Gündem Haberleri

    Azınlıkların sıfatları

    Hürriyet Haber
    27.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Sözlük 'Azınlık' kavramını şöyle tanımlıyor:'Aynı topluluk içinde cinsiyet, düşünce, davranış, eğilim vb. özellikleri bakımından çoğunluktan ayrılan ve sayıca daha az olan grup. Ekalliyet.''Etnik özellikleri, dini, dili veya gelenek ve görenekleri bakımından egemen çoğunluktan ayrılan topluluk. Ekalliyet.'Demek ki 'Azınlık'tan olmak için yer değiştirmek ya da göçmen olmak gerekiyor.*Lozan Antlaşması'nın 'Ekalliyetlerin Himayesi' başlıklı bölümünün 38-44 maddelerindeki düzenlemeye göre Türkiye'deki azınlıklar 'Gayrimüslim ekalliyet' olarak tanımlanmıştır. Lozan Antlaşması'na göre 'Azınlıklar' kavramı Türkiye'deki Hırıstiyan ve Musevi dinlerine mensup kimseleri kapsamaktadır.*Türkiye Cumhuriyeti, 'Anayasal eşitlik ilkesi' uyarınca devlete yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkesi Türk saymaktadır ve vatandaşlar yasalar önünde eşit kabul edilmiştir. Bir başka deyişle, 'Türklük' devlet ile yurttaş arasındaki bağın ifadesi olarak kullanılmaktadır.Devlet ile yurttaş arasındaki bağın ifadesi olan 'Türklük' vatandaşın etnik kimliğinin karşılığı değil, onunla örtüşmüyor. Ancak, 'Vatandaş Türkçe Konuş!' sloganıyla da bir ilişkisi yok, ama bu 'Türklük' durumu vatandaşın Türkçe bilmesini gerektiriyor. Bu 'Türklük' durumu, vatandaşın, devletin resmi dili olan Türkçenin eğitim ve öğretim dili olarak kabul ettiği anlamına geliyor.*Laik bir ülkede, dil açısından 'çoğunluk' ve 'azınlıklar' durumu olabilir. Ama aynı ülkede dinsel açıdan bir çoğunluk ve azınlık durumu olmaması gerekiyor. Çünkü, laik bir ülkede devlet bütün dinlere karşı tarafsız ve ilgisizdir. Devletin görevi, devleti ve bireyi dinin yeryüzü baskılarına (iktidarına) karşı korumaktır.Bu nedenle, laik bir ülkede, bir vatandaşın dinsel açıdan azınlık olarak sıfatlandırılmaması gerekir.*Demokratik bir ülkede vatandaşlar devletin yasaları karşısında eşit olduğuna göre, etnik açıdan da 'azınlık' sıfatını kullanmak son derece güç. Güç ama etnik azınlık da aralarında olmak üzere bir azınlık(lar) gerçeği de var. Benimkisi kafa idmanı!Birkaç yıl önce edebiyat dünyasında 'Türk şiiri mi yoksa Türkiye şiiri mi?' tartışması yapılmıştı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup kendilerini etnik açıdan Türk olarak tanımlamak istemeyen bazı şairler 'Türk şiiri' yerine 'Türkiye şiiri' ya da 'Türkçe şiir' formülü kullanılmasını öneriyorlardı. Bu tartışmaya bir çözüm bulmak son derece zor.Ancak Lozan Antlaşması'nın 'Azınlık' olarak tanımladığı bir TC vatandaşı ya da bir cemaat, bu sıfatı antlaşmanın metinlerinde bırakıp, gündelik yaşamında 'Musevi (Ermeni ya da Rum) asıllı' olarak anılmak istemiyorsa, bu onun yasal ve anayasal hakkıdır. Çünkü vatandaşın asıllısı, asılsızı yoktur!Ne var ki, basında (ve sadece) 'sanık' ve 'suçlu' olma durumlarında '.........asıllı' formulü kullanılmakta ve bu tanım insanlarımızı üzmektedir. Üzmektedir, çünkü bu tanım dolayısıyla, bireysel olan sanıklık ve suçluluk durumu bir cemaate yüklenmiş olmaktadır.Söz konusu formülü kullanan kişinin belki böyle bir gönderme yapmak gibi bir niyeti yoktur. Ama Türkiye Cumhuriyeti nüfus cüzdanına ve pasaportuna sahip bir işadamının adının önüne etnik ve dinsel kimliğini yazmak, bilerek ya da bilmeyerek ayrımcılık yapmaktır.*Bir gazetede yayımlanan bir haberden bir cümle alacağım: 'Bakırköy'de kuyumculuk yapan bir şahıs, yanında çalışan ve birlikte olmayı kabul etmeyen Ermeni asıllı genç kıza hayatı zindan etti.'Sanki bu iş genç kızın başına Ermeni olduğu için gelmiş, Türk olsa tacize uğramayacakmış gibi bir anlam çıkıyor cümleden. Genç kızın soyadı 'yan' ekiyle bitmediği için mi 'Ermeni' sözcüğünü kullanıyor muhabir?Yanlış kullanıldığı zaman dil nasıl da tehlikeli oluyor!
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı