"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ayşe Arman: Tam bir gazinocu torunuyum







Ayşe ARMAN

Mahmut Anlar'a göre gece kulüplerindeki Orhan Baba modasından sonra sıra Zeki Müren'de

Dedem ve büyükdedem İstanbul'da gece hayatının neredeyse başlangıcı olan insanlar. Büyük dedem Taksim Kristal Gazinosu'nun sahibi. Safiye Ayla'ların Münir Nurettin Selçuk'ların dönemi. Sonrasında babamın babasının (onun adı da Mahmut Anlar) dönemi başlıyor. Yani Küçük Çiftlik Parkı, Kazablanka Gazinosu. Zeki Müren'in ilk defa sahneye çıktığı mekanlar. Tam bir gazinocu torunuyum anlayacağınız. Dedemin mekanlarından hayal meyal hatırladığım Zeki Müren dekorları var. Kafesler, güller, kuşlar. Benzer dekorları yeniden yorumlayıp Safran-Buz'da kullandım.

Bir mekanı en ucuz ve en pahalı kaça mal edebilirsiniz?

- 15 bin dolardan itibaren, sonsuza kadar gidiyor...

Adınız ‘‘ucuzcu mimar’’a çıkacak diye korkmuyor musunuz?

- Asla! Aksine sevinirim. Yakından tanımayanlar pahalı olduğumu düşünüyor da. Hiç böyle endişelerim yok. Zaten bunlar yaşanılan süreç içinde görülüyor. Mimarlık da avukatlık, doktorluk gibi aslında bir şans işi. Herkesin sevdiği, benimsediği doktorlar vardır ya, mimarlar da bu gruba girer.

Bir mekanı ucuz yapabilmenin sırrı nedir?

- Ayağını yorganına göre uzatacaksın derler ya, o hesap, hayallarini de bütçene göre kuracaksın! İlla parayla mucizeler yaratabilirsin diye bir şey yok. Bir bistroya İsveç dizaynı çelik kül tablası koymak gibi bir görgüsüzlük yapmam. Ya da yazlık bir yere ithal aksesuvarlar kullanarak kasvetli hale getirmem. Ama bazen ciddi anlamda ağır ve lüks mekanlar yaratmak zorunda kalıyorsun. Hedeflediğin kesim zaten evinde çok lüks yaşıyor, o insanları evinden çıkartıp getiriyorsan, hiç olmazsa bir artı sunmak zorundasın. Bunun da bir maaliyeti oluyor tabii.

Safran- Buz'un komik denilebilecek bir paraya mal olduğu doğru mu?

- Tastamam herşey 15 bin dolara mal oldu. Ama tabii bu istisnai bir durum, onlar benim can arkadaşlarım. Safran-Buz’da piyasada yapılan bir sürü işe itiraz var aslında. Bizzat kendi yaptıklarıma da. Farklı bir tarz denendi. Ve 10 günde bitti.

Laila ve Havana kaç paraya çıkmıştı?

- İkisi de görüntüsünden çok daha ucuza çıkmış mekanlardır. Laila'da son derece basit malzemeler kulllandık. Üç haftada yaptık. Üç dönümlük bir yeri olduğu gibi değiştirdik.

Chinawhite'ı profesyonel gözüyle nasıl değerlendirirsiniz?

- No comment!

Bir gece mekanının tutmasında müdavimlerin payı ne kadar? Dekorasyonun payı ne kadar?

- Müdavimler önemli tabii. O yerin bir ruhu olduğunu gösteriyor. Ve bunun dekorasyonla her zaman bir alakası yok. Safran mesela, bir mimar tarafından dekore edilmemiş gibi duran bir yerdir. Popülaritesi hiçbir zaman dekorosyonuyla olmadı.

Geceleri sürekli sokaklardasınız, ne zaman vakit bulup çalışıyorsunuz?

- Üstelik güne de son derece erken başlarım. Bilmiyorum, benim de inanamadığım bir enerjim var. Yaptığım işi çok sevmeme bağlıyorum.

Nasıl bu kadar iyi dans ediyorsunuz?

- Nereden bileyim canım! Çocukluğumdan beri sevdiğim bir şey. O da sevdiğim için iyi oluyordur.

Gece dolaşma hattınızı çizin...

- Büyüt hatlar çizmem ki! Oradan oraya koşturmayı sevmem. Ama mesleki takip diye bir şey var. Türkiye'yle de sınırlı değil bu. Dolayısıyla bazen öyle çok dolaşırım ki, gece hayatı azap olmaya başlar. Bunun dışında bir de eğlendiğim yerler vardır. Buz eşittir Ender ve Lál. Safran eşittir Altan. Bunlar çok yakın arkadaşlarım, onların mekanlarında çok eğleniyorum ve Nue Pera'ya gidiyorum.

Orada Orhan, burada Zeki

Öyle insanlar vardır. İsimleri asla tek başına söylenmez. Soyadlarıyla birlikte anlam kazanır. Canbartu, Fatihaltaylı ve Pakizesuda gibi. Tek isim sanki. Mahmutanlar da aynı hesap. Bu yüzden olsa gerek, dün bir halt edip, soyadını yanlış yazmışım. Mahmuthanlar değil, Mahmutanlar olacak. Ben bir ‘h’ eklemişim siz eklemeyin. Mahmutanlar'ın gece hayatına yönelik bir tespiti var. Safran'da Altan bir Orhan Gencebay modası başlatmıştı, hepimize bir teselli veriyordu. Arada bir Orhan Baba attırmak fena halde yaygınlaştı. Patenti Aslı Altan'a aittir yani. Şimdi sıkı durun, sıra Zeki Müren'de. Mahmutanlar'ın Safran-Buz dekorasyonundan öyle anlışılıyor. Demek ki, yeni jenerasyon Zeki Müren'i yeniden kendine göre yorumlayacak. Nasıl bir sonuç çıkacağını hep birlikte göreceğiz. Son dönemlerde önümüze gelen gece kulüplerinden Chinawhite dekorasyon maliyeti olarak nasıl bir uçtaysa, Safran-Buz da öbür uçta. Ben kalitelerini tartışacak yetkinlikte değilim. Biri ne kadar sıkış sıkışsa öbürü o kadar boş. Tamam, biri çok büyük alan, diğeri bahçeye açılan bir salon kadar, tabii ki kıyaslamak doğru değil ama dolarları arasında da uçurumlar var. Kulaktan kulağa anlatılıyor, Safran-Buz sadece 15 bin dolara çıkmış deniyor. Yastık altındaki paralarını toplayan herkes bu işi yapabilirmiş gibi geliyor. Ama siz siz olun yine de kalkışmayın! Bu arada Chinawhite'le ilgili anlatılan bir öykü var ki, o da çok komik. Gece kulubü müdavimlerinden biri, Chinawhite'da bir kıza bakarken, (kız da bakılacak gibiymiş) önündeki havuza düşüyor. Düştüğünü kavradığı anda ne yapıyor? Hiçbir şey olmamış gibi yüzmeye başlıyor. Peki havuza düşen adamın adı neymiş? Bahadır Balık! Neyse, ben artık sizi Mahutanlar'la başbaşa bırakayım...

X