Gündem Haberleri

GÜNDEM

    'Azim' değil bir 'başarı öyküsü'

    A.A
    09.05.2010 - 12:50 | Son Güncelleme:

    Henüz bebeklik çağında geçirdiği çocuk felci ve sonrasında uygulanan yanlış tedavi nedeniyle bacakları tutmayan ve yaşamını tekerlekli sandalyede sürdüren Antalya Büyükşehir Belediyesi Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı oyuncusu Ramazan Uçar, Türkiye'de önce engellilere bakış açısının değişmesi, ardından da mimari engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi.

    Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Tepeçikören köyünde ebe kontrolünde dünyaya gelen ve düzenli aşı takvimi olmadığı için çocuk felci aşı yapılamayan Ramazan Uçar, hayatının ancak ilk 10 ayında ayaklarını kullanabildi. 11 aylıkken yüksek ateş şikayetiyle ailesince doktora götürülen Uçar, uygulanan yanlış tedavi sonucu bir daha bacaklarını kullanamadı.

    Adana'nın küçük bir köyünden başlayıp başarılı bir basketbol oyunculuğuna uzanan hayat hikayesini anlatan Ramazan Uçar, henüz 10 aylıkken yürümeye çabalayan, ayaklarının üzerinde durabilen bir bebek olduğunu, ancak bir gece ateşlendiği ve ertesi gün sol bacağının tutmadığını fark eden ailesi tarafından doktora götürüldüğünü söyledi. Uçar, doktorun durumun geçici olduğunu söylemesine karşın ailesinin hastaneye de götürdüğünü, annesinin anlattığına göre, sorunun sadece sol bacağında olmasına karşın, hastanede bel kemiğinden su alınmaya çalışılması sonucu, diğer bacağının ve kollarının da tutmaz hale geldiğini aktardı.

    Zamanla kollarının düzeldiğini, ancak bacaklarında bir düzelme olmadığını anlatan Uçar, 13 yaşına kadar bir tekerlekli sandalyesi dahi olmadan yaşadığını, bedenini ellerinin üzerinde sürükleyerek gezebildiğini kaydetti. Bir bedensel engelli için köyde yaşamanın her şeyden zor olduğunu dile getiren Uçar, “Köy demek çiftçilik yapmak demektir. Bedeninle üretmek demektir. Bedensel engelli olduğun için üretemediğine göre, yüksün. Gücün olmadığına göre de engelin ha beyninde ha ayağında olmuş fark etmiyor” dedi.

    Çocukluk yıllarında çok fazla arkadaşı olmadığını, o nedenle doğru dürüst konuşmayı bile öğrenemediğini anlatan Uçar, “Evin dışındaki tuvaleti bile kullanamadığım için hep bir sıkılganlık, utangaçlık yaşardım” dedi.

    “ÇAKIL TAŞLARIYLA KUMUN ÜZERİNE SÖZCÜKLER YAZARDIM”

    Ramazan Uçar, okul çağına geldiğinde annesiyle köydeki okula kayıt yaptırmaya gittiklerini, ancak okulun o dönemdeki müdürü tarafından “Diğer çocuklar bu çocuğu hırpalar, merdivenlerden aşağı iter, bunu okula getirmeyin” denilerek kaydının yapılmadığını belirterek, şunları söyledi:

    “Her çocuk gibi okuma hakkımı daha baştan engelledi, okula gidemedim. İlkokulu daha sonra dışarıdan bitirdim. Okuma yazmayı ise çok iyi anlaştığım ablamın defterlerine yazdıklarına bakarak öğrendim. Köyün sokaklarında emeklerken çakıl taşlarıyla kumun üzerine sözcükleri yazardım. Geçen yıl köye gittiğimde okul müdürünü aradım bulamadım. Bulsaydım tek şey söyleyecektim. 'Sen beni hayata küstürüp eve mahkum etmek için elinden geleni yaptın. Ben de hayata bakış açısı senden daha iyi bir insan olmak için elimden geleni yaptım' diyecektim.”

    Uçar, 13 yaşına geldiğinde ailesiyle birlikte Adana'ya taşındıklarını, bir tekerlekli sandalyeye ilk kez burada kavuştuğunu dile getirdi. Tekerlekli sandalyesi olunca, evden daha rahat dışarı çıkmaya ve burada edindiği bir arkadaşıyla gezmeye başladığını belirten Uçar “Gezmek için de para lazımdı. Pazarlarda soğuk su satmaya başladım. Öyle iyi işim vardı ki yanıma bir de çırak aldım. Ama sonbahar gelip de insanlar susamaz olunca o işin sonu çabuk geldi. Bu sefer komşumuzun oğlunun aracılığıyla bir oto tamircisinin yanına işe girdim. Büyük bir gayretle çalışıyordum. O sırada, bugün Bedensel Engelliler Spor Federasyonu As Başkanı olan, o zaman ki Adana Engelliler Spor Kulübü Başkanı Ali Duran Karakaya ile tanıştım. Bana tekerlekli sandalye basketbolundan söz etti. (Oynar mısın?) diye sordu. (Oynarım) dedim. Oysa neden söz ettiğini bile bilmiyordum. Ama her şeyi yapmak istiyordum, çünkü hayata açtım.”

    “HER GÜN TEKERLEKLİ SANDALYEYLE 14 KİLOMETRE”

    Uçar, Adana Engelliler Spor Kulübü oyuncularının ilk antrenmanını izlediği günün gecesinde gözüne uyku girmediğini kaydederek, “Ondan sonra her gün tekerlekli sandalyemle gidiş geliş 14 kilometreyi göze alıp ben de antrenmanlara gittim. O zamanlar belediye otobüsünü durdurup birilerinden yardım isteyip binemeye çekinirdim. Yazın kavurucu güneşin, kışın sağanak yağışın altında yıllarca tekerlek çevirdim” diye konuştu.

    Tekerlekli sandalye basketbol oyuncusu olduktan sonra Adana Engelliler Spor Kulübü, Antalya Engelliler Spor Kulübü, Saran Anadolu Yakası Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı'nda oynadığını belirten Uçar, yıllardır ailesinden uzakta tek başına yaşadığını da vurguladı.

    “BEN AZİMLİ DEĞİL, BAŞARILI SPORCUYUM”

    Tüm zorluklara rağmen sokağa çıkan bir engelliyi diğer insanların bakış ve davranışlarıyla rahatsız edebildiğini belirten ve en çok da, kendisini görenlerin yüksek sesle şükretmesinden yakınan Uçar, şöyle devam etti:

    “Bazı insanlar sokakta beni gördüklerinde 'Yarabbi şükür, ben sağlıklıyım' diyor. Yani beni görünce kendi haline şükrediyor. Onlara göre, Tanrı beni yürüyebilen insanlar görsün de şükretsin diye dünyaya getirmiş. Özellikle Cuma günleri bazıları sırf tekerlekli sandalyede oturduğum için sadaka vermeye kalkışıyor.

    Toplumda engellilik bilinci yok. Mesela Adana'da oturduğumuz sokaktan tekerlekli sandalyemle geçerken küçük çocuklar arkamdan 'sakat' diye bağırarak beni taşlardı. Anneleri onları engellemezdi. Medyanın engellilerle ilgili haberleri de yanlış. Galatasaraylı Arda'dan bahsederken 'Başarılı sporcu', benden söz ederken 'Azmin zaferi' denmesi engellilere olan bakışın yanlışlığını ortaya koyuyor. Ben 'azimli' değil, 'başarılı' sporcuyum. Bir de engellilerle ilgili televizyon haberlerinde fonda hep bir ağlak müzik çalıyor. İnsanlar, engelli olduğum için her koşula katlanmam gerektiğini düşünüyor. Çoğu yerde engelli tuvaleti yok. Tekerlekli sandalye kapıdan sığmadığı için tuvalet ihtiyacımı kapı açık olarak gidermek zorunda bırakılıyorum.”

    Tekerlekli sandalyeye bağımlı bir insanın Türkiye'de yaşamasının çok zor olduğuna dikkati çeken Uçar, şöyle devam etti:

    “Yollara üst geçitler yapmışlar, engelliler için de asansörler koymuşlar. Ama ya kapısı kilitli olduğundan ya da insanlar orayı tuvalet gibi kullandığından, ben o asansörleri kullanamıyorum. Toplu taşım araçlarına, rampa olmadığı için binemiyorum. O araca binebilmek için birinden yardım istediğimde yanlış anlayıp dilenci zannederek 'Bozuk param yok' diyenler oluyor. Bunlar hiç hoş değil. Zaten sorun, yapılmayanlarda değil, yapılan ama eksik olanlarda. Belediyeler engellilerin çıkamayacağı kaldırımlar yapıyor, engellilerin binemeyeceği otobüsler satın alıyor. Bu ülkede önce beyinler değişmeli sonra da mimari engeller yıkılıp, baştan yapılmalı. Türkiye'de yaşayan binlerce bedensel engelliye, (Sokağa çıkın! Bunlara karşı birlikte savaşalım. Şartları ne kadar çok zorlarsak o kadar hızlı değiştirtebiliriz) demek istiyorum.”

    Etiketler: son dakika
    Son Dakika Haberler
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı