"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ayşe'nin Gözlüğü

Ayşe ARMAN

Posta Kutusu 109 Bakırköy/İstanbul

HEP böyle bir hayalim vardı.

Sirkeci‘deki postanede bir posta kutusu kiralayacaktım. Ve bin bir türlü insanla o posta kutusu aracılığıyla yazışacaktım. Bunu nasıl başaracaktım, insanlara 'Bana yazın, n‘olur' nasıl diyecektim, bilmiyorum. İşin o kısmını hiç düşünmemiştim. Ben sadece posta kutusunu açtığım ve içinde beyaz zarfları gördüğüm anı hayal ediyordum.

İnanılmaz mutlu olacağımı...

Yalnızlığımı biraz olsun unutacağımı...

O mektupların hepsini nasıl büyük bir heyecanla yanıtlayacağımı...

Bu hayali kurduğum yıllarda, gazetede bir köşe yazıyor olmanın da insanda benzer duygular yaratabileceğini aklıma getirmemiştim.

Ben hayallerimin bir kısmını gerçekleştirdim.

Şimdi sıra başkalarında...

Aşağıda okuyucağınız mektup Zeynep Cangülen‘e ait.

* * *

Kendimi eski siyah beyaz Türk filmlerinden çıkmış, bu 2000‘li yıllara hiç yakışmayan biri olarak görüyorum.

Utanç verici ama gerçekten öyleyim.

Hatta komiğim.

Bana gülme ne olur.

28 yaşındayım ve tahmin edemeyeceğin kadar yalnızım.

Bu satırları yazarken, radyodan bana eşlik eden melodi bile 70'li yılların bir melodisi. Öyle yani, ben eskiyim. Genç ama yaşlıyım. Saksıdaki çiçeklerim gibi tenhalığım da sessizce günden güne büyüyor.

İnsanlar bilse, bunun ne kadar güç ve dayanılması zor olduğunu...

Saka kuşum 'Bahri' beni biraz olsun avutuyor.

Bir de sen.

Yazdıklarını okuyunca, kendimi, kasvetli dünyamdan uzaklaşmış, bugünün hareketli dünyasına girmiş gibi hissediyorum. Sen beni hiç tanımıyorsun ama ben seni çok eskiden beri tanıyorum. Çünkü sen, yaşadıklarını başkalarıyla paylaşabilen açık bir insansın.

Ben ise içime gömülmüş biriyim...

* * *

Sana daha önce de yazmayı düşündüm.

Ama ürktüm.

Çünkü sana 'mail' gönderen insanları okuyunca, 'Ben onlar gibi değilim. Beni anlamazlar, tuhaf bulurlar' diye düşündüm. Okur kitlen sanırım, iyi bir işi olan, kariyer yapmış ve normalin üzerinde bir yaşam standartına sahip insanlardan oluşuyor. Çevresi geniş, çok geniş, kalabalık ortamlarda bulunan, renkli hayatları olan insanlar.

Duygusal anlamda yalnız olmayan insanlar.

Ben ise öyle değilim.

Hiç.

İsterdim, ama değilim.

* * *

Geçen gün bir rüya gördüm.

(Nedense yazdıkça sanki seninle konuşuyormuşcasına rahatlıyorum.)

Rüyamda seni görüyor ve yanına gelip sana bir mektup veriyorum.

Sen de mektubu okuyor ve gülümsüyorsun...

Sonra da bana bir beyaz at gösteriyorsun.

Ben de ona binip uzaklaşıyorum.

Saçma ama rüyalardan etkilenen bir insanım, bu beni harekete geçirdi ve sana yazmaya karar verdim. Her ne kadar artık ilkel kalmış bir iletişim aracı olsa da, gittim kendime bir de posta kutusu temin ettim.

Biliyorum, insanlar artık 'chat'leşerek, e-mail göndererek birbirleriyle iletişim kuruyorlar. Fakat ne yazık ki ben bu imkanlardan faydalanabilecek durumda değilim. Ama ben de bir iki satır yazacak, belki yaşadığıma benzer bir yalnızlığı benimle paylaşmak isteyecek insanlara ulaşmanın arzusu içindeyim.

* * *

Bana yardım edebilirsin diye düşündüm.

Çok mu ileri gidiyorum?

Bundan üç, dört yıl önce böyle bir insana, hapishanedeki adresini yayınlayarak yardımcı olmuştun. Kimbilir belki bana da olursun. Biliyorum, mutlaka bir yerlerde benim gibi bir insan var. Belki adresimi küçücük de olsa yayınlarsan, bana ulaşmak isteyen, iki satır yazıp, bir şeyler paylaşmak isteyen birileri çıkabilir. Türkiye‘nin uzak bir köyünden, ya da uzak bir ülkeden.

Fark etmez.

Kadın ya da erkek oluşu bile önemli değil.

Yalnız olsun, yeter!

X