Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aynı tas aynı hamam...

Oktay EKŞİ

Bu da, bilinen oyunun tekrarı gibi oldu. Hani her yılın ekim ayı başında tiyatro mevsimi açılır ya... Düşünün ki aynı tiyatroda her yıl ekim ayının ilk günü aynı oyun sahneye konuyor ve izleyiciler de aynı kişilerden oluşuyor:

Cumhurbaşkanı, Başbakan, siyasi partilerin liderleri, Adalet Bakanı, Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi üyeleri, öğretim üyeleri vs..

Sonra Yargıtay Başkanı çıkıp yeni adli yılın başlaması dolayısıyla geçen yıl söylediklerini devletin yukarıda saydığım ‘‘büyük’’leri huzurunda tekrarlıyor, onu Türkiye Barolar Birliği Başkanı izliyor. O da geçen yıl aynı törende aynı kişiler huzurunda söylediklerini üç aşağı beş yukarı aynen tekrarlıyor. Üstelik aynı saygıdeğer kişiler tarafından hararetle alkışlanıyorlar... Ve perde bir yıl sonra aynı oyunla açılmak üzere kapanıyor.

Efendim bu defa Başbakan törene gelmemişti diyebilirsiniz. Dedikleriniz doğru da olabilir. Ama bunların hiçbiri, bu törenlere katılmadılar, oralarda neler dendiğini hiç duymadılar, o yüzden de Adalet Reformu diye yıllardır feryat edenlerin seslerini duyamadılar, diyemezsiniz.

O halde, dün Yargıtay Birinci Başkanı Mehmet Uygun ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Eralp Özgen'in söyledikleri karşısında ne diyeceğiz?

Uygun yıllardır seleflerinin söylediklerini bir kere daha haykırıyor:

‘‘Demokrasilerin güvencesi ve aykırılıklara dur diyebilen kurumu, yargıdır. Bu ilkeler ışığında Türk yargısına baktığımızda; tam bağımsız ve yargıçları tam güvenceli bir yargımız var mıdır? Hayır, yoktur. Yargı organımıza işlevlerini etkin ve eksiksiz yerine getirebilme olanakları tanınmış mıdır? Hayır, tanınmamıştır. Şu kesin bilinmelidir ki; bağımsızlık ve güvence ne yargı, ne de yargıç için istenen ayrıcalık değildir. Hakkın, eksiksiz, etkisiz, ödünsüz gerçekleştirilmesi için gereklidir.’’

Anlayana başka ne denir?

Ama anlayana...

Ardından belki de en etkili uyarıyı şu sözlerle yapıyor:

‘‘İktidarda iken hukuka siyaseti sokmak yerine, hukuku siyasete egemen kılmak erdemini gösteren siyasiler tarihin ebedi saygısına layık olacaklar ve hep böyle kalacaklardır. Ne mutlu onlara. Aksi tarihte çok yaşandı. Geçmişten ders alınsın.’’

Hazindir... Eralp Özgen'in sözleri de en az Uygun'unki kadar etkileyici ve çarpıcı... Aynı istekleri o da tekrarlıyor. ‘‘Mafyanın, adalet mekanizmasının yerini aldığını’’ söylüyor. Yozlaşmaların her türüne örnekler gösteriyor. Ama söylediklerinin buz üzerine yazı yazmaktan farkı olmadığını biliyor.

Bunları düzeltmesi gerektiği halde sonra kıllarını dahi kımıldatmayanlar sonra da utanmadan ‘‘Türkiye hukuk devletidir’’ diyorlar.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI