"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ayşe'nin Gözlüğü

Ayşe ARMAN

Çocukların Hakkı, bizim de Hakkı’mız

PAZAR akşamıydı, geç değildi, kocam beni uyumakla suçluyordu, ne alakası vardı, benimki tilki bayılmasıydı! Televiyondaki programlar o kadar iç bayıcıydı ki, bir tanesi bile o kadar ilgi çekici değildi ki, kendimi o koltuktan bu koltuğa atıp, sarı bir tilki halinde uyukluyordum.

- Uyumayı benden çok seviyorsun dedi.

- Uyumuyorum. Tilki bayılması yapıyorum dedim.

Ekledim:

- Hem biz altı aydır evliyiz...

- O ne demek? dedi.

- Eskidik, eskidik dedim.

- Yok ya dedi. Biz eskiden koyun koyuna film seyrederdik dedi.

- Koltuğa sığmıyoruz artık dedim. Hem o filmlerin hepsini seyrettik. Ne kaldı ki?

- Sen gel buluruz seyredecek bir şeyler dedi.

* * *

Hakkı Devrim o pazar akşamı bir aile kavgasını engelledi.

Çünkü onun yeni programı başlar başlamaz kendimize geldik. Lacivert koltuğa sığdık, yine koyun koyunaydık.

Baştan sona ilgiyle izledik, bizim çocuklarımızı da (hani olacak ya) Hakkı Amca'larına yollamaya karar verdik. O da otursun o stüdyoda, o koltukta, değemesin ayakları yere, bıcır bıcır cevaplar versin. Biz de seyirciler arasında heyecandan geberelim.

* * *

Çok başarılıydı.

Çünkü kediler ve çocuklarla iletişim kurmak hiç de zannedildiği kadar kolay değildir. Ama Hakkı Devrim, öyle bir şey yapıyor ki, bir onları yetişkin yerine koyuyor, iki çocukların ‘‘ciddi hayalleri’’ni ifade edebilmelerine yardımcı oluyor. O kadar güzel bağlıyor ki sohbet geçişlerini! Çocuk donup kalmıyor, havaya giriyor, biraz dedesiyle konuşur gibi, biraz babasıyla konuşur gibi, biraz da suç ortağıyla konuşur gibi rahat rahat kafasındakileri anlatmaya başlıyor. Sevgilileri, nasıl bir evlilik hayal ettikleri, kime yemek yapmayı tercih ettikleri, bir sofrada birlikte akşam yemeği... Bir bir dökülüyor çocukların ağzından. İşin tuhafı bunu çocukları konuşturmak için bir teknik olarak kullanmıyor, belli ki o sohbetten o da en az onlar kadar keyif alıyor.

Bayıldım.

Ve Hakkı Devrim'i de ‘‘yumuşamış’’ gördüm.

CNN Türk'teki programından (hani orada Larry King gibi ya) daha rahat buldum. Kanal D'dan bu teklifi kim yaptıysa, onu tebrik ediyorum, çok isabetli bir seçim.

* * *

Şimdi hatırlamıyorum iki yıl mı oldu, Yeşilköy'de kızı Zeynep ve kendisiyle yemek yemiştim, o kitap yaz artık diye boynuma çöküyordu, hafif çekingen ben de televizyon yapacağım diyordu.

Duruma bakar mısınız...

Bende tık yok.

Ama Hakkın Devrim ciddi bir televizyon starı artık.

‘‘Çocukların Hakkı’’ aslında bizim de Hakkı'mız...

Bu program çok konuşulacağa benzer.

İstanbul’da Yeme İçme Sanatı

HAYATTA en zorlandığım konulardan biri, nereye gidileceğine karar vermektir. Zafer de bunu benim yapmam gerektiğini söylüyor. Organizasyonu kadınlar yapar ya! Ya da İstanbul'a birileri geliyor, ‘‘Sen bilirsin, hadi söyle nereye gidelim?’’ diyor. Diyelim ki, yeri bulduk, bu sefer de rezervasyon yapmak, telefon açmak gerekiyor.

Haaaaaaaaaaaaaayııııııııııır!

Ben bu belayla uğraşmak istemiyorum.

Eve pizza söylerim daha iyi?

Pizzacının numarası kaçtı?

Allah'tan o buzdolabına asılı da bulabiliyorum...

Ama kum midyeli spagetti yemek istiyorsak ve Mia Mensa'ya gideceksek, suşi hayal etmişsek bir de Ninja'yı deneyelim demişsek ya da Changa'da yer var mı acaba bu gece, diye sormak gerekiyorsa, Tike'de şöyle bir kebap götürmek fena da olmazdı hani diye sayıklamaya başlamışsak...

Kavga çıkıyor.

- Bunların telefonlarını yiyor musun sen...

- Hepsinin kartı vardı ne yaptın onları diyor.

Bilmiyorum.

Bildiğim bir tek şey var: İnter Media'nın ‘‘İstanbul'da Yeme İçme Sanatı’’ olsa, (ki vardı herkes ala ala, bana kalmadı!) hiç bir problem olmayacak. Allah'tan bu sabah gazeteye yenisi, yedincisi geldi, güncelleştirilmiş. 1400 restoranın CV'si var orada. Adres, telefon, ulaşım, ne yenilir, ne içilir, her İstanbullu'ya gerekir! Teşekkürler Nuri ve Ayşe Çolakoğlu!

E-MAIL: aarman@hurriyet.com

X