"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ayşe'nin Gözlüğü

Ayşe ARMAN

O da bir insan

BİR kere herkes ağlıyor.

Kızan da, destekleyen de...

Anlaşılması zor bir durum.

Bir şeylerin ayarının bozulduğu, elmalarla armutların birbirine karıştığı kesin. Özel hayatlarla, tüzel hayatların karışmak bir tarafa birbirine girdiği çok daha kesin. Bu şu demek: Manço'nun yaptığı işleri seviyor olmak demek, onun özel hayatını dokunulmaz kılmak demek değil. O da bir insan ya. Ne onu kınayan var ne de ortalık yerde ona çamur atmaya çalışan. Söz konusu olan, hayatın içinde bir vakıa sadece.

Bana gelince, istiyorsanız dövmeye devam edin, işimi yapıyorum sadece. Taraf değilim. Duvarım, duvar. Top bana çarpıyor, size geri geliyor.

Peki, destekleyenlere ne dersiniz?

Onların bir kısmı da tuhaf.

Onlar da bu olay üzerinden, kendi kişisel tecrübelerinin intikamını almaya kalkıyorlar:

- Eğer o kızın üzerine daha fazla giderlerse, ben de çıkıp ilişkim olan ‘‘ünlü’’yü açıklayacağım!

Yanlış.

Hepsi baştan sona yanlış.

Olayları yerli yerine oturtmak gerekiyor. Böyle bir ‘‘şey’’ yaşayan insan ‘‘küçülmez,’’ onunla bu ‘‘şey’’i yaşayan kişi de ‘‘büyümez.’’ Eğer niyeti kötüyse, eğer hayatta olmayan birini kullanıp çıkar sağlamaya çalışıyorsa eninde sonunda geldikleri yere geri dönerler. Hepsi için öyle oldu. Ama yaşanan bir şeyi, savunmasız, korunmasız bir insanın üzerine yıkmaya çalışmak da, müsaadenizle, en azından haksızlık. O röportajda birilerini kırdıysam özür dilerim; ama ben yaptığım işten rahatsız değilim. Uykularım kaçmıyor. Bu yüzdendir ki, çoğunluğu olumsuz tepkilerden oluşan e-mail'leri gönül rahatlığıyla yayınlıyorum...

Sevil Demir'in hatası

Pek fazla Barış Manço şarkısı dinlediğimi söyleyemem. Ama hep Türkiye için doğru insan ve doğru bir sanatçı olduğunun kanaatindeydim. Ancak bu durum onun sıradan bir insan olmasını ve dolayısıyla zaafları bulunmasını engelleyemez. Bu tür bir ilişki varsa, bunun tek günah keçisi de Sevil Demir olmamalıdır. Ama herkesin özeli de kendine aittir, işte bu noktada artık hayatta olmayan birinin ardından bu tür bir açıklamayı yapmayı kimseye yakıştıramıyorum. Sevil Demir'in kanımca tek hatası budur. (Berna Vidinli)

Okkalı yumruk

İlk defa yazınızı bu kadar hızlı ve celal ile okuduğumu hatırlıyorum, sizi şiddetle kınıyorum. Nasıl bir insan olduğunuzu bilmiyorum, interaktifçi misiniz, nesiniz, ama yaptığınız iki yüzlülük; nasıl olur da böyle bir gaflete düşersiniz? Nasıl olur da böyle bir insanla röportaj yaparsınız? Bu onursuz kadın, kendini savunma imkanı olmayan bir şahsiyetle ilgili ileri geri konuşuyor, siz de bunu hiç çekinmeden yayınlıyorsunuz. Ne kadar çok insanı rencide ettiğinizin farkında mısınız? Şunu da bilmenizi isterim bu kendini bilmez kadının başına birşey gelirse, bilin ki bu hem onun hem sizin suçunuzdur. Çünkü insanların yapmak istedikleri onun suratına tükürmek, benim ise yapmak istediğim okkalı bir yumruk çakmak. (Tarık Vuruşkaner)

Ortada ihanet varsa

Yazılarınızı okumaktan zevk alan bir okuyucunuzum. Ancak Sevil Demir röportajını son derece seviyesiz buldum. Çok çirkin bir olay. Şu anda aramızda maalesef bulunmayan çok değerli sanatçımız Barış Manço'nun ailesine, onları kendisiyle aldattığını söyleyen ve tek amacı bir şekilde gündeme gelmek olan zavallı bir şahsiyetin sözlerinin gazetenizde yayınlanmasına fırsat vermiş olmanıza çok üzülüyorum. Ortada bir ihanet varsa, o da sizin ve gazetenizin rahmetli Barış Manço ve ailesine yapmış olduğu ihanettir. (Nihan Selçuk)

Yaptı veya yapmadı

Olay doğru ya da değil, ölmüş bir insanın arkasından ne idüğü belirsiz, seviyesiz, gözünü hırs bürümüş, kendi reklamından başka hiçbir şeyi düşünmeyen, zavallı kisvesine bürünerek belki de pazarını hareketlendirmek isteyen bir kadının anlattıklarına bu denli ehemmiyet verecek kadar düştü mü basınımız? Bu kadar mı ayaklar altına alınabiliyor sözde meslek haysiyeti? Nedir elinize geçen? Bu yazıyı yazarken hiç mi geride kalan eşini ve çocuklarını düşünmüyorsunuz? Yaptı veya yapmadı, bu olayı Barış Manço'nun kendisinden öğrenme imkanımız olmadığına göre böyle düşük bir kadına neden bu kadar paye veriliyor? (Nilüfer Ş.)

Bu sahiplenme niye

Özeleştiriden nefret eden ama eleştiriye bayılan bir toplum yapımız var. Barış Manço'nun özel hayatı onu, ailesini ve de ilgilendirmesi gerekenleri ilgilendirir. Beni müziği ve topluma yansıtmak istediği yanlar ilgilendiriyor. İnsanların tepkisi sanırım biraz da korkudan ve aşırı sahiplenmekten kaynaklanıyor. Tamam, birini seversin, ama bu sahiplenme niye? Barış Manço hayatını öyle yaşamak istemiş. Bence siz asıl tepkiye, böyle sağlıksızca sahiplenenlerden ve kişiyi de olayı da kendisiyle özdeşleştirip, benzerinin kendi başına gelmesinden korkanlardan aldınız. (Çiğdem Tekçe Casagrande)

Benimle de konuşun

Peki neden sadece Sevil gibi bir kız çıkınca konuşuyorsunuz? Benim montlarım beni ısıtıyor diye mi? Kız konuşmayacaktı da ne yapacaktı? Barış çok mu iyiydi? Sevil çok mu fahişeydi? Bütün büyük adamlar, küçük kızlarla sevişmek istemiyor mu? Ve bunu becerenler az mı? Belki sevgisinden, belki acısından, belki kendisini daha sıcak tutacak bin mont almak istediğinden konuştu, ne fark eder ki? Tersten soralım: Barış neden konuşmadı? Lale niye boyun eğdi? Barış'ın genç kız kokusuna ihtiyacı vardı. Lale'nin ise Manço olarak kalmaya, saygı görmeye. Sevil'in ise bir erkeğe, babaya, güzel giysilere, iyi yerlerde tatil yapmaya. Vesaire vesaire. Birisi de benimle röportaj yapsın ya. Ben de konuşmak istiyorum. (Peri)

Özel hayat kulvarı

Barış Manço, elbette iyi bir ozandı. Elbette, iyi bir eş ve babaydı. Ancak insanı zaaflarının olması da gayet normal olup, bunlar diğer vasıflarını ve özellikle de sanatçılığını gölgelememelidir. Bir insanın özel hayatı çok daha başka bir kulvardır. Bu anlamdaki yargılama sadece o özel hayatı paylaşanlara ve onların değer yargılarına kalmalıdır. Sizi hala zevkle okuyor ve birçok fikrinizi kadın olarak zevkle destekliyorum. (Berna)

X