"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ayşe'nin Gözlüğü

Ayşe ARMAN

Kılık kıyafetimiz teftişe hazırdır, efendim!

Onları biz istemedik.

Tanrı verdi.

Günden güne de büyüttü.

Biz sulamadık.

Bir gün, bir de baktık ki...

Hiç fena değiller.

Gerçi, bize hep sıkıntı verdiler.

Ama biliyor musunuz:

Zevk de...

Öyle olmasını da biz istemedik.

Zaten büyürken birden bire keşfettik: Biz kadınız ve memelerimiz var!

*

Bu yazı nasıl ilerleyecek?

Bilmem, herhalde kendi kaderini kendisi tayin edecek...

*

Üzerimize ne giyersek giyelim, onlar orada olacak.

Ve karşımızdaki alçaklar...

Onların orada olduğunu bilecek.

Görseler de, görmeseler de.

Doğru...

Alçak olmayanlar da bilecek.

Ama fark şu:

Alçak olmayanlar tahrik olmayacak ya da tahrik olduklarını gösteren herhangi bir davranışta bulunmayacak. Türkçesi üzerinize atlayıp sizi orada burada sıkıştırmaya çalışmayacak.

Çünkü taciz onların lügatında yok.

Ama o diğerleri var ya, o alçak olanları, siz ne yaparsanız yapın, boynunuza kadar kapalı dik yaka kazak giyseniz de, onlar tahrik olacak.

Sonra da, hiç utanmadan sizi suçlayacak.

İyi de söyler misiniz biz kadınlar ne yapalım?

Yani o alçakları mı erkekten sayalım! Ya da sayanlara şapka mı çıkaralım?

*

Şimdi şapkayı bir kenara bırakalım: Kafamızı çalıştıralım.

Havalı havalı cümlelerle yoksa gizliden gizliye bir mesaj mı veriliyor?

- Kendinize çeki düzen veriniz hanımlar! Biz bilinçaltı tuhaf olan yaratıklarız, modern göründüğümüze de aldırmayın, yaz geldi hava sıcak ama, burası da bir iş yeri, bilinçüstümüzle iş yapsak da, biz erkeğiz, bilinçaltımız hep orada, asansörde, koridorda, barda ya da odalarımızda kendimize hakim olamayabiliriz. Kendimize değil yani... Bilinçaltımıza!

Zaten bu Freud ortaya çıktı.

Mertlik bozuldu!

*

Washington Post, New York Times ya da Hürriyet...

Bence hiç farketmez.

Fark etmeyen başka bir şey de kadınların kıyafetleri.

İşe ne giyip geldikleri...

Çünkü aslolan Serdar Turgut'un da belirttiği gibi erkek bilinçaltı. (Bakınız: ‘‘Gazete yönetimleri görünümde kıyafetlerde olan biteni hoş bir detay ve bireysel özgürlük olarak gördüklerini söyleseler de aslında bilinçaltlarında değerlendirmeleri farklı oluyor’’) Demek istiyorum ki, ‘‘bir kısım erkeğin’’ bilinçaltı!

*

Hadi şu bilinçaltını bilinçüstüne çıkaralım:

Adam tacizci mi?

Gerekçe hazır:

- O kadın da öyle giyinmeseyedi!

Tacizci değilse...

Kadının kıyafeti sorun yaratmıyor.

Ama bu işte de bir tuhaflık oluyor. Tuhaflığı, tacizcinin bilinçaltı şöyle dillendiriyor.

Bu adam:

a) homoseksüel

b) aseksüel

c) hasta

d) iktidarsız

e) yaşlı

f) andropozda

*

Allahaşkına bir kadının kıyafeti, tacizi, tecavüzü haklı çıkarabilir mi?

Biz de bu dünyada bu ülkede yaşamadık mı?

Saçının teli bile görünmeyenlere dahi cinsel tacizde bulunulmadı mı?

Bahane, bahane... Kıyafet bahane!

Gazetelere, köşeyazılarına yansımadı ama, bizde biliyoruz değil mi, ‘‘makam odası’’na 7 ayrı kadını alıp, birşeyler vadeden ve anında karşılığını isteyenleri.

Neler miydi o vaatler?

Kimbilir...

Maaş yükseltmek.

Seni müdür yapacağım demek.

Seyahate yollayacağım diye eklemek.

Makam arabası/ Ulaşım imkanı/ Terfi etmek/ Yeni dergi vermek

Vesaire vesaire.

Kimse o odaya giren kadınların kıyafetlerini kontrol etmek ihtiyacı duymadı, değil mi?

Çünkü vaka çok açıktı.

Sadece göz yumuldu.

Bıçak kemiğe dayanana kadar...

*

Tüm bu tartışmalar geri aslında.

Hepsi demode! Eski, eski!

60'larda patladı.

70'lerde yaygınlaştı.

80'lerde günlük konuşmaydı.

90'larda kalmadı, esamesi okunmuyor.

‘‘Kadın kuyruk sallarsa, çanak tutarsa’’ deyimleri sözlüklerden kalktı.

Kaldı ki, izninizle, 2000'li yıllara giriyoruz.

Ayıp artık ayıp!

*

Artık olay; kıyafetti, kadındı, memeydi, görüyordu, askıydı, sütyendi, açık göbekti değil. Böyle giyinmeyen mi var? Tersini düşünelim Chanel döpiyes giyen kadınlar cinsel tacize uğramıyor mu? Sorun kılıkta değil, olayın sonuçlarının neye göre değerlendirildiğinde. Her ne kadar geçen cumartesi günü yayınlanan söz konusu yazıdan kıyafetinize dikkat edin diye sonuç çıkıyorsa da, bence asıl mesaj şu:

Boyunu aşan işlere kalkışma.

Hiyerarşi denen bir şey vardır, harcanan sen olursun!

Yönetimler çıkarları doğrultusunda hangi durumda kimi harcayacaklarını iyi bilirler. Tacizci bir müdürse, tacizci haber kaynağıysa, hele hele, onların kuruma katkısı tacize uğrayandan daha fazlaysa...

Kıyafeti, miyafeti boşverin.

Kolinizi hazırlayın.

İş yerinizi terk edin!

Tabii ki, gerekçe sizin kıyafetiniz olacak.

Ve erkek bilinçaltına bağlanacak.

O kadın çalışan da evinin yolunu tutacak!

*

Bizi (beni) ne rahatsız etti pek emin değiliz.

Washington Post'taki olay mı?

Yoksa bunun Türkiye'de duyurulması mı?

Dahası Serdar Turgut gibi zeki, kalıpların ve kurumların insanlar üzerindeki baskısını reddeden bir yazar tarafından kaleme alması mı?

İşin aslı şu: Evet, gazetenin bazı kadın muhabirleri ve yöneticileri rahatsız olduk, oturduk konuştuk. Bu yazıyı, ister gazete yönetimine, ister yazıyı yazan köşe yazarına, ister erkeklerin bilinçaltına cevap olarak değerlendirin.

Biz sadece...

Derdimizi özetlemeye çalıştık.

*

Ama...

Yazı bu kadar acıklı bitmeyecek!

İşin esprisi de ihmal edilmeyecek.

Eylem yapacağız arkadaşlar!

Yaz sona ermeden, insanları eriten sıcak devam ederken, önümüzdeki günlerde, bileklere kadar inen etekler giyip (koyu renk) başımıza eşarplar takıp (saç da tahrik edicidir!) ortalıkta öyle dolaşacağız. Çoraplar da olacak ayağımızda tabii.

Artık barda da akşam meyve suyu içeriz!

HAMİŞ: Şunu da söyleyeceğim işte! Hızımı alamıyorum: Bizler hangi görüşmeye hangi kıyafetle, demek istiyorum ki, kime nasıl giyinerek gideceğimizi gayet iyi ölçeriz de, tartarız da. Bunu kestirecek kadar büyüdük! Biz kocaman olduk. Nasihat almaya, hele hele kılık kıyafetimize dair bir erkek tarafından güdülmeye hiç mi hiç ihtiyacımız yok. Oldu mu? Tamam mı?

Bu da böyle biline...

Olayın Özeti Kutusu

Amerika Birleşik, olup olmadığı belli olmayan, Devleti'nin en meşhur gastesi Washington Post'ta haber kaynağının cinsel tacizine uğrayan bir kadın muhabir, durumu gastesine açıklamış ve şu cevabı almıştır:

‘‘Mesai saatleri içinde bu kadar açık saçık kıyafet giyersen böyle şeylerin olmasını da beklemen gerekir’’.

Serdar Turgut da geçen cumartesi, medya köşesinde bu konuyu, o kadın muhabirin işten atıldığını okurlara aktarmıştır. Bu yazı aynı gün Hürriyet Gazetesi'nin birinci sayfasından irice anons edilmiştir...

X