Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aziz halkımız bunalım meraklısı

GÜM, güm, güm, güm. Uzun bir es, ardından yine aynı tempoda güm, güm, güm, güm.

Ekranda aynı kare, aynı sahne. Kare donuyor, es uzuyor, yine güm, güm faslı devam ediyor. Bu sahne hiç aksiyon olmadan yaklaşık üç, dört dakika sürüyor.
Heyecan ve gerilim provası. Herkesi ekran başına kilitleme denemesi. Deneme başarıya ulaşıyor, izleyenlerde vücutlar dikleşiyor, nefesler tutuluyor, gözler tek bir noktaya odaklanıyor.
O sahnede rol alanların derin ve suskun bakışı, çileli bir hayatın bitmez tükenmez girdaplarını izleyicinin beynine çakma çabasında. Her bakış yeni bir ızdırap, her mimik, her el, kol hareketi yeni bir acıya açılan kapı.
350 DİZİ
Senaryoda hiç kimsenin hayatında normal, yolunda giden bir şey yok. Birinin işi, gücü, gönlü, hayata
bakışı, yaşam tarzı hafifçe yolunda gitmeye başladığı an, hooop güm, orada da mutlaka ya bir beklenmeyen çıkmaz ya yeni bir kıskaç. Çaresiz, kıskıvrak yakalanıyor. Artık orada debelensin dursun.
Geçen eylülden bu yana TV’lerde toplam 350 ayrı dizi oynuyor. 350, çok yüksek bir rakam.
Bunların bir bölümü aylar, hatta yıllarca sürüyor. Bir bölümü, tutmamışsa, üç-beş bölümden sonra yayından kaldırılıyor. O dizi gidiyor, yerine mutlaka bir başka dizi.
Tutmuşsa, ne mutlu. 200 sayfalık bir romandan üç yıl süren, yaklaşık doksan bölümlük dizi çıkıyor. Romanın her iki sayfasından, al sana bir bölüm.
Aşağı kurtarmıyor, her bölüm net bir buçuk saat sürüyor. Bu süreye o muhteşem güm gümler, o uzun es’ler, o derin ve suskun bakışlar dahil.
Tutsun, tutmasın, aziz halkımız son yıllarda dizi meraklısı. Haftanın her günü, her kanalda sabahtan gece yarılarına kadar diziden bol bir şey yok.
Ve tutan her diziden genellikle bunalım ve bunalım ve bunalım fışkırıyor. Senaryodaki her karakter bir bunalımdan diğerine koşuyor.
Gündelik yaşamında zaten bin türlü bunalma uğraşan bir toplum, dinlenmek ve hoş vakit geçirmek için TV karşısına geçtiğinde, yine bunalım izlemekten hoşlanıyor.
Garip bir durum, acayip bir toplum.
YENİ YEŞİLÇAM
Zaman zaman eski Yeşilçam filmlerine rastlıyorum.
Onlarda da, gözü görmeyen yoksul kızla zengin ve yakışıklı jönün aşkı, şımarık ve zengin kızla yoksul gencin sevdası, kurulan komplo sonucu aldatma tuzağına düşen masum genç kızın hayallerinin sonu v.s.
Ama, o eski Yeşilçam’da yine de ya filmin bir yerlerinde gelip geçici de olsa, bir mutluluk tablosu ya da mutlu son hep var.
Günümüz dizilerinde yeni Yeşilçam’da böyle bir adet yok. Varsa bunalım, yoksa bunalım, hatta tam mutluluk derken, mutluluk içinde bile bunalım.
En çok tutan diziler bu bunalım dizileri. Aziz halkımız bunalımı pek seviyor.
O nedenle yaşadığı her türlü bunalıma destek vermeye devam ediyor.

Erdoğan o mindere çekmeye çalışıyor

SEÇİM meydanlarında liderlerin işlediği konuların içerik analizi yapılsa, kim, en çok, hangi konuları işliyor, gibi bir analiz. O analizden bilimsel bulgulara ulaşmak mümkün. Örneğin:
Allah, din, iman konularını bu seçimde en çok Tayyip Erdoğan işliyor.
O kadar ki, söz gelimi Kemal Kılıçdaroğlu’nun örnekleme yaparak dile getirdiği bir halk deyişi var, “orada Allah’ı var”.  Erdoğan bunu eviriyor, çeviriyor, döne dolaşa diline doluyor. Ya da başka örneklerle konuşmalarında sık sık dine vurgu yapıyor. Geçmişte olmadığı kadar.
Buna karşılık, Kılıçdaroğlu CHP’nin klasik “laiklik” vurgusundan bilerek ve isteyerek kaçınıyor. Laiklik propagandasından vazgeçiyor. Ve iyi yapıyor.
Zaten o nedenle, Erdoğan dine vurgu yaparken, Kılıçdaroğlu’nu o mindere çekmeye çalışıyor, ama CHP halkın doğrudan sorunlarına eğiliyor.

Mahkemenin hemen karar vermesi gerek

GECENİN yarısı ya da sabahın ilk saatleri ya da tatil günü, artık her ne ise, mahkemenin acele toplanması gerek.
Seçim günü yaklaştıkça, sağda solda yazılar yeniden hızlanıyor, “seçimi kazansalar bile, Silivri’dekiler hapisten çıkamaz” naraları. Bir şey bilerek değil, sadece siyasi baskı uygulamak hırsı.
Bu konuları en iyi bilen avukatlardan Fikret İlkiz açıklık getiriyor:
“Anayasanın açık hükmü var. Halen hapis yatanların seçildikleri kesinleştiği anda, mahkemenin duruşma gününe bakmadan derhal toplanıp, onların tahliyesine karar vermesi gerek. Hukuk bunu emrediyor.”
Gerisi boş laf, amigoluk yapmak, ne zaman biteceği belli olmayan kin ve nefretle serbest
atışta bulunmak.

X