Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aynaya kızan kendine küssün

TARTIŞMAYA bile gerek yok! Anayasa Mahkemesi’nin kararı hukuken doğrudur.<br><br>Bunun siyaseten yanlış olduğunu söyleyip DTP’nin kapatılmasını eleştirenler, garip bir çelişki içine düşüyor.

Yasaları değiştirmiyorlar ama Anayasa Mahkemesi’nin yasaları uygulamamasını istiyorlar! Yüksek mahkeme yasaları hiçe sayar mı? Böyle bir şey olabilir mi?

 DTP, terör örgütü ile olan bağlantıları saptandığı, devletin bütünlüğüne yönelik bir odak haline geldiği için kapatıldı.

Partiyi yöneten kafalar, daha önceki kapatma kararlarından hiç ders almamışlardı.

“Şimdi yenisi kurulur!” deniliyor. Doğrudur, kurulacaktır. Ancak, bundan sonra kurulacak parti de, şiddete bulaşırsa kapatılacaktır.

Ta ki, akıllanıp, yasalar çerçevesinde hareket etmeyi öğreninceye kadar, sonuç hep aynı olacaktır. Karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin daha önce benzer konularda verdiği kararlara da uygundur.

Siyasi bakımdan olumsuz sonuçlar doğacak olması, hukukun alanına girmiyor.

* * *

Biz ne istiyoruz? Barış ve kardeşlik istiyoruz.

Herkesin eşit olduğu, genç kızların molotofkokteyli ile yakılmadığı, üniversiteli gençlerin kurşunlanmadığı, fidan gibi askerlerimizin kalleşçe şehit edilmediği bir ülke istiyoruz.

“Bunun yolu, eli kanlı bölücü çeteye, gözü dönmüş teröristlere taviz vermek değildir. Gözyaşlarını dindirmenin yolu, ülkede hukukun işlemesi, adaletin sağlanarak canilerin cezalandırılmasıdır” diyoruz.

“Kimsenin yapığı yanında kâr kalmamalı, devletimiz, gücünü ve kararlılığını göstermeli, yasaları uygulamalıdır!” diyoruz.

Oysa ne yapılıyor? Ülkeyi kana bulayan, yurdun dört bir yanında yangınlar çıkaran, dükkânları yıkan, insanları öldüren teröristleri, kahraman haline getirmeye çalışıyorlar!

Biz bu çarpıklığa, bu haksızlığa karşı çıkıyor “Devlet, elinde silah olan haydutlarla müzakere etmez, mücadele eder” diyoruz.

* * *

Başbakan kızıyor bize... Kendi yandaşları gibi pohpohlamamızı, alkışlamamızı bekliyor, istediği olmayınca özgür basına ağır baskılar başlıyor.

“Sınır Tanımayan Muhabirler Örgütü”nün raporuna göre Türkiye basın özgürlüğü açısından dünyada 168 ülke arasında 122’nci durumda... Yani son sıralarda...

Bu, “Türk basını özgür değil” anlamına geliyor.

Gittiği yabancı ülkelerde Tayyip Bey’e, Türk basınının ağır baskı altında olduğu hatırlatılınca, zaten kızgın olan Başbakan’ın tepesi iyice atıyor:

“Kim demiş Türkiye’de basın, Amerika’dan çok daha özgürdür” diye gürlerken gözlerinde öfke şimşekleri çakıyor!

* * *

Başbakan Erdoğan’ın, özgürlükte bizden çok geride olduğunu iddia ettiği Amerikan basını, onun söylediğinin tam tersine dünyanın en özgür 21 ülkesi arasında yer alıyor. “Sınır Tanımayan Muhabirler Örgütü”ne göre 168 ülke arasında Amerika, Türkiye’den 147 basamak önde bulunuyor.

Bir basın kuruluşuna dünya tarihinde verilmiş para cezalarının en büyüğünün verilmesi (Doğan Medya Grubu’na 4 milyar 823 milyon lira gibi akıl almaz boyuttaki astronomik ceza) ne kadar özgür olduğumuzu göstermeye yetiyor!

Böyle ağır ceza tehdidi altında bulunan basına özgür denilebilir mi? Tehdit altında özgür basın olamaz, özgür basının olmadığı yerde de demokrasi asla yeşermez, gelişemez!

 

 

X