"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Aynı anda dört dizi yazıyor

Aynı anda dört dizi senaryosu yazan bir başka senarist daha var mı bilmiyorum. Sözünü ettiğim isim son olarak <B>Üç Kadın</B>’ı kaleme alan <B>Nuran Devres</B>.

Bugüne kadar Kara Melek’ten Aşk ve Gurur’a; Bize Ne Oldu’dan Marziye’ye kadar pek çok diziyi kaleme alan Nuran Devres şu anda dört dizinin senaryosunu aynı anda yazıyor.

TRT’de bu akşam başlayacak Üç Kadın’ın dışında atv’de yayınlanan Savcının Karısı ve Melekler Adası ile Kanal D’de yayınlanan Sahra’nın da senaristi Nuran Devres.

Uzun uzun anlattı ama benim hala dört diziye tek başına nasıl yetiştiği konusunu aklım almıyor.

Üstelik yardımcı yazarları falan da yokmuş Devres’in.

‘Karıştırmıyor musun hikayeleri’ dedim.

‘Yok tam tersine bazen birine final bulamıyorum. O zaman diğer diziyi yazmaya başlıyorum. Bitirip dönünce daha güzel bir final yazabiliyorum’ dedi.

Geceleri çalışıyormuş, çok fazla dışarı çıkmazmış, her bölümü yetiştirmek için belli bir günü varmış. ‘Birini aksatırsam domino taşı gibi bütün sistem yıkılır’ diyor.

Türk televizyonlarının en çok dizi üreten senaristine en beğendiği diziyi de sordum tabii. ‘Yabancı Damat en beğendiğim dizi. Hem hikayesi çok aktif hem de oyunculukları çok güzel’ dedi.

Kendi dizileri içinde en mantıksızları olarak Sahra ve Melekler Adası’nı gösterdi: ‘Bu iki dizide mantık yok. Sahra’da kadının hala neden peçeli gezdiği belli değil ama izleyici bir diziyi sevdi mi mantık falan aramıyor’.

En mantıklı dizisi ise Üç Kadın’mış.

Onu da bu akşam göreceğiz.

Atıf Yılmaz’dan, 12 yıl sonra dizi

Atıf Yılmaz’ın 1993’te Aziz Nesin’in hikayesinden uyarlanan, Türkan Şoray ve Tarık Tarcan’ın oynadığı Tatlı Betüş dışında televizyonlara çektiği bir başka dizi hatırlamıyorum.

(1979’da TRT’de Seyahatname de varmış ama onu izlemedim).

Tatlı Betüş, Atıf Yılmaz’ın özel televizyonlara yaptığı ilk ve tek dizi oldu.

Son olarak sinemalarda Eğreti Gelin’ini izlediğimiz Atıf Yılmaz 12 yıl aradan sonra yeniden bir tv dizisi, TRT1’de yayınlanacak Üç Kadın için kamera arkasına geçti.

Önceki akşam dizinin tanıtım yemeğinde yanyanaydık Yılmaz’la. ‘Nasıl ikna ettiler sizi’ dedim. Yapımcısı Mutena Açık’ı gösterdi, ‘Ben bu kadına aşığım, nasıl ikna olmam’ dedi şakayla karışık.

Kadro çok sağlam.

‘İzlenmek için senaryo Nuran Devres’ten, kalite için yönetim Atıf Yılmaz’dan’ formülünü hayata geçirmiş yapımcılar ve bu iki ismi Üç Kadın’da buluşturmuş.

Fikret Hakan, Fatma Karanfil, Suna Keskin gibi Türk sinemasının üç güçlü oyuncusu var kadroda.

Benim hem oyunculuğunu hem sunuculuğunu çok beğendiğim İpek Tenolcay başrolde. Kurtlar Vadisi’nin Nesrin’i bu diziyle izleyiciyi şaşırtacak gözüküyor.

Nefise Karatay ve Akademi Türkiye’den Timuçin Özarslan’ın performanslarını ise özellikle merak ediyorum.

Üç Kadın’ın ilk bölümü bu akşam 19.55’te TRT1’de, tavsiye ederim.

Kadının kaderi bu!

Üç Kadın’ın yemeğinde çok ilginç bir anektod da vardı. Atıf Yılmaz yönetiminde Üç Kadın projesi için bir araya gelen Fikret Hakan ve Suna Keskin’in bundan 39 yıl önce yine Atıf Yılmaz’ın yönettiği Ölüm Tarlası filminde rol aldığını öğrendik.

Üç Kadın’ın yemeğinde Suna Keskin bakın bu olayı nasıl anlattı;

‘1966 yılında Ölüm Tarlası’nı çekiyoruz, yönetmen yine Atıf Bey. Gencecik bir kızım. Bir kaçakçının hayatını anlatan filmde Fikret Hakan’ın sevgilisini oynuyorum. Sonra aradan yıllar yıllar geçiyor, 2005’e geliyoruz. Üç Kadın’da yine Fikret Hakan var, yine Atıf Yılmaz var. Ama ben bu kez Fikret Hakan’ın sevgilisi değil, kayınvalidesi rolündeyim. Galiba kadının kaderi bu’...

Festivalden önce CNBC-e’de

İstanbul Film Festivali hafta sonu başlıyor. Açılış gecesini cuma akşamı CNN Türk canlı yayınlayacak.

Festivalde birbirinden ilginç filmler var. Bunlardan biri de Terry Giliam’ın Brazil’i. Film totaliter rejimin hakim olduğu hayali bir ülkede, baskılardan kaçmaya çalışan bir adamın yaşadıklarını anlatıyor.

Gilliam, George Orwell’in 1984 adlı eserinden izler taşıyan Brazil’de kendisini delirten çarpık endüstriyel toplumun bürokratik çılgınlıklarını hicvediyor.

Ufak bir rolle de olsa Robert De Niro filmin oyuncuları arasında.

Festivalden önce ekranda izlemek isterseniz bu akşam CNBC-e başına (22.00)

En bonkör sunucu Metin Uca

Miras için ‘En cimri yarışma’ demiştim. İlk bölümüne yarışmacı olarak katıldığım için de çok iyi biliyorum ki, Miras’ta büyük ödülü almak deveye hendek atlatmaktan daha zor.

Ama o hendeği atlatan biri çıktı.

Miras bugüne kadar Türkiye’de televizyon yarışmalarının verdiği en büyük ödülü verdi. Son soruya kadar bilen bir fotoğraf sanatçısı tam 250.000 YTL’lik ödül kazandı.

Bugüne kadar verilen en büyük ödül, Kim 500 Milyar İster’e mahkeme kararıyla devam eden yarışmacının aldığı 125 milyardı.

Şimdi rekor 250 milyarlık büyük ödülle Miras’a geçti.

TRT kaseti izlemiş ve ödülü vermeyi kabul etmiş. Bu bölüm 7 Nisan’da yayınlanacak.

Daha önce ‘En cimri sunucu’ olarak anılan Metin Uca, böylece ‘En bonkör sunucu’ olarak da tarihe geçmiş oldu.
X