"Yorgo Kırbaki" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yorgo Kırbaki" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yorgo Kırbaki

Baba ve dört kızının imparatorluğu

Eğer bir baba, işini "çocuğu", dört kızı da baba sanatını "kardeşleri" gibi görüyorsa, bu diyarda Lalaunis ailesinin değerli takı piyasasında "imparator" sayılmasının tesadüf olmadığı kulağa mantıklı gelir.

Aile tam beş kuşaktır altını oya gibi işliyor. Her kolye, her küpe, her yüzük her bilezik elişi, göz nuru... Bilezikler ayrı bir sanat eseri. Her bir parçanın ayrı ilham kaynağı var. Eski Mısır, eski Yunan, eski Roma, Osmanlı ya da tarihi etkileyen sosyal, siyasi, kültürel akımlar. Her bir altın külçesine şekil verilmeden, sadece bugün değil yarın da düşünülüyor. Hedef sadece bir boynu ya da ince narin parmakları süslemek değil, 60 yıl sonra da görenlerin "Ya adamlar zamanında ne yapmış" demeleri.

Baba İlias, büyük dedesinin, dedesinin ve babasının sanatını çocuk yaşta öğrendi. Sanatını dört kızı Dimitra, Katerina, Maria ve İoanna’ya da öğretti ve sevdirdi. Eğer oğulları olsaydı, bugün Yunanistan’dakiler bir yana, Tokyo’dan New York’a kadar dünyanın çeşitli şehirlerindeki mağazalar zincirini, Atina’da 100’den fazla ustanın çalıştığı atölyeyi ve adını taşıyan değerli takı müzesini bu kadar başarıyla yönetemeyeceklerine inanıyor.

İlias, 1930’lu yıllarda ekonomi ve ardından da hukuk eğitimi gördü ama altının tılsımından hiçbir zaman uzaklaşmadı. Fotoğrafta gördüğünüz kızları Dimitra, Katerina, Maria ve Yianna’nın da baba mesleğine girmeden önce iyi eğitim görmelerine özen gösterdi.

Her yıl 100-200 kilo arası altını işlediğine göre, 86 yaşındaki Lalaunis’in elinden kaç ton altın geçti varın siz düşünün... Son zamanlarda elleri ile artık altına hayat veremiyor. Yarattığı heykelciklerle canlı tutuyor hayal gücünü.

TÜRK KUYUMCULARLA BAŞ EDEMEZDİM

İlias Lalaunis ile sohbet ederken, müşterileri arasında Türklerin de bulunduğunu söyledi ama isim sorduğumuzda gerçek bir profesyonel gibi davrandı:

Altının tanımını yapar mısınız?

- Sadece kullandığım bir madde değil. Saygı gösterdiğim bir değer aynı zamanda. Hayal gücümü, ruhumu, beynimi, ellerimi kah kışkırtan kah cesaretlendiren bir araç. Altın benim çocuğum.

Tüm eserleriniz sıra dışı...

- Fabrikasyon üretimi sevmedim, sevmiyorum. 1980’li yıllarda İstanbul’da "Arabesk" adlı bir sergi açmıştım. Kapalıçarşı’yı dolaşırken, dükkan sahipleri elimi sıkıp "Sizin şu parçanızı taklit ettik" dediklerinde mutlu oldum.

İstanbul’da şube açmayı düşündünüz mü?

- Kapalıçarşı esnafının becerisinden ürktüm doğrusu. Atina’da oturup İstanbul’da mağaza açmak, başka bir ülkenin şehrinde mağaza açmaktan farklı. Türk kuyumcularla baş edemezdim.

Türkiye’de takı sanatını nasıl buldunuz?

- Fabrikasyon üretimde Türkiye ya dünya üçüncüsü ya da dünya dördüncüsü. İnanılmaz bir üretim var. Rakamlar çok yüksek. Ancak, Türk ustaların bu işe daha sanatsal yaklaşmaları gerek. Niye Avrupalıları bu kadar taklit ediyorlar anlamıyorum. İslam ve Osmanlı onlar için sonsuz bir ilham kaynağı olabilir. Eskiye baksınlar, araştırsınlar. İnanılmaz şeyler yaratabilirler.

Türk müşterileriniz var mı?

- Evet var, ancak kim olduklarını söylememi beklemeyin. Biz doktorlar gibiyiz. Müşterilerimizin kimliğini açıklamayız...

Lalaunis ile tanışmamız, müzesinde küçük kızı İonna’nın açtığı cep saatleri sergisi vesilesiyle oldu. Şeyh-ül İslam’ın ipek cep saati kılıfı bir yana, TCDD’nin bir zamanlar emeklilerine dağıttığı Serkisof’ların bile teşhir edildiği bu ilginç sergiyi haftaya anlatacağım.

K I S A K I S A

KİTAPLARDAKİ ’ÖTEKİ’


Suyun Öte Yanından’ın edindiği bilgilere göre, eğitim bakanlığı yetkilileri ve profesörlerden oluşan bir Türk-Yunan heyeti iki ülke ders kitaplarındaki "ötekiyi" kırıcı, rencide edici ifadelerin çıkarılması amacıyla Atina’da bir toplantı yaptı. Heyet ikinci kez buluştu. Pek mesafe alınmadı ama böylesi bir girişimin var olması bile bizce önemli... Çok önemli.

CANDAN ERÇETİN ATİNA’DA

Aman Doktor adlı son çalışmasında Türkçe ve Yunanca ortak şarkıları söyleyen Candan Erçetin, geçen haftasonu Atina’ya kaçamak yaptı. Geçen cuma günü Yunan müziğinin son 50 yıldaki bir numarası Haris Aleksiu ile birlikte öğle yemeği yediler, akşam da buralarda 2005 yılının en iyi erkek sanatçısı seçilen Yiannis Kotsiras’i dinlemeye gittiler. Candan Erçetin, cumartesi gecesi ise Yunan pop müziğinin büyük yıldızı Despina Vandi’yi izledi. Pazar sabahı erkenden İstanbul’a döndü.

YENİ TÜRKÜ COŞTURDU

Batı Trakya’nın İskeçe şehrinde düzenlenen karnavalın salı akşamki şeref konuğu Yeni Türkü grubuydu. "Yedikule", "Olmasa Mektubun" ve "Telli Telli" ile yine coşturmuşlar.

VE BİR DUYURU

Hürriyet Atina Bürosu 18 ve 19 Haziran akşamları kapalı kalacaktır! Çünkü söz konusu tarihlerde başkentten 60 kilometre mesafedeki Malakasa kasabasında ilahlarla buluşmamız var. 18 Haziran’da Rolling Stones, 19 Haziran’da da Roger Waters (ah şu Pink Floyd yeniden birleşse) konserlerini kaçıracak değiliz herhalde! Daima genç kalanlar... Mesajı aldınız sanırım!
X