Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aynaya bakın Çiller'i görün

Enis BERBEROĞLU

Gazeteci Faruk Bildirici'nin ‘‘Maskeli Leydi’’ isimli çok satan kitabı hakkındaki tartışmaları herhalde izliyorsunuz.

İsviçre çakısı gibi çok amaçlı-hünerli kullanılan sütunlarda süren tartışma daha çok ‘‘taraflılık’’ teması ekseninde gelişiyor.

Kitabı daha çıktığı ilk gün -çok akıcı üslubu sayesinde- okuyup bitirdiğimizde biyografiden çok iddianame formatı taşıdığını fark ettik.

Çünkü kitap yazılırken görüşüldüğü belirtilen 160 kişiden hiçbirisinin Tansu Çiller'i savunmadığı, ortaya çıkan üründen belliydi.

Ayrıca yaşamöyküsü yazılan kişinin, yani Tansu Çiller'in karşı görüşü ve olası itirazları kitabın eskik yanıydı.

Ne var ki Bildirici'nin kitabı yazarken Tansu Çiller'le görüşmek istediği, ancak olumlu-olumsuz tek yanıt alamadığı da kanıtlıydı. Üstelik kitapta aktarılan olayların çok büyük bölümü tartışmasız gerçeklerdi.

O yüzden Faruk Bildirici'nin suçu iddianame yazmaktan ibarettir.

Suç ortağı ise gazetecinin ısrarlı sorularına rağmen yüz yüze görüşmeyi kabul etmeyen, kişisel tarihiyle ilgili bilgileri teyit veya ret hakkını kullanmayan Tansu Çiller'dir.

Faruk her zaman namusuyla gazetecilik yaptı. Tansu Çiller ise mal varlığını ABD'de edindi, bu ülkenin medyasına, adaletine hiç güvenmedi.

Demek ki her ikisi de bildikleri yolda emin adımlarla yürüyor.

* * *

Aslında kitapla ilgili tartışmalara katılmak niyetinde değildik.

Ancak Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Reşad Kayalı'nın Yeni Yüzyıl Gazetesi'nde yayınlanan mektubu zorunlu kıldı.

Kayalı, ‘‘Esasen doğru bir portre üzerine’’ başlığı atılan mektubunda, önce ilginç bir tespitte bulundu, ardından kritik bir soru yöneltti:

Kayalı'nın Çiller tarifi:

‘‘...Çiller portresi esas itibariyle doğrudur. Fakat en azından Boğaziçi'ndeki birçok meslektaşı açısından malumu ilan (bilineni açıklama) niteliğindedir...’’

Ardından polemik sorusu:

‘‘Bizlerin yıllarca önce dahi çok iyi tanıdığı bu kişiyi Türkiye'nin de tanıması için bu kadar yüksek bir maliyet ödemek gerekir miydi?..

(Kitapta) Özellikle Çiller'in zaferiyle sonuçlanan Haziran 1993 tarihli DYP Kongresi'ne giden süreç son derece yüzeysel biçimde işlenmiştir. Bu süreçte bazı günlük gazetelerin ve köşe yazarlarının taşıdığı ağır bir sorumluluk vardır...’’

Demek ki gazeteci, çifte kavrulmuş suçlu öyle mi hocam?

Önce canavarı yarattığı, sonra da yok edemediği için...

* * *

Peki tıpatıp aynı eleştiriyi sadece tarihleri değiştirip Boğaziçi Üniversitesi'ne yöneltmek mümkün değil mi?

Kayalı'nın mektubundan bir alıntı daha:

‘‘...Çiller dersi vermek zorunda kalmıştır. Ancak dönem sonunda kendisinin aşırı devamsızlığı yüzünden birçok öğrencinin perişan olduğunu öğrenince biraz pişman olduğumu da itiraf etmeliyim...’’

Madem ki Tansu Çiller'in insan ve hoca olarak portresi Boğaziçi camiasında herkesin bildiği bir sırdı... O zaman sorabilir miyiz, neden kovulmadı? Boğaziçi'nin saygın formasını taşımasına neden izin verildi?

Aralarında bu satırların yazarının da bulunduğu yüzlerce öğrenci, cahil ve mesleki ahlakı bile tartışmalı bir hocaya niçin emanet edildi?

Tansu Çiller'i üniversite yıllarında hangi güç, neden korudu?

Detaya girmek ister misiniz hocam? Eğer sizi saygıyla anan eski bir öğrencinizin hafızanızı tazelemesine ihtiyaç duyarsanız, emrinizdeyim.

* * *

Artık anlaşalım... Tansu Çiller'i hep birlikte yarattık.

Dolayısıyla Çiller sendromunu aşabilmek için önce aynaya bakmayı öğrenmemiz lazım. Herkes suçu başkasının üstüne atarsa tedavi mümkün olmaz, Çillerler'i doğuran, besleyip büyüten bataklık kurumaz.

Elinize Faruk'un kitabını alın, kapağına bakın.

Bilin ki gördüğünüz sizsiniz... Yüzleşin.

NOT: Turizm Bakanlığı, Tansu Çiller'in pansiyonunun eksiklerini üç ayda tamamladığı için ruhsatının iptal edilmediğini açıkladı. Bakanlık Eğitim Merkezi TUREM'in kapatılması ile ilgili olarak Bakan İbrahim Gürdal soruşturma açtırmış ve Turizm Eğitimi Eski Genel Müdürü Turgut Yorga kusurlu görülerek disiplin cezası almış.

Orman Bakanı Ersin Taranoğlu'nun dün arayarak verdiği bilgiler mecburen yarına kaldı.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI