonu itibariyle söylüyorum, Türk otomotiv sanayii gerçekten çok ileri bir noktaya gelmiştir. Bu sektördeki oyuncuların yabancı firmalar olması bu gerçeği değiştirmez. Sektör bu kadar büyük başarılara imza attıktan sonra 1960’lara ait ve o zaman belki de doğru olan “yerli otomobil” projesinin bugün tekrar hayata geçirilmeye çalışılması tuhaftır. Üstelik bunu CHP’nin değil, AKP’nin gündeme getirmesi çok terstir. Ben bu gelişmeleri acemi bilardo oyuncusu gibi seyrediyor ve filmin sonunda hangi topun deliğe gireceğini görmüyordum.
BABAYİĞİT GİRİŞİMCİ
Çünkü büyüklerimiz bize bu işi yapacak “bir babayiğit” özel girişimci çıkacaktır herhalde diyorlardı. Ben, zarar etmesi kaçınılmaz böylesi bir yatırıma girişecek bir babayiğidin var olmasını mümkün görmüyordum. Ne zaman basında bu girişim devletin ile özel bir şirketin % 50 + % 50 ortaklığı şeklinde gerçekleşebilir haberi çıktı o zaman uyandım. Üstelik ilgili bakanımız, otomobil sektöründe haksız rekabetin önünü açacak şekilde “bakanlıkların filoları ve benim makam aracım yerli otomobil” olur diye kükremesiyle gözüm açıldı. Meğer aranan girişimci bir babayiğit değil, “bir baba ile bir yiğit” imiş. Dostum Yılmaz Argüden’in hatırlattığı gibi bazılarımız, devlete “baba”; yeğene de “yiğit” der, O zaman bu girişimci de “baba ile yeğen” olur.
Son Söz: Babayiğit, arkasını babasına yaslamaz.
X