Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Aynı çözüm kümesini kullanarak farklı sonuçlar elde etmek mümkün mü?

    Prof. Dr. M. Yaşar ÖZDEN - Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı
    14.07.2014 - 09:00 | Son Güncelleme:

    Başlığı bu şekilde seçmemin nedeni bugün sahip olduğumuz ve geleceğimizi şekillendiren eğitim sistemimiz üzerinde sürekli aynı çözüm kümesini kullanarak değişimler yapıp, farklı sonuçlar almayı beklerken o meşhur tren gene istasyondan ayrılmış oluyor. Bize de arkasından bakmak kalıyor.

    Ne demek istediğimi daha açık yazmak gerekirse, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak almamız gereken 12 yıllık temel eğitim sonucunda çağın istediği insan profiline ulaşamadığımızı uluslararası alanda yapılan sınavlar ve araştırma sonuçlarından anlamak mümkün.

    Peki, durum buysa nerdeyse iki yıllık aralarla gerçekleştirdiğimiz reformlar niçin istenen sonucu vermiyor? Bu soruya cevap olarak eğer gene aynı çözüm kümesinden bir eleman önerilecek olursa farklı bir sonucun çıkmayacağını şimdiden söylemek falcılık olmasa gerek.
    “Nedir bu çözüm kümesi?” dersek, cevap olarak “Müfredat”, “Metod” ve “Materyal” ya da eğitim sisteminin 3M sarmalı diyebilirim. Bu üçlü, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz ve büyük bir ihtimalle bundan sonraki değişimlerde de başvuracağımız sihirli förmülü oluşturuyor.

    Bu üç konuyu değiştirirken insan öğesi dışlandığı için bunlarda yapılan değişimler daha kolay gerçekleştirilebilmesine rağmen kalıcı bir etki oluşturamadıkları için etkileri uzun vadede faydasız oluyor.
    İnsansız çözüm kümeleri her zaman kolay değişime olanak sağladığından, kısa sürede değişimler için bulunmaz kaftan gibi görünseler de sorunu derinleştirmekten başka bir faydaları olmaz. Bu nedenle artık başka çözümler üzerinde düşünmenin ve uygulamanın zamanı geldi de geçiyor.

    Eşitlik-eşitsizlik, kalite-nitelik

    İnsanla ilgili kısma geçmeden önce temel sorunun ne olduğunu anlayabilecek olabilirsek daha sonra doğru çözüm kümelerini tartışabileceğimizi aklımızda tutarak hemen iki kavramla sorunu özetleyeblirim: Eşitlik-eşitsizlik ile kalite-nitelik.
    Bugün temel eğitim kademelerinde yer alan bütün öğrencilerin sorunları bu iki kavramdan kaynaklanıyor. Temel eğitim kademesindeki öğrencilere aynı seviyede eğitim/öğretim hizmeti sunamadığımız için yapılan uluslararası sınavlarda öğrencilerimiz ülke olarak hep sonlarda yer almalarına rağmen bazı okul türlerinde bu sınavların birincisi ülke öğrencilerinin ortalamalarının üzerinde sonuçlar alabiliyoruz.

    Demek ki, bu ülkedeki çocuklar uygun ortamlar sağlanır ve nitelikli eğiticilerden kaliteli eğitim-öğretim alırlarsa şu an bulunduğumuz derceler bizim için de kader olmaktan çıkacak. Eşitliğin sağlanmasında sadece okullara teknolojik araç-gereç göndererek (materyal), uygulan öğretim yöntemini değiştirerek (metod) bütün bunların kullanıldığı öğretim programının değiştirilmesi (müfredat) yeterli olamıyor.
    Bütün bunları kullanarak eğitim-öğretim faliyetlerini gerçekleştiren öğretmenlerimizi yapılan bu değişimler konusunda hazır hale getirmez. Yapılan değişimleri uygulacak bilgi ve becerilerle donatmazsak ne yazik ki sistemin en önemli insan öğesini göz ardı etmiş oluruz.

    Toplumun katkılarıyla şekilleniyor

    Öğrenme, özellikle de anlamlı öğrenme canlılara özgü bir yeti olup oluşturmacı felsefeye (constructivist) göre bir anlam verme işlemidir. Bu anlam içinde bulunulan toplumun katkılarıyla şekilleniyor. Dolayısıyla, öğrenme öğrenciyle, öğrenmesine yardımcı olan öğretmenin yeterliliklerinden çok fazla etkileniyor.
    Bunu bitkilerdeki minimum yasasıyla açıklayacak olursak, bitkiler topraktaki besinlerini o anda ortamda en olanın oranında alıyorlar. Yani bu madelerden en az olan bitki tarafından toprak alınma oranını belirliyor.

    Bu yasayı öğrenme ortamları için kullandığımızda ortamda öğrenme için en az hazır olan insan öğrenmenin kaitesini belirliyor. Eğer öğretmen kaliteniz düşükse öğretim kaliteniz en fazla o seviyeye kadar gidebiliyor. Dolayısıyla, öğrenme ortamlarında öğretmen kalitesi öğrenme çıktılarının belirlenmesinde en önemli belirleyici olarak karşımıza çıkıyor.
    Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız çözüm kümeleri içerisinde öğretmen niteliğini arttırmaya yöenlik herhangi bir öneri bulunmadığı için biz hep aynı sonuçlarla karşılaşıyoruz. Öncelikli olarak bu konuya yönelmemiz gerekiyor.

    Nitelikli öğretmenlerimizi doğru müfredatları kullanarak, doğru yöntem ve doğru materyaller kullanarak öğretim yapar hale getirmeden bu sorunun ne yazık ki görünür gelecekte olası bir çözümü bulunmuyor. Nitelikli öğretmen konusu ise çok büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bu konudaki görüşlerimi de bir başka yazıda sizlerle paylaşmak isterim.

    Etiketler: öğrenme , öğrenci , egitim
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı