Aynı iftiradan 14 yılda 9 kez aklanma

Hürriyet Haber
06.07.2015 - 01:26 | Son Güncelleme:

Her şey 2001 yılında o tarihte UZAN Grubu’na ait olan STAR gazetesinin yayınlarıyla başladı. Uzan Grubu, o tarihlerde sistemli bir şekilde Doğan Grubu aleyhine yayınlar yapıyordu. Star, bu politikasının bir parçası olarak 1, 2 ve 4 Ekim 2001 tarihlerinde, Hürriyet ve o dönemde Doğan Grubu’na ait olan Milliyet gazetelerinin kâğıt ithalatlarını yurtdışındaki off-shore şirketler üzerinden yaptıklarını, bunun sonucu kâğıt maliyetlerinin çok yükseldiğini, her ikisi de halka açık olan bu şirketlerin, dolayısıyla da yatırımcıların zarara uğratıldığını iddia etti.

Uzan Grubu’nun bu gazetelerin kâğıt maliyetinin yüksek olduğu yolundaki iddiaları gerçek dışıydı. Gelgelelim bu iddialar daha sonra iktidara gelen AK Parti hükümetleri döneminde de sıkça tekrarlandı. Aradan geçen 14 yıl boyunca bu iddiaların doğru olmadığı muhtelif kurumlar, bilirkişiler ve mahkemeler tarafından defalarca tescil edildi.
Ancak bu dosya Doğan Grubu üzerinde ısrarla gündemde tutuldu.
Dosyaya son noktayı kısa bir süre önce
23 Haziran 2015 tarihinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu koydu. Sonuç yine değişmedi. Basında yer alan haberlere göre, Genel Kurul, “Davanın usule uygun açılmadığı” gerekçesi ile dosyanın sanıklar lehine bozulmasına karar verdi. Gerekçeli karar henüz yazılmadı ancak Doğan Grubu’na isnat edilen eylemlerin yasal dayanığının olmadığı bir kez daha kesinleşmiş oldu.
İşte 14 yıldır ısıtılıp ısıtılıp yeniden gündeme sürülen bu dosyada Doğan Grubu’nun defalarca aklandığı o sürecin öyküsü…

YIL 2001, İFTİRA SAHİBİ: UZANLAR


Uzan Grubu’na ait Star gazetesinde yer alan Doğan Grubu’nun off-shore şirketler üzerinden pahalı kâğıt kullandığı iddiaları üzerine Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 4 Ekim 2001 tarihinde inceleme başlattı.
Doğan Grubu gazetelerinin yüksek bedelli gazete kâğıdı ithal edip etmedikleri 7 yıl süreyle didik didik edilerek incelendi.
Bu süreç içinde SPK tarafından Doğan Grubu’ndan toplam 33 ayrı yazı ile bilgi ve belge istendi. Grup, SPK tarafından istenilen bilgi ve belgeleri 100’ü aşkın klasör halinde zamanında ve eksiksiz olarak teslim etti.
Doğan Grubu’na ait yurtdışındaki şirketlere ilişkin tüm bilgiler ve belgeler de SPK’ya teslim edildi. SPK’daki inceleme uzun yıllara yayılan çetrefil bir süreç içinde seyretti.
Bu süreçte yanlış kişi ve kurumlardan gereksiz bilgi ve belgeler toplanarak zaman kaybedildi.
2008 yılı Eylül ayında Almanya’da görülen ve mahkumiyetle sonuçlanan Deniz Feneri Derneği davasından kaynaklanan yolsuzluk haberlerinin yayımlanmasının ardından Doğan Grubu’na yönelik siyasi baskıların artmasıyla birlikte, SPK, 7 yıldır sonuçlandırmadığı incelemeyi ivedilikle rapora bağladı.
SPK’nın14 Ekim 2008 tarihli
inceleme raporu, eksik bilgi ve belgelere, varsayımlara dayalıydı.
Nitekim rapor bu durumu kendisi de
itiraf ediyor ve “Ek bilgi ve belge istenilmesine karar verildi” diyordu.
SPK, yine de “Güveni Kötüye Kullanma Suçu” işlendiği iddiasıyla Doğan Grubu hakkında Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

1-AKLANMA/2002

7’NCİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: BU BİR İFTİRA


Gazete kâğıdı ithalatı ile incelemeler SPK ile sınırlı kalmadı. SPK’nın incelemesi sürerken Star gazetesinin haksız iddialarına karşı Doğan Grubu tarafından Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Uzan Grubu aleyhine dava açıldı.
Mahkemece atanan bilirkişilerin her iki grubun kâğıt maliyetlerini karşılaştırması sonucunda düzenledikleri raporda Doğan Grubu’nun kâğıt maliyetlerinin Star gazetesinden ‘daha düşük’ olduğu saptandı.
Mahkemenin 28 Mayıs 2002 tarih ve 2001/ 780 E- 2002/367 K sayılı kararında, “Bilirkişilerin bu konuda yapmış oldukları inceleme sonucuna göre ileri sürülen itham ve iddiaların gerçekle ilgisinin bulunmadığı, haber değerinin olmadığı anlaşılmıştır. Ancak basın alanında yer alan her iki kuruluşun olayın geçtiği günlerde birbirleriyle sürtüşme içine girdikleri, bu sürtüşmenin doğurduğu şahsi kin ve garez ile hareket eden davalı tarafın (Uzan Grubu’nun) davacıyı (Aydın Doğan’ı) piyasada yıpratmak, onu kamuoyunda küçük düşürmek amaçlı olarak davaya konu haberleri yaptığı sonucuna varılmıştır” gerekçesi ile toplam 12 bin TL tazminata hükmetti.
Söz konusu karar 8 Nisan 2003 tarihinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından onaylanarak kesinleşti.


2-AKLANMA/2005

MALİYE BAKANLIĞI: KÂĞIT FİYATI YÜKSEK DEĞİL, DÜŞÜK!


SPK dışında konuyu büyüteç altına alan bir kurul daha vardı: Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu...
Sektörde faaliyet gösteren birçok yayın kuruluşunun 2001 yılı kâğıt maliyetlerinin incelenmesi sonunda düzenlenen 31 Mayıs 2005 tarihli Müteferrik İnceleme Raporu’nda’, ‘Doğan Dış Ticaret ve Mümessillik A.Ş.’nin alışlarının yüzde 4’lük kısmının yüksek bedelli, yüzde 96’lık kısmının da düşük bedelli olması nedeniyle, Doğan Dış Ticaret ve Mümessillik A.Ş.’nin yüksek bedelle gazete kâğıdı, magazin kâğıdı ve baskı malzemeleri ithalatı yaptığı iddiasının yerinde olmadığı” sonucuna ulaşıldı.
Böylelikle Doğan Grubu’nun kâğıt maliyetlerinin sadece Uzan Grubu değil, diğer rakiplerine ve emsallerine göre de düşük olduğu tespit edilmiş oldu.


3-AKLANMA/2005

ALMAN MALİYE BAKANLIĞI: İŞLEMLER UYGUN


İddialar yurtdışına da taşınınca 2005 yılında Almanya Maliye Bakanlığı, Hürriyet’in Almanya şubesi ‘Hürriyet ZweigniderLassung’un yurtdışı şirketlerinden yaptığı 2002, 2003 ve 2004 yıllarına ait kâğıt alımlarını “Transfer Fiyatlaması ve Örtülü Kazanç Aktarımı” kapsamında inceledi.
Bu inceleme sonucunda Hürriyet ZweigniderLassung’e herhangi bir tenkit ve cezaya gerek olmadığına karar verildi.
Böylelikle T.C. Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu’nun incelediği, 2001 dönemi dışında, Alman Maliye Bakanlığı 2002, 2003 ve 2004 yıllarını da işlemler yönünden uygun bulmuş oldu.


4-AKLANMA/2009

ÜSKÜDAR BAŞSAVCILIĞI: KOVUŞTURMAYA GEREK YOK


Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı, SPK’nın 2008 Ekim ayındaki suç duyurusu üzerine başlattığı soruşturmada SPK raporunun yetersiz kaldığı sonucuna vararak. 29 Aralık 2008 tarihinde ek rapor istedi.
SPK, ikinci raporunu
üç ay sonra, 6 Nisan 2009 tarihinde tamamlayarak Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.
İkinci rapor ile SPK’nın ilk rapordaki tespit ve iddialarının tamamen yanlış olduğu, tahmine ve yoruma dayandığı bir kez daha ortaya çıktı.
Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı, 8 Haziran 2009 tarihli kararında iddia olunan ‘Güveni Kötüye Kullanma Suçu’nun yasal unsurlarının olayda bulunmadığı sonucuna vararak ‘Kovuşturmama’ kararı verdi.
Üsküdar Başsavcılığı, ayrıca konunun Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet açısından incelenmesi için yetkili yargı yeri olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesini de kararlaştırdı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, önüne gelen dosyayı inceleyerek 1 Haziran 2009 tarihinde ‘Yetkisizlik Kararı’ verdi. Dosya Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı’na iade edilirken gerekçede “2499 sayılı SPK yasasının 49/1 maddesine göre aynı yasanın 47. maddesindeki suçlar nedeni ile soruşturma yapılabilmesi ancak SPK’nın açıkça bu suçtan Başsavcılığımıza başvurusu ile mümkündür. Kurulun bu yolda bir başvurusu bulunmadığı gibi eylemi vasıflandırmada Güveni Kötüye Kullanma suçunda ısrar edilmiştir. Bu aşamada yasal olarak Başsavcılığımızın SPK’nın 47. maddesi kapsamında soruşturma yapması mümkün değildir” denildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ayrıca SPK’ya 15 Temmuz 2009 tarihinde bir yazıyla, güveni kötüye kullanma suçundan yapılan soruşturma sırasında şüphelilerin ve vekillerinin yaptıkları savunma ve dosyadaki belge örneklerini göndererek, yasa kapsamında bunların incelenmesi ve “sonuçta verilecek kararın”, “kayıtlarının sonuçlandırılması yönünden” Başsavcılığa gönderilmesi talebinde bulundu. Bu yazı SPK’nın yeni bir inceleme başlatmasını tetikledi.

5-AKLANMA/2009

KADIKÖY AĞIR CEZA: KOVUŞTURMAMA KARARI KESİN

Üsküdar Başsavcılığı’nın ‘kovuşturmama’ kararı üzerine SPK, Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak bu karara itiraz etti. Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Haziran 2009 tarih ve 2009/602 sayılı kararı ile SPK itirazının reddine karar verdi. Böylece Güveni Kötüye Kullanma suçundan Kovuşturmaya Yer Olmadığına ilişkin Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararı kesinleşmiş oldu.


6-AKLANMA/2010

15. ASLİYE CEZA: FARKLI FİYAT İDDİASI İÇİN DELİL YOK


Mahkeme ‘son’ demişti ama birilerinin vazgeçmeye niyeti yoktu. ‘Güveni Kötüye Kullanma’ suçundan kovuşturmaya gerek olmadığı kesinleşince, bu kez ‘Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet’ iddiası sahneye sürüldü. SPK, yeni bir delil ortaya koymadan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15 Temmuz 2009 tarihli yazı ekinde gönderilen savunma ve belgelere yanıt niteliğindeki beyanları ilk raporuna ekleyerek yeni bir rapor oluşturdu ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyette bulundu.
Bu şikâyet üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir soruşturma başlattı, ancak yine hiçbir fiyat incelemesi, araştırması yapılmadan, Sermaye Piyasası Kanunu’nun ihlal edildiği gerekçesiyle 23 Aralık 2009 tarih ve 2009/37610 sayılı iddianame tanzim edilerek İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi ve dava açılması istendi.
İddianamenin geldiği İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi, 31 Aralık 2009 tarihinde ‘yeterli delil bulunmadığı’ndan iddianamenin iadesine karar verdi. Ancak Başsavcılık bu karara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde itiraz etti. 2. Ağır Ceza,
5 Ocak 2010 tarihinde bu itiraz üzerine iade kararını kaldırdı. Ağır Ceza Mahkemesi kararı kesin olduğu için 15. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etmek zorunda kaldı. Ancak 15. Asliye Ceza, ‘şikâyetle ilgili yeterli delil olmadığı’ ve güveni kötüye kullanma suç istinadını kovuşturmama kararınını kesinleştiren Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeni bir delil olduğu sorulmadan iddianame tanzim edildiği gerekçesiyle 6 Ocak 2010 tarihinde ‘Durma’ kararı verdi.
Sonuçta yeni delil elde edilmeden yargılamaya devam edilemeyeceği ortaya çıktı.


7-AKLANMA/2011

7. ASLİYE CEZA: BERAAT

Mahkemenin ‘durma kararı’, SPK’nın itirazı üzerine 27 Ocak 2010’da 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırıldı. Bu durumda 15. Asliye Ceza Mahkemesi, davanın usule aykırı olarak açıldığı yolundaki görüşüne rağmen davayı görmek zorunda kaldı.
Bu arada, İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi lağvedildi ve 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ne dönüştü. Dosyanın gönderildiği İstanbul 7. Asliye Ceza,
6 Temmuz 2011 tarihinde bilirkişi raporları ışığında yaptığı yargılama sonucunda “Delil Bulunmaması ve Atılı Suçun Sanıklar Tarafından İşlendiğinin Sabit Olmaması” nedeni ile “BERAAT” kararı verdi.

8-AKLANMA/2013

7. ASLİYE CEZA/YENİ HAKİM: YİNE BERAAT

İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 6 Temmuz 2011 tarihli beraat kararı SPK tarafından Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nde temyiz edildi. 7. Ceza Dairesi Yargıtay açısından pek emsali görülmemiş bir hızla 17 Nisan 2012 tarihinde karara vardı. Bu kararla Yargıtay, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin beraat kararını bozdu.
Yargıtay’ın kararı üzerine dosya yeniden İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin önüne geldi. Mahkeme, gelen dava dosyasında (ilk kararı veren hâkimin başka mahkemeye tayini nedeni ile atanan yeni hâkim tarafından) 2 Temmuz 2013 tarihli karar ile “Eski kararda DİRENİLMESİNE ve suçun yasal unsurları oluşmadığından BERAATLARINA” karar verdi.

VE SON:

9. AKLANMA/2015

YARGITAY CEZA GENEL KURULU: DAVA USULE UYGUN AÇILMADI, BERAAT


İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013 yılındaki direnme kararı SPK tarafından temyiz edildi. Dosya bu kez Ceza Usul Yasası gereği Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderildi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 23 Haziran 2015 tarihinde bu dosyayı görüşerek, basında yer alan haberlere göre, “Davanın usule uygun açılmadığı” gerekçesi ile sanıklar lehine bozulmasına karar verdi.
Gerekçeli karar henüz yazılmadı ancak bu kararla Doğan Grubu’na SPK tarafından isnat edilen suçlumaların yasal dayanığının olmadığı bir kez daha kesinleşmiş oldu.

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı