Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ayşe Hanım'ın sevgi çıkmazı

    Hürriyet Haber
    12 Eylül 1998 - 00:00Son Güncelleme : 12 Eylül 1998 - 00:01

    Ayşe Tülümen, İngilizce öğretmeni. Gümüşyaka'daki yazlığında kedileri ve köpekleriyle bir dünya kurmuş kendine. Ayşe Hanım'ın hayvanlara yönelttiği sevgisine, öylesine engeller konmuş ki, uğruna bir servet harcadığı hayvan sevgisi, bir çıkmaza girmiş şu sıralar.

    Ataköy'de oturan Ayşe Tülümen, köpeği yüzünden apartman komşularıyla arası açılınca, çareyi şehirden kaçmakta bulmuş. İstanbul'un 80 kilometre dışında, Gümüşyaka'da deniz kenarında, büyük bir bahçe yazlık almış beş yıl önce. Köpeği Cindy ve sokaktan sahiplendiği kedileriyle birlikte, insanlardan uzakta yeni bir yaşam kurmuş kendine.

    Cindy, bir yıl sonra dört yavru dünyaya getirdi. Kedilerinin sayısı ise sekize çıktı. Ayşe Hanım'ın bahçesindeki kedi ve köpek sayısı 13'e ulaşınca, Ataköy'deki huzursuzluk Gümüşyaka'da da patlakvermiş. Komşular önce köpeklerin sesinden şikayetçi olmaya başlamışlar. Köpekler bahçede bağlı olmasına rağmen, çocuklarının korktuğunu iddia etmişler. İşi, Gümüşyaka Belediyesi'ne şikayet etmeye kadar götürmüşler. Gümüşyaka Belediye Başkanı, telefonla arayıp, ‘‘Üç beş köpek için boşuna yaşamını zora sokma. At gitsin onları’’ diye nasihat etmiş.

    Bu arada, köpeklere taş atıp kışkırtanlar, sopalarla dövmeye kalkanlar, su atanlar da çıkmış. Kısacası, hayvan sevgisi yüzünden yaşamın ikinci kez cehenneme dönmüş Ayşe Tülümen'in.

    Dağ gibi sorunlar

    Sitede huzursuzluk doruk noktasına ulaşınca, çareyi köpeklerini evden uzaklaştırmakta buldu Ayşe Tülümen. Edirne'deki bir arsasını alel acele yok pahasına sattı. Üç yıl önce, bir buçuk milyar lira ödeyip, evinden 500 metre uzakta iki dönüm arazi satın aldı.

    Niyeti köpekleri için burada bir barınak yapmaktı. Yerleşim merkezinden uzakta olan arazi parçası üzerinde çiftlik çalışmalarına başladığında ise dağ gibi sorunlar çıktı karşısına.

    Köpek barınağına gidecek yol yoktu. Belediyeden yardım istedi, dinlemediler bile. Barınağa ulaşabilmek için eski bir jeep satın aldı.

    Elektriği yoktu. Bir jeneratör alıp sorunu çözdü.

    Su için artezyen kuyusu açtırdı.

    Bakıcı için bir çiftlik evi yaptırdı.

    Arazinin etrafını tel örgüyle çevirdi.

    Kısacası 1.5 milyar lira daha harcadı.

    Bakıcı bulamadı

    Köpekleri yeni kulübelerine yerleştirmeden önce bir kez daha tıkandı kaldı. Kimse köpek bakmak istemiyordu. Haftalarca köpeklerine bakacak bir aile aradı. Gelen birkaç gün çalışıp 'Aman köpek pisliğimi temizleyeceğiz' diyerek kaçıyordu. Sonunda köpeklerine bakacak bir aile buldu.

    Çok geçmeden bir grup barınağı bastı. Kulübeleri parçalayıp jeneratörü çaldı. Ayşe Tülümen herşeye rağmen barınağı onardı, yeni klübeler yaptırdı. Ancak tüm bu olumsuzluklara dayanacak gücü de kalmadı. Tülümen, ‘‘İnsanların hayvanlara karşı bu kadar acımasız olduklarına inanamıyorum. Sırf köpek besliyorum diye çevrem bana düşman oldu. Hatta köpek sevgime de şaşırarak, 'Bu yaratıklara nasıl bakıyorsun, bunlar pistir, hastalık bulaştırırlar' diyenler bile çıktı. Oysa onlar, çoğu insandan daha temizler. Bütün aşılarını da yaptırıyorum. Kimseye zararları yok. Hatta yararları var. Bu çevredeki çoğu siteye hırsız girdi. Ancak köpeklerimin varlığı sayesinde bizim sitenin çevresine kimse yaklaşamadı. Onlar benim güvencem. Onların sayesinde evimde yalnız ve güvenli bir şekilde yaşıyorum’’ diyor.

    Köpek sevgisi yüzünden başına gelmedik kalmayan Aye Tülümen, ‘‘Çevrem beni köpeklerimden ayırmak isteyen insanlarla kaynıyor. Onlara yenilmemek için büyük bir mücadele veriyorum’’ diyor. Ve tek başına sürdürdüğü bu mücadelenin kendisini yorduğunu söylüyor. Ayşe Tülümen, yıllarca üzerinde titrediği, varını yoğunu harcadığı köpeklerine, bundan sonraki yaşamlarını sürdürebilecekleri yeni yuvalar arıyor.

    Papağan avı

    Dünyanın dört bir yanında evlere giren papağanların kaynağı, Afrika, Güney Amerika, Avustralya ve Hindistan'daki vahşi ormanlar. Uzmanlara göre, dünyaya dağılan 100 papağandan ancak beşi hayvanat bahçelerinde ve çiftliklerde üretilebiliyor.

    Hiç düşündünüz mü? Vahşi ormanlarda yaşayan papağanlar nasıl yakalanıyor?

    Papağanların en büyük talihsizliği, biyolojik saatlerinin hiç şaşmaması. Gün batımına yakın, aynı saatte sürüler halinde anı ağaçlarda toplanmaları, papağan avcılarının işini kolaylaştırır.

    Avcılar, ya bizzat o bölgede yaşayan kabilelerin insanları dır. Ya da bu işi meslek edinmiş yabancılar. Kabile üyesi olmayan avcılar, av için hediyelerle reisi ikna etmek zorundadır. Av, ökseyle yapılır. Papağanların akşam toplandıkları ağa tespit edilir. Ökselenir ve beklenir.

    Kimi zaman ökseye ilk yapışan papağan yaygarayı kopartınca diğerleri kaçar. Kimi zaman av berektli olur.

    Ökseye yapışan papağanlar, gaga darbelerinden korunmak için brandadan yapılmış sert eldivenler giyen avcılar tarafından yakalanır. Kafeslere konur. Yaşlı papağanlar işe yaramadıkları için ayrılırlar. Gençler, bir süre kabiledeki kadınlar tarafından beslenir. Bu günler, doğal ortamlarından koparılan papağanlar için yeni hayatlarına alışma dönemidir.

    Papağanlar, kendilerini tutan eldivenli eli ömürleri boyunca unutmazlar. Eldivenli bir ele her zaman aşırı tepki gösterirler. Papağanların kadınlara ve çocuklara hep daha yakın olmaları ise, ilk günlerde yerli kadınlar ve çocukları tarafından beslenmelerinden kaynaklanır.

    Kabiledeki rehabilitasyon dönemini tamamlayan papağanlar, yine eldivenli avcılar tarafından alınıp kafeslere konulur. En yakın limana yea da havaalanına götürülerek dünyanın dört bir tarafına dağılırlar.

    Ölümün iki yüzü

    Bülent OVACIK

    Bizimkiler, köpekleri toplayıp Kemerburgaz Çöplüğü'nde ölüme terkediyorlar. Amerika Birleşik Devletleri'nde, hayvan beslemenin, ölümü nasıl geciktirdiği araştırılıyor.

    Pennsylvania Üniversitesi uzmanları, hastalık veya yaşlılıktan ölme riski çok fazla olan 75 kişiye, bakmaları için birer evcil hayvan vermişler. Genelde düşük gelir grubunda bulunan, sağlık problemleri olan ve yalnız yaşayan bu kişilerin evlerine aldıkları hayvanlarla kısa sürede kaynaştıkları ve onların sorumluluklarını üzerlerine aldıkları görülmüş. Bu duygunun ise kişilere yaşama gücü verdiği saptanmış.

    Araştırmayı yürüten insan gelişimi uzmanı Dr. Daniel Lago'nun verdiği bilgiye göre, hayvan aldıktan sonra, ölmeleri beklenen yaşlılar ölmemiş. Hasta olanların ise durumlarında iyiye doğru gelişme görüldü.

    Dr. Lago, bu durumu, ‘‘Yeniden başkasına yararlı olduğunu görmek ve başkalarının kendisine ihtiyaç duyduğunun bilincine varmak, kendini yalnız hissetmeye son vererek yaşamını, hayvan da olsa, bir başkasıyla paylaşmak’’ diye açıklıyor.

    Dr. Lago, evine köpek aldıktan sonra düşerek kaburgalarını kıran 80 yaşındaki bir kadının, köpeğine bir an önce kavuşabilmek için doktorların tahmin ettiğinden çok daha hızlı bir iyileşme gösterdiğini vurguluyor.

    Eğitmen Gözüyle

    Köpeklere masaj

    Bir hayvanı okşamak, insanın tansiyonunu düşürür, huzur verir. Köpekler de okşanmaktan büyük keyif alır. Pek çok veteriner ve hayvanlarla uğraşan bilim adamına göre masaj; köpeğinizin sağlığını, davranışlarını düzeltir.

    Köpeğinizi masaja alıştırmak için, sakin olduğu bir sırada yavaşca yaklaşıp, teskin edici konuşmalar yapın. Bir elinizi köpeğinizin kalbine koyun. Diğer elinizle de sırtını yukarıdan aşağıya sıvazlayın. Bu hareket, köpeğin kafa arkasındaki enerjiyi hızlı ve düzenli bir şekilde aşağıya yayacaktır. Enerji dağılımını homojen hale getirmek için, bacaklarını da yukarıdan ayağıya doğru ovmak gerekir.

    Bu işlem tamamlandıktan sonra, her iki elinizle omurganın iki yanındaki adeleleri ovuşturun. Kürek kemiklerinden başlayarak, parmaklarınızı hafif dairelerle kuyruk köküne ulaşıncaya kadar hareket ettirin. Omurga dışında kalan bölgeleri, ele daha sert gelen kasları keşfetmek için araştırın. Sertleşmiş kas kütlelerine özen gösterip, en sert bölgelere masaj yapın.

    Bazen, parmak uçlarınız köpekleri gıdıklayabilir. Böyle durumlarda avucunuzun içini kullalın. Sırtın ve arka bacaklarının ovulmasına tepkisini ölçün. Eğer izin veriyorsa, biraz da mide üzerinde çalışın.

    Ayak altlarındaki yastıkları ve parmak aralarındaki deriyi de ovun. Köpeğiniz, ayaklarına dokunulmasından hoşlanmıyorsa, bu bacağı köpeğin göğsüne doğru katlayın. Bu pozisyonda daha az tepki gösterdiğini göreceksiniz.

    Köpeğin kulak kepçelerinin içini ve dışını, başa birleştiği noktaları ovarak masaj seansını tamamlayın. Her iki kulak ve ayaklar iyi masaj bölgeleridir. Tüm bedenin enerji yolları ve akupunktur noktaları buradadır.

    Masaj sırasında, belki de köpeğinizdeki bazı olumsuzlukları da sezecek, varsa yara bereleri tespit edecveksiniz. Parazitleri varsa keşfedeceksiniz. Köpeğiniz artık veteriner hekim muayenesinde, daha az tepki gösterecek. Yarışmalarda hakem yoklamalarına ses çıkartmayıppuan toplayacak.

    Cihan ÖZYAĞMUR (Köpek Eğitmeni)

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı