Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ayıp olmuyor mu, Fikri Bey?

Uğur DÜNDAR

Biz artık ona ‘‘Karabatak’’ diyoruz. Temiz toplum özlemlerinin doruğa ulaştığı, çeteler ve mafya bağlantılı haber bombalarının peş peşe patladığı dönemlerde ortaya çıkıyor, bir dolu palavra sıktıktan sonra kayboluveriyor!

İşin garibi, bu müthiş yalancı, her seferinde de kandıracak birilerini buluyor.

Biraz incelendiğinde çelişkilerle dolu şizofrenik laf salatasından başka bir şey olmadığı kolayca anlaşılabilecek olan yalanları, ne yazık ki medyada, manşetlere kadar tırmanabiliyor!

Oltasına en kolay yakalanan kişilerden biri ise, TBMM'nin ‘‘Susurluk, çeteler ve mafya’’ konusundaki araştırmalarıyla haklı bir ün kazanan milletvekili Fikri Sağlar!..

Ancak Sayın Sağlar'ın ‘‘Karabatak’’ tutkusu, giderek, yaptığı tüm araştırmalara gölge düşürecek bir boyuta ulaşıyor, hatta biraz ayıp olmaya başlıyor.

YALAN MAKİNESİ

ARENA ekibinin ‘‘Karabatak’’ lakabını taktığı bu yalancının adı, Abdullah Argun Çetin... Bazen ‘‘Acar’’ kod ismini kullanıyor, bazen de ‘‘Abdullah Kerimoğlu’’ oluyor!

Yaklaşık iki buçuk yıl kadar önce, ekibimizi telefonla arayarak, Türkiye'yi sarsacak açıklamalar yapacağını söylemişti. Kendisiyle kamera önünde görüşen Mehmet Ali Önel'e anlattıkları, gerçekten de dudak uçuklatacak türdendi. İddialarına bakılırsa, Türk İntikam Tugayı (TİT) üyesiydi ve örgüt tarafından bomba uzmanı olarak eğitilmişti. Bahriye Üçok ve Uğur Mumcu suikastlarına katılmış, hatta Mumcu'nun yaşamını yitirmesine neden olan bombanın yapımında görev almıştı. Sultanahmet Meydanı'ndan Bakü Metrosu'na kadar, dünyayı dehşet içinde bırakan birçok sabotaj ve bombalama eyleminde o vardı! Matild Manukyan'a karşı girişilen bombalı saldırıyı itiraf ederken şunları söylemişti:

‘‘Manukyan olayında, genelev patroniçesinin ölmesi istenmiyordu. Hedef, arkasından gelen iki kişiydi. Bombayı öylesine ustalıkla yerleştirdim ki, Manukyan, yaralanmasına karşın ölmedi. Ama arkadan gelen ve Özer Çiller'in İstanbul Bankası'nda Genel Müdürlük yaptığı dönemde, şoför-kurye olarak kullandığı Mehmet Urhan ve bir başka kişi, hayatını kaybetti.’’

Dehşet verici itiraflarının arasına, Manukyan'ın şoförünün geçmişteki öyküsüne benzer gerçekleri ustalıkla serpiştiriyor, ama daha ilk dinleyişte hayal ürünü olduğu kolayca anlaşılan yalanları da, söylemeden geçemiyordu.

Hemen arşive girip, geniş çaplı bir araştırma başlattık.

Emniyetteki bilgiler, yargıdaki dosyalar ve uzmanların açıklamaları, bizi kısa sürede sonuca ulaştırıverdi. Artık eşine zor rastlanılır bir yalancıyla karşı karşıya olduğumuza inanmıştık. Belli ki birileri ona dersini iyi çalıştırmışlar ve yalan haber tuzağına düşüp itibar kaybetmemiz için, bize göndermişlerdi. Çekim yaptığımız kaseti depoya atıp Abdullah Kerimoğlu'nu (!) unuttuk.

Çok geçmeden aynı tuzağın Aydınlık Gazetesi'ne de kurulduğunu öğrendik. Aydınlıkçılar, bu dolmayı yutmadıkları gibi, basın toplantısı düzenleyerek, medya kuruluşlarını dolaşan bu serseri mayını kamuoyuna teşhir ettiler.

Ne gariptir ki, benim Hürriyet'teki köşemin yanı sıra, televizyona çıkarak, Aydınlıkçıların da basın toplantısı düzenleyerek yalanlarını kanıtladığı Abdullah Argun Çetin, kapağı TBMM'deki Susurluk Araştırma Komisyonu toplantısına atmayı başardı. Davet eden kişi, CHP İçel Milletvekili Fikri Sağlar'dı...

Nedense Fikri Sağlar, Abdullah Argun Çetin'in birçok karanlık olayı, özellikle Uğur Mumcu suikastını aydınlatacak kilit adam olduğuna inanmıştı.

TEDAVİ GÖRMÜŞ

Oysa biraz araştırma yapmış, örneğin ‘‘kilit adam’’ın (!) babasına ulaşabilmiş olsaydı, kamuoyunu yanıltmayı iş edinen bu zavallının, ruhsal tedavi gördüğünü, hatta doktorunun adını bile kolayca öğrenebilecekti.

Radikal'de Fikri Sağlar'la yapılan yeni bir söyleşiyi okuyunca (31.8.1998/Yurdagül Erkoca) bu yazıyı kaleme almak zorunda kaldım.

Bakın bu söyleşide neler söylüyor Fikri Sağlar:

<ı>‘‘...Komisyonumuza Abdullah Argun Çetin isimli bir kişi geldi. Bu kişi, Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili çok önemli bilgiler verdi. Kendisinin Azerbaycan'da, Abdullah Çatlı'nın komutasında çalışan bir ülkücü olduğunu anlattı. Bir gün kendisine birkaç kişiye bomba eğitimi vermesini istediklerini ve bu bombayı bir araca koyacaklarını belirttiklerini, hatta bir günlüğüne hangi araç olduğunu göstermek üzere Türkiye'ye geldiğini... Bu sokağın Uğur Mumcu'nun sokağı olduğunu, Uğur Mumcu'nun aracının kendisine gösterildiğini söyledi. Ama nedense Yaşar Topçu, daha fazla ifade vermesini engelledi ve bağıra çağıra komisyonun dışına çıkardı. Yalan söylüyor diyerek...

- Ne oldu bu kişi?

- Sonradan kayboldu.

- Nasıl kayboldu?

- Yok... Bulunamıyor!..’’

‘‘Karabatak’’ı, yüce Meclis'in çatısı altından kovan Sayın Yaşar Topçu'nun eline, diline sağlık. Çünkü tutanaklara geçen ifade, bir deli saçmasından ibaret...

Abdullah Argun Çetin'in ortalıktan kaybolduğu, bulunamadığı iddiaları da doğru değil. Hafta içinde kendisiyle telefonla konuşarak, DGM'de sorgulandığını ve bugüne kadar yaptığı tüm açıklamalarını inkâr ettiğini öğrendim.

Temiz toplum için çabalarını içtenlikle desteklediğim Sayın Fikri Sağlar'a gelince:

Böylesine müseccel bir yalancıya inanmakla, artık biraz ayıp etmiyor musunuz Fikri Bey?

Malum; karanlıklar, yalancıların mumlarıyla aydınlatılamaz.













X