"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ayşe'nin Gözlüğü

Ayşe ARMAN

Fasulye ve Terlik

O terlik esprisi var ya, bitirdi beni!

Fasulye, beni acayip güldüren bir filmdi.

Gözümü kapattığımda aklıma geliyor.

Bülent Kayabaş, bacak bacak üstüne atmış, bir şeyler anlatıyor; kamera, kocaman ayaklarının zar zor sığdığı o komik terlikleri gösteriyor.

Güllü dallı, saflık timsali minicik kadın terlikleriyle, bir takım ‘‘kötü adamlar’’, merdivenleri inip çıkıyor.

Hep o terlikler!

O kadar fırlama ki.

O kadar komik ki.

Aslında, o kadar bizden ki.

O yüzden sevdim Fasulye filmini.

Ve bu güzelim filmi yapan herifleri!

Onların beyinlerini...

HHH

Çünkü gerçekten de öyle olur.

Birileri misafirliğe geldiğinde, daha ‘‘Hoşgeldiniz-Hoşbulduk’’ faslına girişilemeden, aaa bir bakarsınız, o gelen kişi, ayakkabılarından kurtuluverir.

O yüzden bizde, kapıların önünde sıra sıra ayakkabılar dizili durur.

Bazen de, kimse çalmasın diye o ayakkabılar evin içine sokulur.

Böyle bir adetimiz var.

Bayılırız ayakkabılarımızı çıkarmaya!

E haliyle, ayakkabı çıkarmaya bayılan misafirlerimiz (Türkçesi böyle bir kültürümüz!) olduğu için de, evlerimizde terlikler olur.

Gelen gidenin eline bir adet terlik tutuştururuz.

Genelde, kadın terlikleri olur bunlar.

37, bilemediniz 38 numara!

HHH

Tamam.

Hepimiz biliyoruz bunu, ama bir filmde görünce çocuklar gibi iki elimizi birbirine vuruyoruz.

Niye?

Çünkü bizim kendi aramızda güldüğümüz şeyleri bize satıyorlar. Ve çok iyi yapıyorlar. Olması gereken de bu değil midir? Film boyunca güldüğüm herşey, fark ettim ki, arkadaşlarımla birlikte, zaten hep esprisini yaptığımız şeyler. O yüzden bu dört adamı yeni buluyorum. Çok iyi biri numarayla işe başladıklarını düşünüyorum.

Çünkü numarasızlar.

Ve Fasulye'nin onların ilk filmi olduğunu düşürseniz, acayip gelecek vaad ettiklerini düşünüyorum.

Ve ben zaten sıkıldım.

Hep aynı yönetmenlerden.

Hep benzer bakış açılarından.

Hep aynı adamların pompalanmasından.

Farklı yeni insanların birer birer ortaya çıkması kadar güzel bir şey olabilir mi?

Olamaz.

Ama ne gıcık biliyor musunuz?

Dört Robertli genç de bir film yapmış, afferin oğlanlara denmesi, mükafat kisvesi altında küçümsenmeleri. Çok sinir oluyorum buna. Aslında doğrudan karşı çıkacaklar da olacaktır mutlaka çünkü bu yeni bir anlayışın ürünü. Alışıncaya kadar biraz zaman geçecek elbet.

HHH

Onu bunu bilmem.

Filmi seyredip sucuk yemek istedim, deliler gibi ayran içmek istedim. Zevk benim değil mi? Ben de böyle film severim. Gülmek istedim. Güldüm. Hiç konuşmayan bir başrol oyuncusu izledim. Ve çok başarılı buldum. Bütün oyuncular iyiydi. Ayrıca konu hiç de yabancımız değildi. Filmin öyküsü de bizim yaşadığımız hayatlardan alınmış. Mafyamızdan, iş adamlarımızdan, tetikçilerimizden, medyamızdan, saf ve bakir Anadolu halkımızdan, şehirden kaçmaya çalışan orta sınıfımızdan, babalarımızdan, kızlarımızdan bol miktarda örnek vardı.

Vururum yani filmi beğenmeyeni.

HHH

Bir araya gelen ve her hallerinde eğlendikleri çok belli olan bir kaç iyi adam, car car car bir film yapmak için kafa patlatıyorlar, sanki bir konseyler anasını satayım, halleriyle dalga geçip, kendilerini de Konsey Yapım ismini veriyorlar.

İnsana çok güven veren bir halleri var.

Filmin galasındaki halleri bile son derece mütevazı.

Kusura bakmayın, sizle yanlışlıkla kılçıklı fasulyeyi izletmişiz diyecek kadar dürüstler.

Kim mu bu adamlar?

Bora Tekay (yönetmen), Haluk Özenç (senarist), Özgür Ercan (oyuncu ve tanıtım sorumlusu), Kaan Kural (prodüktör)

HHH

İçlerinde tek tanıdığım, dolayısıyla en çok sevdiğim Özgün Ercan.

Filmin galadan önceki ilk gösterimine ben gidemedim, sonra bir şeklide o ve karısı Ann ile buluştuk.

Yemek yiyiceğiz adam yemiyor.

Nedenmiş dersiniz?

Hayır, sadece heyecandan değil.

Gerginliğin midesine vurmasından. Onlar da karı koca kalkıp, SUTİŞ'e gitmişler. O kadar romantik buldum ki bu durumu anlatamam. Aynı Fasulye filmi gibi. Karmaşık değil, anlaşılır ve sıcak. Bizim nesilden herkes bilir ki, Kristal büfenin hamburgerleri hep iyiydi, bir de SÜTİŞ'in tavuk suyu çorbası ve pilav üstü kurufasulyesi.

Onlara başarılar diliyorum.

Sizin de o filmi gidip görmenizi acayip çok istiyorum.

X