"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ayşe'nin gözlüğü

Ayşe ARMAN

Kardinal ve genç rahip Bir internet dalgası daha...

Hani herkes hoşuna giden şakaları/ esprileri birbirine yolluyor ya...

Kimbilir belki de, siz ‘‘gümüş çorba kepçesi’’nin hikayesini biliyorsunuzdur ama ben bilmiyordum. Benim gibi bilmeyenler olabilir dedim. Bilmem ki hata mı ettim? Yollayan beyefendiye teşekkür ederim. Böyle manalı esprilerin devamını temenni ederim.

* * *

Kardinal, genç rahibi akşam yemeğine evine davet ediyor.

Genç rahip, kapalı giysiler içinde de olsa, hizmetçinin fevkalade bedeninden bir an olsun gözlerini ayıramıyor.

Bir ara...

Bir kardinale bakıyor, bir de söz konusu güzelliğe.

Ve düşünmeden edemiyor:

- Aralarında bir şeyler var mı acaba?

Kardinal, sanki genç rahibin düşüncesini okuyor ve:

- Bu genç ve güzel kızla ilişkimiz, tamamiyle profesyonel. Evin işlerini görmek üzere tutulmuş bir hizmetçi o. Değil bir gece, bir saniye bile benim yatağıma girmedi. Aklına başka bir şey getirme oğlum! diyor.

* * *

Bir hafta sonra, hizmetçi kardinalin odasına geliyor.

- Misafirinizin geldiği akşamdan beri, o gümüş çorba kepçesini bulamıyorum. Onun alıp götürdüğünü düşünmezsiniz değil mi? diyor.

Kardinal, cevap veriyor:

- Ondan asla şüphe etmem. Ama yine de bir mektup yazarım.

* * *

Ve aynen şöyle yazıyor:

- Sevgili oğlum, evimden bir gümüş çorba kepçesi aldığını söylemiyorum. Almadığını da söylemiyorum. Ama bildiğim bir gerçek var: Sen geldiğin geceden beri, gümüş çorba kepçesini bulamıyoruz.

Bir kaç gün sonra...

Kardinal, genç rahipten şu mektubu alıyor:

- Muhterem Peder, hizmetçinizle yattığınızı söylemiyorum. Yatmadığınızı da söylemiyorum. Ama bildiğim bir gerçek var: Eğer geceleri

kendi yatağınızda yatıyor

olsaydınız, gümüş çorba

kepçesini şimdiye kadar çoktan

bulurdunuz!

Bir gazetede yazarlık yapıyor olabilir

Büyük harflerle yazılmış:

‘‘Reha Muhtar'ı aratmayan sorular burada’’.

Cümlenin sonuna üç adet ünlem işaretinin konulması da ihmal edilmemiş.

Belli ki pek eğlenilmiş.

Kalkılmış ABD mahkemelerinde sorulan absürd sorular derlenmiş ve tüm bunlar Türçeye çevrilmiş. İnternet sayesinde de herkes birbirine göndermiş. Bu mahkeme soruları Ayşe'nin de çok hoşuna gitmiş. Herkesin İnternet kullanıcısı olmadığını düşünerek, kimse eksik kalmasın istemiş. Yazayım gitsin demiş. Bence iyi etmiş! Ben olduğum için söylemiyorum, böyle de düşüncelidir Ayşe...

***

* Uykusunda ölen bir insan, ertesi günün sabahına kadar bunun farkına varamaz değil mi?

* En küçük olan oğlunuz, hani şu yirmi yaşında olan, kaç yaşındaydı?

3) Resminiz çekilirken siz orada mıydınız?

* Yalnız mıydınız, yoksa kendi başına mıydınız?

* Savaşta öldürülen kardeşiniz miydi, yoksa siz miydiniz?

* Sizi öldürdü mü?

* Çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?

* Oradan ayrılana kadar orada mı kaldınız?

* Kaç kere intihar etmeyi başardınız?

* Soru: 8 Ağustos'ta mı hamile kaldınız.

Cevap: Evet.

Soru: Peki o anda siz ne yapıyordunuz?

* Soru: Merdivenler alt bodruma iniyor dediniz, değil mi?

Cevap: Evet.

Soru: Peki bu merdivenler yukarı da çıkıyor mu?

* Soru: Geçen yıl kusursuz bir balayına çıktınız, değil mi?

Cevap: Evet, Avrupa'ya...

Soru: Eşiniz de sizinle geldi mi?

* Soru: İlk evliliğiniz niçin sona ermişti.

Cevap: Ölüm sebebiyle.

Soru: Kim ölmüştü?

* Soru: Şüpheliyi tarif edebilir misiniz?

Cevap: Orta boyluydu, sakalı vardı.

Soru: Erkek miydi, yoksa kadın mı?

* Soru: Otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?

Cevap: Akşam 8:30 civarında başladık.

Soru: Bay ..., o esnada ölü müydü?

Cevap: Hayır, sandalyeye oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu!

* Soru: Otopsiye başlamadan önce Bay ....'nın nabzına baktınız mı?

Cevap: Hayır.

Soru: Kalbini dinlediniz mi?

Cevap: Hayır.

Soru: Nefes alıp almadığını kontrol ettiniz mi?

Cevap: Hayır.

Soru: O halde siz otopsiye başlarken Bay .... hala yaşıyor olabilir, değil mi?

Cevap: Hayır.

Soru: Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz doktor?

Cevap: Çünkü adamın beyni masamın üstünde bir kavanozun içindeydi...

Soru: Yine de hasta hala yaşıyor olamaz mıydı?

Cevap: Evet, hatta şu anda bir mahkeme salonunda avukatlık yapıyor olabilir!

X